İki Dünya

M. Akif Sancaktar
M. Akif Sancaktar

Latest posts by M. Akif Sancaktar (see all)

Yahudileri anlamadan dünyada neler oluyor sorusuna cevap bulabilmek gerçekçi sonuçlara ulaştırmaz düşüncesiyle ve sınırsız ihtimalleri dize getirme gayretiyle “Bismillah” diyelim, başlayalım konumuza.
Bilim ve teknoloji tarihsel gelişiminde birbirinden farklı etkilerle keşfedilerek insanlığın kullanımına sunulmuş olsa da bu buluşların insanlığa mal edilmeden evvel bir sahibinin olduğu unutulmamalı. Böylece buluşlar, keşifler, formüller vs. iki temel sonuca ulaştırdı bizleri. Birincisi para ediyor olması, ikincisi silah olarak kullanılabilmesi.
Para ediyor olması bakımından bütün devletler bilim insanı yetiştirmeye çalışsa da bir türlü Yahudi nin buluşlarına yetişemiyor. Neden? Yahudi bu gücü başkasına bırakmamak için her şeyi yapabilir de ondan. Ne demek her şeyi; belki 10-20 veya 50 yıl sonra satacağı bilgiyi insanlarla paylaşmayarak ve rekabet oluşturduğu devlet imajlarına dilediği karşılığa satabilmeyi mümkün kılacak ikna edici bilgiler paylaşmak gibi. Bu paylaşımında şartları var elbette. Satılan bilgi paketinin kurulumunu yapmak, öğretmek, geliştirmek üzere çalışanlarını yahudinin belirleyeceğini kabul etmek demek mesela. Böylece sınırlarını yahudinin belirleyebildiği bir ilerleme ve o devletin geliştirebildiği bilgiyi de çalma fırsatı sağlamış oluyor yahudiye.
Sonra bilginin işlenmesi için ciddi birikimler gerekir. Doğru seçilmiş çıkış noktalarını bilmeyi gerektirir. Bu konuda da şaşırtıcı yapılanmasıyla tanıyoruz yahudiyi. Dünyanın her ülkesinde azınlık durumunda dağınık vaziyette yaşarken 1.derece akrabalarımızla olan ilişkilerimizden daha yakın ilişkiler kurabiliyor olmaları onların yapılanmasını anlamak için bir başka sorgu noktası oluşturuyor zihnimizde. Bu yakın ilişkiler, haberleşmeler, “ne var bunda canım” denilecek masumca tanışıklıklar değildir. Bir de bunu gizlemek zorunda olmasını düşünürsek az bir başarı değildir. Yahudi, tarihi boyunca bozgunculuk yaparak, fitne yayarak yaşaya geldiği için dışlandığını, hedef haline gelmenin bedelleri olduğunu öğrendiğinde kendisini gizlemeye ihtiyaç duymuş oldu. Her işi “matruşka” biçiminde şekillendirdiği aracılar sayesinde yapmaya başladı.
Nüfusunun %59 unun İsrail dışında dağılmış olması bundandır. Yakından tanımak ve o devletin kültürünü, karakterini, kaşınacak yaralarını anlayabilmek ve kullanabilmek. Borsaya yön verebilmek, kaynaklarını bedava sayılacak fiyata sömürebilmek, toplumsal ayrışmalar sağlayacak fikir tohumlarını beslemek, örgüt olabilecek azınlıklara el uzatmak her şey dahil paket eşittir Yahudi.
Şu anda örnek olarak hangi devleti düşünmek isterseniz onu ele alalım. Güçlü gördüğünüz bir devleti nasıl tanımlarsınız. Silah ve ekonomik ölçüyle bakınca ABD, Rusya, Çin… bir imaj bir de gerçeğiyle kendi içinde çatışan ve neredeyse %50 oranında karşı görüşe sahip insanlarıyla iç savaş dengesinde ülkeler görüyoruz. Bu bize şunu gösteriyor; yahudinin şekillendirdiği ve başarılı ilerleme sağladığı imajı verilen bir grup ile kendi kültürünü korumaya çalışarak milli kalkınmalar şuurunda mücadele veren diğer grup (veya gruplar).
Nihayetinde demokrasiyle seçilemezse darbeyle yada ülkenin kişiliğine uygun formüllerle karar mercilerini elinde tutmayı başaran yahudiden bahsediyorum.
Geçmişimizden bir örneği inceleyelim. 2.Abdulhamid dönemi dış borç ve Düyun-i Umumiye meselesi. 1876 da 200 milyon sterlini geçen bir borç. (nasıl oldu bu kadar borç?) Borcun ödenememesiyle kurulan Düyun-i Umumiye(Borçlar İdaresi.) Abdulhamid Han’a yapılan teklife bakıyoruz. Teklifi yapan Theodor Herzl. (Filistin’de bir Yahudi devleti kurmak için yaptığı çalışmalarla tarihte siyasi SİYONİZM’in kurucusu olarak bilinir.) Teklif şöyle; Abdulhamid Han’ın Düyun-i Umumiye ile görüşmeleri sonrasında 75 milyon altın borcun 32 milyon altına indirilmesinin ardından bu borcun 25-26 milyon altınının Avrupalı Yahudiler tarafından ödenmesi karşılığında yerleşim müsaadesi olarak Hayfa ve civarının istenmesini içeriyor. 10 mart 1902’de 40.000 pound’luk, 15 mart 1902’de 1,000,000 Franklık ve 800,000 Franklık teminat mektupları, Viyana Konsolosu Mahmut NEDİM Bey vasıtasıyla Sultan II. Abdulhamid Han’a sunulmuştu. Bu teminat mektuplarına ihtiyaç duyulmadan borçlar ertelenmiş olsa da görüldüğü üzere parayı etkin kullanarak pazarlık noktasında karşı tarafı taviz vermeye mecbur bırakan Yahudi yöntemini anlamaya çalışıyoruz.
İkinci durum, silah olarak kullanılması ise bir anlamda ekonomi demek olsa da güç anlamında devletleri ikna edici büyük silahlar ve formülleri paranın ötesinde kazançlarla satmasını bilirler. Silah kullanabilmek için savaşların olması gerekir ve o savaşları organize etme işini de Yahudi kadar becerebilen yoktur. Yenilmez silahlar satın aldığına inanan devletlerin meydan okumasıyla başlatılan savaşlarla dolu tarihimizin günümüzde tekrarlanmak üzere olan versiyonunu yaşıyoruz farkındaysanız.
Özünde anlatmak istediğimiz, devletler bünyesinde yapılanmasını sağlamlaştırabilen Yahudi’nin, amacına hizmet eden yönetim kadrolarıyla, o devletin vatansever kadrolarının çatışmasını “iki dünya” olarak anlatmaya çalışmaktır. Buradan yeni sorular, sorgular ve araştırmalar gerektiren birçok konu başlığı oluşturmak gerekir ancak başlangıç olarak biz bu kadarına değineceğiz.
Peki, eleştiri ve tespitlerin bir de çözüm önerisi olması gerekmez mi. Elbette gerekir. Ancak araştırmalarımızı devam ettirecek ve çözümleri birlikte bulacağız inancındayım. Zira bir yüzyıl daha uyutulmasın bu aziz milletimiz.
Esselamu Aleyküm.

Mehmet Akif SANCAKTAR

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir

Benzer Haberler