SERDAR TOPUZ: Enerji Savaşlarının Merkezinde; Nükleer Bizi Çağırıyor

Önünüze ayrıntılı bir dünya haritası alın ve gelin birlikte bir serüvene çıkalım. Konumuz enerji olduğu için en başta enerjinin merkezlerini ve o enerjinin en üst seviyede kullanıldığı bölgeleri yani endüstri merkezlerini belirleyelim.
Enerji merkezleri; Rusya-İran(doğal gaz), Ortadoğu(petrol), Orta Afrika. Endüstri merkezleri; Çin, Japonya ve Avrupa.
1949 yılına ait bir haber;  Almanya Avrupa’nın,  Japonya Uzak Doğu’nun atölyesi haline gelecek…
Konuyu buradan izaha girelim ve soralım bu iki ülke şu anda endüstri merkezi mi? Evet. Burada dikkat edilmesi gereken husus, bu kararın 1949’da verilmiş olması ve kararı verenin ne Almanya ne de Japonya olmayışı. Dünya’nın kritik yerlerinde bulunan ülkelerin kendi başlarına hareket etmeleri mümkün değildir. Bu ülkeler veya bölgeler devrin süper güçleri tarafından yönetilir. Özellikle Selçuklu ve Osmanlı devrinde yönetim Orta Asya’nın tam ortasını merkeze alarak Türkler tarafından sağlanıyordu. Yıllar içerisinde zaafa uğranmasıyla bu yönetim Güney’de İngiltere’ye (Hindistan,Pakistan,İran,Arap Coğrafyası)  Kuzey’de Rusya’ya (Kafkasya Coğrafyası)  geçti. Bu iki ülkenin belirlediği merkez ise İran oldu. 20. Yüzyıl içerisinde dünya arenasında geri çekilen İngiltere yerini ABD’ye bıraktı. İki güç olarak görünen Rusya ve ABD’nin yeni merkezi ise 1979 İran devrimiyle birlikte Ankara üzerinden Ortadoğu oldu ve Türkiye, Rusya ve ABD ortak hareket etmeye başladı.

Enerji(doğal gaz) devi Rusya’nın iki düşmanı, endüstri devleri olan batıda Avrupa ve doğuda tarihi Çin’di. Bugün Rusya’nın derin tehdit algısı Avrupa’dır, bundan rahatsız olan ülkeler ise İsrail ve İngiltere’dir. Ruslardaki bu tehdit algısını batı üzerinden kaldırmak istedikleri içinde bu algıyı bir dönem Türk -İslam coğrafyasına çekmek istediler lakin Çeçenistan’da bu tuzağa düşen Rusya, Ukrayna olaylarında kesin olarak anladı ki kendisi için asıl tehdit Avrupa’dır.
ABD’nin düşmanlarına gelecek olursak; ülke olarak karşısına diktirilen Çin, ekonomik olarak doların karşısına diktirilen Euro desek öyle zannediyorum ki durum net olarak anlaşılır.
Türkiye ise bu durumda makasın orta vidası gibi görüldüğünden düşünce olarak makasın düzgün bir biçimde çalışabilmesi için o vidanın sabit bir şekilde yerinde kalması gerekiyordu. Anlaşılabilmesi adına bir örnek vermek gerekirse; Arnold Toynbee’nin ABD’ye verdiği bir raporda ‘’Biz güney İslam’ı Bahailik, kadiyanilik vs. ile hallettik, siz kuzey İslam’a dikkat edin’’ diyor ve ekliyordu ‘’Kuzey İslam’ın üç merkezi var; Semerkant, Buhara ve İstanbul ‘’.  Yani bundan sonraki asıl hedef kontrol edebilmek amacıyla Kuzey İslam’dı! Yani Türkiye’ydi!

Türk-İslam düşmanlığında bir başka fasılda tarihi İpek Yolu’dur.  Bilindiği üzere İngiltere Süveyş’i açarak İpek Yolu’nu tasfiye etti ve böylece bölgede yeni bir alan tanımlamasının sahibi oldu. Türk-İslam coğrafyası İpek Yolu sayesinde dünya yönetiminde söz sahibiyken böylece baypas edildi. Tarihi açıdan bakarsak, Orta Asya’dan Viyana’ya kadar uzanmış bir ok(Türk Oku) düşünün, işte birilerinin yüzyıllık hesabı bu okun yönünü batıdan alıp doğuya(PKK, Güneydoğu meseleleri ile) çevirmekti.  Diğer yandan bir zamanlar Yunanistan, Türkiye, İran, Pakistan’da askeri yönetimi güçlü kılarak SSCB’yi kuşatmayı hedeflemişler ve başarmışlardı. Aynı projeyi bir farklı versiyonla bir dönem sonra Türkiye’ye uygulamak istediler ve bir bakıma(Doğu’da Ermenistan ile) bu projede başarılı olundu. Ermenistan duvarı denilen bu projeyle Türkiye ile Orta Asya’daki Türk dünyasının ilişiği kesildi ve böylece kendilerine karşı yeni bir tehdit unsuru oluşmasının önüne geçildi.

Avrupa’(Almanya)nın Hayali:

Endüstri merkezlerinden Avrupa’nın en büyük hayallerinden biri, Kuzey Irak ve Türkiye’nin güneyini Türkiye’den kopararak oradaki enerji havzasına ulaşmaktı ve Türkiye’nin kalan kısmını AB’ye alarak bu geçişi sağlamaktı. Bu plan doğrultusunda geçiş güzergâhındaki Romanya ve Bulgaristan’ı da zaten AB’ye almıştı. Ancak ABD bu hayali görür görmez gelip Irak’ı işgal etmişti ve bu hayale son vermişti. Dolayısıyla AB yine Ukrayna üzerinden Rusya’ya muhtaç bırakılmıştı. Bu süreçte Avrupa, Ukrayna üzerinden yönetimi ele geçirerek Rusya’nın dünya üzerine çıkışını elinde tutmak istese de Rusya buna müsaade etmedi ve dünya Ukrayna ve Kırım krizine sahne oldu.
Avrupa’nın bu hayali son bulunca, Hazar’ın enerjisini kullanmak için Gürcistan ve Türkiye üzerinden Nabucco projesini devreye geçirdi lakin Rusya buna da müsaade etmedi. 2008’de Gürcistan’ı işgal etti ve Avrupa’nın bu hayalide son buldu.
Son olarak bu hayalde suya düşünce Suriye krizi ortaya çıktı. Avrupa’nın son çaresi artık Katar ve çevresindeki enerjiydi. Bu enerji ABD işgalindeki Irak üzerinden gelemeyeceği için tek çare Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye üzerinden sağlanabilirliğiydi. Biliniyordu ki Katar’dan Avrupa’ya gidecek enerji Rusya’yı baypas eder ve Avrupa’yı Rusya’nın kontrolünden çıkarırdı. Burada özellikle Rusya’nın Esad’a sahip çıkmasının sebebi de buydu.  Avrupa’nın Türkiye’deki seçimlere müdahale etme arzusunun nedeni ise tüm enerji kaynaklarının yolunun Türkiye’den geçmesiydi.

Türkiye’nin Etrafına Duvar Örme Projesi:
Bu duvarların birincisi bahsettiğimiz Orta Asya’da ki Türk coğrafyasıyla bağımızı koparan Ermenistan duvarı. Bu duvar enerjide iki rakip olan Rusya ve İran sayesinde örüldü. Böylece orada üretilen her ürün Azerbaycan ve Türkiye üzerinden dünyaya çıkmak yerine Rusya eliyle çıktı.
Bir diğer duvar ise yine İran ve Rusya menşeili Irak ve Suriye üzerinden Akdeniz’e doğru bir Şii koridoruyla örülmek istendi. Buradaki amaç ise Türkiye’nin güney Sünni bölgesiyle bağını koparmaktı. Bu proje hala yürürlükte olmakla birlikte uluslararası mücadeleyi güneye kaydırıyordu.

İsrail’in Kanal(Eilat) Projesi:
Asya’nın büyüyen güçleri Çin ve Hindistan’ı kendi kontrolü altına almak isteyen İsrail’in hayali ise Rusya, İran, Azerbaycan ve Kuzey Irak’tan çıkacak enerjiyi Ceyhan’da toplamak. Ceyhan’dan Aşkelon’a getirerek, oraya bir kanal açıp Eilat’tan Hindistan ve Çin’e göndermekti. Bu arada yıllar önce Aşkelon-Eilat arası Süveyş’e alternatif bir kanal projesi duyuruldu lakin kimler duydu bilemiyoruz. Aslında içerisinde bulunduğumuz süreçte Sina Yarımadası’nda çıkan İsrail ile ilgili olaylar, Mursi’nin devrilmesi vs. bu projenin bir çalışmasıydı. Bu minvalde anlaşılmayan mesele ise İran-Türkiye birliği. Eğer İran ve Türkiye birlikte iş tutarsa Azerbaycan ve Irak’ın da enerjisiyle hem Asya’nın hem Avrupa’nın ihtiyacı rahatlıkla karşılanabilirdi lakin İsrail bunu istemezdi, küreselciler bunu istemezdi. Bunu istemedikleri için de uluslararası savaş güneye inerken selefilik adı altında vahhabilik(daeş) ile din savaşları kuzeye çıkarılıyordu.

Çin’in Hayali:
Dünya üzerinde büyük sermayenin nereye gideceğini siyasi karar mekanizmaları belirler. Bu mekanizmaların belirlediği noktalardan biri de Çin’dir. Çin’in kendi bölgesinden iki büyük rakibinden biri Rusya diğeri Hindistan’dır. Çin’in enerji alabileceği en yakın yer, rakip Rusya’yı saymazsak İran bölgesidir. Bu minvalde Çin’in hayali; Tacikistan ve Pakistan’ı birleştiren ince Afganistan topraklarından oluşturulacak koridorla bu enerjiye ulaşmaktı.

Belki de Afganistan, o ince koridoru oluşturan topraklara sahip olmasıydı işgal edilmeyecekti. Yani Ruslar ve ardından ABD, Çin’in bu hayalini suya düşürmek için Afganistan’ı duvar haline getirmeyecekti ve Çin’e düşen de başka yollar aramak olmayacaktı. Ne var ki işgal gerçekleşti, Çin’de kendine başka yollar aramaya başladı ve bir süre sonra İran ortaklığı ile bu hayalini Pakistan’ın güneyinden Hindistan’ında enerji ihtiyacını karşılayacak şekilde oluşturmaya karar verdi ki hemen ardından Pakistan’ın güneyinde ABD eliyle Belucistan adında bir ülke kurulabilmesi söylemiyle bu yol da kapandı.
Bu arada Çin’i kendi bölgesinde dışarıdan kuşatan güç, olur da Çin bu örülen duvarı aşar diye bir proje geliştirdi ve Doğu Türkistan’ı destekleme, Tibet bölgesini de bir devlet haline getirme kararı aldı. Bu proje yürürlükte bekleyedursun, geçelim Çin’in diğer yol arayışlarına…
Çin bu kuşatma içerisinden bir anda kıyıya çıkabilmek adına tabiri caizse Myanmar’a daldı lakin burada da Arakan meselesi patlak verdi ve proje başlamadan noktalandı. Devam eden süreçte Çin, bir dönem önce aldığı devasa gemi Varyak’ı uçaksavar gemisine evirerek projeye dönüştürdü ve deniz kuvvetlerini güçlendirme kararı aldı. Şu anda tek enerji yolu Malakka Boğazı olduğu için o bölgelerde ABD donanmalarıyla sıkıntı yaşasa da aman sıkıntı çıkmasın diye de Malezya ve Endonezya’ya adeta çuvallarla para yatırıyor.  Zira geldiğimiz son süreçte ise daha birkaç gün evvel derindünya.forum sitemizin ‘’gündem haber’’ bölümünde Malezya, Endonezya ve Filipinler’in birleşerek Ebu Sayyaf örgütüne karşı deniz güvenlik gücü oluşturduğu haberini yayınlamıştık. Görünen o ki Ebu Sayyaf’la birlikte Çin’in bu yolunun da önü kesilecekti ama dengelerde çoktan değişmişti.

Kafaların Karıştığı BOP Nedir?
Burada yıllardır süren bir tartışma konusu olan Büyük Ortadoğu Projesi’ne de enerji meselesi olması hasebiyle kısaca değinmek gerekiyor. Kısaca dedik zira bu meselenin deriniyle açıklanması ülkemizin çıkarlarına zarar getirebilecek niteliktedir!
Büyük Orta Projesi; tek cümle ile Türkiye’nin güneydoğusu ve Kuzey Irak bölgesini endüstri merkezi haline getirme, aynı zamanda Çin ve Avrupa’nın pazarını ele geçirme projesidir. Üst satırlardan yola çıkarak haliyle bu projeye karşı çıkacak iki taraftan bir Çin diğeri Avrupa’dır. Bu proje, Çin ve Avrupa’yı kendine düşman/rakip gören ABD tarafından da çıkarlarına uygun olduğu için desteklenmektedir. Lakin bu projeye karşı çıkan İngiltere, İsrail ve Çin şu anda Etiyopya’da benzer bir projeyi hayata geçirme çabasındadır. Türkiye ise hem bu hamleye karşı, hem de terörden dolayı BOP ’un gecikeceği düşüncesiyle Cibuti adımını atmış, orada arazi alımını hızlandırmış ve serbest bölge çalışmalarını yürütmeye geçmiştir. Belirttiğimiz üzere ülkemizin menfaatlerine zarar gelmemesi adına konuyu daha fazla uzatmıyor, zihninizde oluşan düşüncelerle sizi baş başa bırakıyoruz.

Yerimizin darlığı sebebiyle de enerji meselesine burada bir virgül atıyoruz… Serüvenimizin ikinci bölümü; ‘’Ekmekten, Aştan Evvel Nükleer’’ başlığıyla gelecek hafta buluşmak üzere… Selametle…

Serdar TOPUZ

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir

Benzer Haberler