Platon’un Demokrasiye Bakışı

Burak Ağca
Burak Ağca

Latest posts by Burak Ağca (see all)

DEMOKRASİNİN HANDİKAPLARI VE İDEAL DEVLET

İnsanoğlu tarih boyunca her zaman her şeyin mükemmelini arzu edip,ideal olan o doruk noktasına ulaşmanın hayalini kurup,o noktaya ulaşmak için elinden gelen gayreti gösterdi.Bu amaçlarına ulaşmak için bir çok şeyden fedekarlık yapmak zorunda kalarak, kazanmak istediği şeylerin yanındada bir çok şeyini kaybetti.İnsanlık tarihine baktığımız zaman dünyevi meselelerde mükemmeli ulaşmanın imkansız olduğunu tefekkür etsen işin hakikatını anlayabiliriz ;ama İnsanların çoğu yannış yoldadır,bunun bir çok nedeni vardır biri zikredersek aklını kullanmamasıdır.Her zaman daha iyisine ulaşmak için kendini yedi bitirdiği gibi dünyayıda yedi bitirdi.Cennet gibi bir dünyanın hayalini kurdu kendi kendine dedi ki : Daha iyi bir toplum nasıl oluşturabilirim,daha iyi teknolojiyi nasıl üretebilirim,daha iyi yönetim sistemini nasıl inşa edebilirim,daha iyi bir dünyada nasıl yaşayabilirim diye binlerce yıl bu soruyu sordu ve halada sormaya devam ediyor.Aslında bu soruyu sormasında da hiç bir sıkıntı yoktu,hatta çok da faydası vardı ; Çünkü ilerleyebilmek için Allah’ın kullarına bahşettiği beyni en etkili kullanmak sanırım en akıllıcasıydı ve bundan daha doğal ne olabilirdi ki.Tabi ki bu ilerlemenin yanındada gözden kaçırdığı bir çok şey vardı,bazılarını da nefsine zor geldiği için farkında olmadan kendini uçuruma sürüklüyordu.İnsanın mükemmeliyetçi oluşu,güç ve iktidar hırsının doğasında barındırmasından dolayı siyasette de bazı yannış uygulamalara gitti.Devletler ve İnsanlar en idealı bulayım derken citti hatalar yapıp kendi pimini kendi çekti.

Bu makalede konunun daha iyi anlaşılması için bazı teorik bilgileri verdikten sonra işin felsefesini yazarak beyin jimnastiği yapacağız.Aslında Cumhuriyet sisteminin ve onun meyvesi olan demokrasinin bize anlatıldığı gibi süper bir sistem olmadığını anlıyacaksınız.Bu zamana kadar ezberci eğitim sisteminden dolayı at gözlüklerini takmış olan milletler her zaman modern köle yapılıp beyinleri ele geçirildi.Düşünme,okuma okuyacaksan benim dediklerimi oku benim gibi düşün,yazma sakın ha yazarsan işini bitiririm denip insanlar tehdit altında kalıp duygu ve düşüncelerini özgürce yazamadılar.Genelikle bizim gibi okuma yazma kültürü zayıf olan ülkelerde bu dahada etkili oldu.Bu platform aracılığıyla aslında insanlığın kanayan yarasını değinmek istedim.
Cumhuriyet : Halkın kendi kendine yönetme sistemidir.Bu sistem şu anda dünyada en çok uygulanan sistetemdir.Tarihteki ilk Cumhuriyetler Roma Cumhuriyeti ve Venedik Cumhuriyetidir.Roma Cumhuriyeti Oligarşik bir Cumhuriyetti.Parlamento mevcuttu ama belirli zümre tarafından yönetiliyordu yani tam anlamıyla demokrasi yoktu.İlk modern Cumhuriyet Fransada hayat buldu.21 Eylül 1792 de Fransa’da Cumhuriyet ilan edildi.Türkiye’de 29 Ekim 1923 de Cumhuriyet ilan edildi.
Demokrasi : Cumhuriyetin verdiği özgürlükler bütünüdür.Demokrasi ne kadar güçlü ise Cumhuriyet o kadar güçlüdür.Demokrasi ve Cumhuriyet birbirinde ayrılmaz ikilidir.Devlet politikasının belirlenmesinde vatandaşlar eşit haklara sahiptir.Demokrasi sayesinde insanlar daha özgür bir toplumda yaşayabilirler.Demokrasininde çeşitleri vardır.Bunlar:
Doğrudan Demokrasi:Halkın ülke için çıkarılacak kanun ve uygulamaları,kararları belirlemesidir.Halk ülkenin yöneticisidir.Bu sistemin uygulanmasının artık mümkünatı yoktur çünkü insanlar çok kalabalık.Her kanun için milyonları toplamak çok sıkıntılı olduğu gibi maliyeti çok yüksektir.Bu uygulama Antik Yunanistanda vardı.Günümüzdede İsviçre’nin Glaris Kantonu,Aşağı ve yukarı Unterwalt kantonları,İç ve dış Appenzell kantonlarında bu sistem uygulanıyor.
Yarı Doğrudan Demokrasi : Halk yasama organını seçer ve yasaların yapılmasında katkı sağlar.Bu sistemde halka halk oylaması hakkı verilir.Meclis tarafından kanun hazırlanır nihayetinde çıkarılmasını istenen kanunlar halkın kararına bırakılır kabul ederse halk kanun çıkar kabul etmezse halk kanun çıkmaz.Bu sistemde daha detaylı açıklamak gerekirse yardımcı uygulamaları vardır.Bunlar;
Referandum : Çıkartılmak istenen;lakin çıkartılırsa fitne çıkaracak bazı kanunların halka sorulmasıdır.Dünyada Cumhuriyet ve demokrasi rüzgarından dolayı bakın biz ne kadar medeni,ne kadar özgürlükçü,ne kadar çğdaş ve demokratik bir milletiz ki ülke yönetimini vatandaşa soruyoruz demenin subliminal mesajı olarakda kabul edebileceğimiz modern dünyanın vazgeçilmezlerindendir.
Halk Vetosu : Halkın referandum isteğidir.Halk meclisin eksikliklerini kapatmak için meclise sesini duyurduğu bir yöntemdir.
Halk Teşebbüsü :Halk çıkarılmak istenen kanunlar için imza toplayıp meclise sunmasıdır.
Temsilcilerin Azli:Çalışmasından memnun olunmayan bir temsilcinin görevinde alınması için girişilen eylemdir.
Temsili Demokrasi: Halkın kendini yönetmesi için meclise vekil tayin ettirip kendi adına kanun çıkarması ve ülke yönetimi hakkını vekillere vermesidir.Milletvekili sayısı ülkeye göre değişir genelikle nüfus önemli bir belirleyicidir.Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı seçimi 5 yılda bir yapılacak.
Antik Yunanistan’da doğmuş ve yetişmiş olan Platon’un gerçek ismi Aristokles’dir.Platon’un bir rivayette peygamber bir rivayette evliya olduğu söylenir.Platon’un demokrasi hakkında citti eleştirileri vardır.Bu konu hakkındaki sözleri,düşünceleri şunlardır:
”Demokrasinin esas prensibi ,halkın egemenliğidir;ama milletin kendini yönetecekleri iyi seçilebilmesi için,yetişkn ve iyi eğitim almış olması şarttır.Eğer bu sağlanmazsa demokrasi otokrasiye geçebilir .Halk övülmeyi sever,Onun için güzel sözlü demogoglar kötüde olsa başa geçerler.Oy toplamasını bilen herkesin devletin iyi idare edilebileceği zannedilir.Demokrasi bir eğitim işidir.Eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur devam ederse demagoglar türer.Demogoglardan da diktatörler türer”,diyor.
Platona göre oligarşinin sonunu zenginlik,demokrasinin sonunu en önemli ayağı özgürlük getirir.Atinalı Filozofa göre:
Özgürlük düzeni aşarı gittiği taraf satın alınmış kadın erkek kölelerin,kendilerini satın alanlar kadar hür olmalarıdır.Kadınlar ve erkekler arasındaki eşitlik bir hayli ileri gider.Hayvanlara bile bu devlette başka her yerdekinden daha hürdür.Yurttaşlar o hale gelir ki,bu yerde baskıya benzer en ufak bir şey gördüler mi kızarlar,ayaklanırlar yazılmış yazılmamış bütün kanunları hiçe sayarlar,kelimenin tam anlamıyla başına buyruk kalmak isterler.
Oligarşinin başını yiyen hastalık burda özgürlükte doğar,daha büyük hızla gelişip demokrasiyi köleliğe çevirir;çünkü her aşırılığın ardından sert tepki gelir.
Filozof çok haklı;çünkü modern dünyaya baktığımız zaman insanların çok basit uyduruk şeyleri bahane edip halk ayaklanmasıyla devlete zarar verdiğini görüyoruz.Örnek verirsek Gezi olaylarındaki ağaç kesme bahanesiyle memleketin gelişmesini istemeyen güçler demokrasi adını kullanarak halkı galayana getirdi ve bunun adına özgürlük dendi.

Benim şahsi düşüncelerim şu şekildedir.Demokrasi bir eğitim işidir.İnsani gelişmişlik düzeyi iyi olmayan ülkelerde insanlar olaylara yüzeysel bakabilirler,geneli günlük sıradan meselelerle uğraşır.İnsani gelişmiş endeksin belirleyen unsurlar içinde bir kaçını sayarsak eğitim düzeyi ve gayri safi milli hasıladır.İyi eğitim almamış bireyler,olaya sadece cebindeki para miktarına göre oy kullanan kitlelere dönüşür.Siyasetten anlamayan bireyler bizim adımıza karar verecek insanları başa geçirirler.İktidar olmak isteyen insanın çokta akıllı olmasına gerek yoktur sadece ağzı iyi laf yapsın,üstüne başına dikkat etsin,çevresi olsun ve en önemlisi parası olsun yeterlidir.Halk okumadığından dolayı ağzı iyi laf yapan adamları başa geçirerek o devleti felakete sürükler.İktidara geçen kişi bilinçli ve güçlü muhalefet bulamazsa ve halkın geliri düşükse ucuz ve popülist politikalarla halkı kandırır.Demokraside eğitim bu denli önemlidir.Eğitim insanı sorgulatır.Sorgulamıyorsa eğitim kalitesi düşük demektir.
Demokraside diğer bir handikap ise hemonya güçlerin kolay yönetilir bir ülke olmasıdır.Eğer bir ülkede kral varsa kral çok büyük ihtimale bu devlet ve içindekiler bana ait dedemden bana yadigardır bu devletten gidersem başka bir yere gidemem diyip ülkeyi kendi malı gibi savunur,korur,güçlendirir ;ülkenin çıkarı kral ve ailesine aittir yada hanedana aittir.Parlamenter sistemde Cumhurbaşkanı yada Başbakan derki seçimle geldim yer,içer,gezer dolaşırım devlet bana ait değil halk getirdi halk indirir der.Kendi malı gibi savunsa adı diktatöre çıkar.Dış güçlerin etkisi altında çok kalır.Halk milletvekilini seçtiği için satılmış vekiller ülkenin beyni olan meclise girerek ülkeyi hallaç pamuğuna çevirme şansları artar buda ülke için felakettir.
İnsanlar hep şunu der krallığın olduğu ülkelerde kral semboldür.Şahsen ben buna inanmıyorum.Şayet böyle düşünülmesi istendi;çünkü dünyada Cumhuriyet ve demokrasi rüzgarı essin böylelikle bizde dünyayı bizim atadığımız adamlar aracalığıyla dünyayı daha rahat yönetiriz.Monarşinin olduğu sistemlerde bu çok zor dediğim gibi kral ülkesini kolay kolay satmaz.deriz ya kral gibi adam ama neden Cumhurbaşkanı gibi adam demiyoruz neden Başbakan gibi adam demiyoruz çünkü kral gerçek liderdir otorite tamdır.Demokraside ise otorite eksikliği vardır buda fazla özgürlükçü olunmasından dolayıdır.
Demokrasinin diğer bir handikapı, insanları ben merkezci yapıp enaniyet duygularını üst seviyelere çıkartır.Halk kendini fasulyeden nimet zannedip o cahilliğiyle ülke yönetebilecek düzeyde olduğu zannederek büyük bir ahmaklığı imza atarda farkında olmaz halk doğru seçtiğini bilir ama yannışı seçer.Demokrasi ve hümanizm akımından etkilenen insan herşey benim için,her şeyin en iyisini ben hak ediyorum diyerek aslından,bütün dünya benim çevremde dönüyor ben ne dersem olur diyip kendi insanlığına ve Allah’a kulluğuna gölge düşürüyor.
Demokrasinin diğer handikapı,İlerde kurulmak istenen tek dünya krallığını en uygun zemini hazırlar;çünkü kral ülkesinden vazgeçmez klasik imparatorluğu birleştirmek imkansızdır;ama klasik impartorlukları parçalayıp ulus devletler kurdurursak, bu devletlere demokrasi koyarsak ilerde birleşmesi çok basit olur;çünkü demokraside yönetimler monarşi kadar güçlü değildir.Böylelikle dünya krallığını kurarız amacımıza ulaşırız dendi herhalde.Bunun için yapılan en önemli adımlardan biri Fransız ihtilaliydi.Artık dünyada klasik imparatorluğun modasının yavaş yavaş geçtiğinin nişanıydı adeta.1.Dünya savaşıyla nihayi hedeflerine yaklaşmada oldukça mesafe aldılar klasik imparatorluklar yok oldu.Britanya ve İspanya İmparatorlukları hariç.
İnsanlar şu soruyu sormuyorlar,soramıyorlar neden İngiltere’de hala meşruti monarşi var neden onlarda sistem oturduda bizde bu kadar sorun var.Kaldı ki İngiltere’de yazılı anayasa yoktur ;ama bizde var.Halk orada daha özgür ama iş devlet yönetimine gelince orda dur fazla karışma ama ülkenin çıkarlarını sosyal yapıyı bozmamak şartı ile istediğin gibi yaşa denir.Burda tam aksine mahalle baskısından dolayı insanlar daha düne kadar dinini dahi tam yaşayamıyordu ama devlete adam seçiyorduk bunada demokrasi diyorduk,özgürlük diyorduk.Biz demokrasiyi gerçek özgürlükle karıştırmış bir toplumuz.Buda milletin dünyayı yeteri kadar iyi anlamaması ve tefekkür etmemesinden kaynaklanıyor.
Demokraside devletin kaynakları israf edilir,seçimler için citti paralar harcanır,propaganda için devlet hazinesi zarar görür.Seçimin maliyetini halkın verdiği vergiler ile ödenir.Vatandaşın müreffetine harcanması gereken paralar seçime gider.Seçilmek istenen kişiler yeri gelir asılsız iddialarda bulunarak karşı tarafa haksız yapar buda siyaset ahlakına zarar verir.İsraf ülkenin gelişmesindeki en önemli setlerden biridir.
Yönetimdeki kişilerin çıkarcılığından dolayı denir ki : ”Devletin malı deniz yemeyen keriz” zihniyeti yaygınlaşarak devletin temeline dinamit döşenir.Eğer bir vatandaş olarak şunu söylüyorum eğer devleti yiyecekse bir aile yesin en fazla bir kaç milyon doları sefasına harcar ama bu sistemde bürokratların çoğu devleti yer bitirir.Devletin zararı had safayı çıkar.Bu durum toplumda insanların devletine güveni azalır.Ülkede dürüst olmak keriz olmakla eşdeğer anlamını kazanır.Devletin adamı olmak için vasıftan ziyada dayın var mı diye sorulur.Bürokrat olmak kral olmak gibi bir şey ;çünkü demokrasi denen bu sistemde işler böyle yürüyor.Bürokratların kendi çıkarları için rüşvet,adam kayırmaları yapıp üzeride bak biz inançlı insanlarız diyip iki tane dini muhabbet yapıp halkın kuşkularını dağıtmak isterler.Tabiki her bürokrat için bu geçerli değildir bazılarını kastediyorum.Halkta bunlarda Allah korkusu var oyları bunlara verelim diyerek büyük bir yanılgının içine düşerler.Tabiki de baştaki kişilerini inançlı dini bütün olması çok önemli şayet ben vatandaş olarak göstermelik yapan Müslümanlar tarafından değil harbi ve samimi olan Müslümanlar tarafından yönetilmek istiyorum lakin bu sistem dürüst adamı yer bitirir.Tabi bu durumda halkın yetiştirme tarzı ve aldığı eğitim çok önemlidir.
Parlamenter sistemlerde faiz lobileri bürokratları satın alıp ülkeye vurgun üzerine vurgun yapar Cumhuriyet tarihi boyunca faize ne kadar para kaptırdık tam bilmiyorum ama yıllardan beri bir buçuk trilyon doların üzerinde para faizcilerin cebine gitti.İnşallah haram zıkkım olsunda cehenneme gitsinler.Monarşi olsa bu kadar sömürü olamaz.Kral buna izin vermez çünkü daha güçlü bir otoriteyle ülke yönetilecekti.Budurum art niyetli insanların belini bükerdi.
Demokraside halkın istediği yada istedikleri derin devletin çıkarlarıyla çakışırsa resmen tiyatro oynanır.Derin devlet seçimleri,referandum sonuçlarını değiştirirde kimsenin ruhu duymaz.Dünyanın hiç bir yerinde demokrasinin %100 uygulanması mümkünatı yoktur.Dünyayı yöneten baronların çıkarıyla halkın çıkarı çoğu zaman uyuşmaz.Halk bu durumu tam bilemediği yada derin devletin yaptıklarını bilenlerin ellerinde kanıt olmadığı yada olsa bile korkudan susmayı tercih edebilirler.Derin devlet ülkelerin başına gelecek adamıda seçer,seçimde kaybedeni kazandırabilir,kazananıda kaybettirebilir.Peki şimde size soruyorum dünyada gerçekten tam demokrasi var mı?En demokratik ülkelerde bile yok bu derin devletten dolayı.O zaman demokrasi denen şeyde tiyatro çok çevrildiği için demokrasiyi çok da gözümüzde büyütmemek gerekiyor.Sonuçta önemli durumlarda derin devletin tercihi birinci planda oluyor, halkın seçimi ikinci planda oluyor.Bu işler dünyada böyle dönüyor.
Eğer halk eğitimli olursa o zaman demokrasinin bazı artıları su yüzüne çıkar.Bu artılar nelerdir diye sıralarsak.Toplum artık sorgulayan ve düşünen bireylerle dolu olduğu için meclisinde beyin kapasitesi artar.Halk; okuyor,yazıyor o zaman halkın yönetimde sesi duyurması ülke için artı olabilir ;çünkü halk nerde duracağını iyi biliyor,en ufak şeyde galayana gelip devleti sıkıntıya sokmuyor.Halk,devletten ne istediğini biliyor,kimi başa geçireceğini biliyor.Bürokratlar israftan kaçınır çünkü halk bilinçli ve yargılıyor derler.O zaman demokrasinin avantajları yaşanır.
Peki çözüm ne? Anayasanın olduğu ama kazuistik olmadığı lakin meclisde son derece iyi eğitim almış olan ve ahlak seviyesi iyi olan kişiler millet vekili olmalı.Ahlak yapısı zayıf bir meclis ülke için felakettir.Ahlaksız bürokratlar olacağına meclis hiç olmasın daha iyi.Demokrasi zor bir sistemdir çok dikkat edilmelidir.Açık verilirse ortaya citti sıkıntılar çıkar bunun için halkın eğitim sistemi güçlendirilmeli,millet vekili seçilecek kişilerin çok özenle seçilmeli.İngilterede meşruti monarşi vardır.İngiltere’de Lordlar Kamarasını kraliçe avam kamarasını halk seçer.İngiltere’de kral kraliçe çok güçlüdür ve halk bize nazaran daha fazla bilinçlidir bundan dolayı demokrasinin bazı handikapları bertaraf edilir.Birleşik Kralık’ta yazılı bir anayasa yoktur.Bu durum Kral yada kraliçenin yetkisi çok artırır bu durumun bazı dezavantajları vardır.Monarşide ülke başında bulunan kişi hata yaptığı zaman hatalarından dolayı biri dur demeli değil mi.Bunu en iyi yapacak şey güçlü Anayasadır.Anayasa sayesinde yargı çok daha iyi çalışacak böylelikle ülkenin daha güvenilir olacağı kanısındayım.Devletin başındaki kişiler güçlü anayasa ve milletvekilleri sayesinde frenliyecek.Diğer bir tabirle devlet kral ve ailesi için değil herkes devlet için çalışıp bekasını sürdürecek ve geliştirecekdir.
Neden imparatorluklarda Mutlak Monarşi yada Meşruti Monarşi varda Cumhuriyet yok?Nedeni açık küresel güç olmak demek çok milleti ve kültürü barındırmak demektir.Bu durum bir kültürel zenginlik olduğu gibi uyuşmazlıklarında çıkıp toplumda ayaklanmalara neden olacak durumlarıda barındırıyor.Bu zamana kadar küresel güç olmuş bir imparatorluk cumhuriyetle yönetildi mi?Evet Roma imparatorluğu ancak oligarşi vardı tam demokrasi yoktu.Peki Cumhuriyet sistemi güçlü lider çıkarma sorunu çözebilir mi?zor çözer.Çünkü sistem güçlü lider yetiştirmekte zorlanıyor.Monarşi sisteminde ise güçlü lider çıkabiliyor.Nasıl çıkıyor?Saray terbiyesi alıyor ülkenin bütün kaynakları bir ailede oluyorda ondan.Yetişen çocuk ülkenin en iyi eğitimcileri tarafından yetiştiriliyor ve derin devlet bilgisin beynine enjekte ediliyor.Bu sistemde bir insan ülkenin lideri olursa ancak devlet sırlarına vakıf oluyor ;lakin monarşide yetişen çocuk o bilgileri genç yaşlarında sahip olduğu için kendisine verilen bilgiden dolayı güçlü lider olabilme ihtimali artıyor.Dünya imparatorluğu Cumhuriyetle yönetilseydi İleride kurulmak istenen tek dünya krallığına,tek dünya cumhuriyeti denirdi.Demekki bunu yahudilerde çok iyi bildikleri için uluslardan bu konuyu saklıyorlar aman klasik imparatorluklar kurulursa işimiz aksar diyorlar.
Benim şahsi fikrim en ideal devlet yönetimi şudur:Eğer halkın bilinç düzeyi düşükse mutlak monarşi,eğer halk bilinç düzeyi yüksekse demokrasinin olduğu demokrasinin nimetlerinden faydalanmaya imkan veren Yazılı anayasa olmak şartıyla Meşruti Monarşidir yani Osmanlı imparatorluğunun yaptığı sistemdir ancak dünya imparatorluğunu böyle kurup ikame ettirirsiniz.Dünya imparatorluğunu kurmayıda en fazla biz Türkler hakediyoruz.Allah Devletimize ziyan vermesin ve yükseltsin İnşallah.Amin diyip bu yazıyı burda sonlandırıyorum.Allaha emanet olun kalın sağlıcakla.

Burak AĞCA

Kimler Neler Demiş?

1 Yorum - "Platon’un Demokrasiye Bakışı"

avatar
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Alim
Ziyaretçi

Burak Bey yaziniz harika olmus kaleminiz daim adaletli ve keskin olsun.

Benzer Haberler