Epifiz

Kağan Demir
Kağan Demir

Latest posts by Kağan Demir (see all)

Epifiz beyinde bulunan hormonsal bir bezdir. Beyin tıpkı diğer organlar gibi simetrik bir yapıya sahiptir. Lakin bu simetrinin tam ortasında bütün simetriyi bozan asimetrik bir organdır epifiz. Üçüncü göz olarak da tanımlanabilen organ, iki kaşın ortasında bulunur ve retinamsı yapıya sahiptir. Bu nedenle aynı göz gibi ışığa tepki verir. Bu reaksiyonu dışarıyla herhangi bir bağlantısı olmamasına rağmen verir. İngilizce literatüre pine yani kozalak kelimesinden türeyerek pineal glande (kozalağımsı bez) olarak geçen bu ilginç organı kozalağa ilk benzetenler İngilizler değildir. Kozalak benzetmesi çok daha eskidir ve M.Ö 3500 Antik Mısıra kadar dayanır. Modern zamanda ilk Descartes mercek içine almıştır bu konuyu ve epifizi ruh ile bedenin irtibat noktası olarak betimlemiştir. Daha da ileri giderek ruhun oturduğu bile yer demiştir.

Dinler tarihi açısından da önemli bir yeri olan bu organa Antik Mısırda, Hinduizm’de, Yunan Mitolojisinde, ardından Romalılarda ve devamında ise Katolizmde görmek mümkündür. Bu ilginç yapı Vatikan’da kaş şeklinde iki tavus kuşunun ortasındaki dev bir kozalak heykeli ile somutlaştırılmıştır. Papanın asasında yine kozalak deseni mevcuttur. Osirisin asasının ucu ise kozalak şeklinde kabartılmıştır. Budanın aydınlanmayı temsil eden heykelinde saçları yerine kozalak deseni vardır. Yine Horusun güzü, talamusun ve epdifizin birleşimi şeklinde resmedilmiştir. Peki bu organ neden dinler tarihi açısından bu kadar önemlidir?

Epifiz bezi melotonin, dimetiltriptamin (DMT) ve pinolin salgılar. Melotonin beyin ve vücut gelişimini, uyku düzenini ve stresi azaltmayı sağlar. Karanlıkta salgılanır ve gece 11-2 arası en fazla salgılandığı zamandır. Bunların dışında kanser dahil bütün hastalıkların tedavisinde dolaylı olarak rol oynar. Melatonin kanser hücrelerinin çoğalmasını durdurur ve hatta gerilemesini bile sağlayabilir. Son zamanların tıbbi makaleleri bu yönde içeriklere sahip. Bu bağlamda metropollerde kanser oranın yüksek olması, fazla ışığa maruz kalanların risk altında olması ve körlerin çok nadir kansere yakalanması söylenilebilir.

DMT ise tüm zamanların en güçlü uyuşturucu maddesi olan LST’nin yapıtaşıdır. DMT bütün canlılarda bir şekilde bulunur. Rem uykusunda ve sabah saat 5(gecenin en karanlık anı) maksimum üretildiği zamanlardır. Doğum sırasında hem anneye hem bebeğe muazzam şekilde DMT salgılanır. Bu ölüm içinde geçerlidir. Öte yandan şizofrenler için de DMT değerleri normalden fazla çıktığı söylenir. LST ise kullanıldığında tam bir trans halidir. Kullananlar gördüklerini betimleyemiyor zaman mekan ve boyut kavramı yok oluyor.”Farklı bir boyuttaydık” diyebiliyorlar. Bunun yanı sıra bu madde bazı satanist ve newage dinlerin ritüellerinde kullanılıyor. Bu ritüeller ve bu madde günümüzde gerek yerli gerek yabancı dizilerde, filmlerde ve müziklerde itinayla işleniyor.

Organ burnun hemen üstünde yer alması açısından yogada nefes egzersizleri sayesinde açılması sağlanıyor. Hali hazırda 6. çakralarının bulunduğu yer epifiz bölgesine denk geliyor. Tibetli rahiplerin ve şamanların bazı bitki ve mantarlarla özel karışımlar yapıp meditasyon ve dans ritüelleri yaptıkları biliniyor. Keşişlerin dağlara ve mağaralara manastır yapmalarının sebebi temiz hava, karanlık ortam ve karışım materyallerine kolay erişmek olabilir mi ?
Öte yandan tasavvufta inzivaya çekilmek ,Hoca Ahmet Yesevi gibi toprak altına girme ihtiyacı…Bütün peygamberlerimize vahiylerin çoğu uykuda dağda veya mağarada gelmesi….Önemli bir soru işareti. Kuran-ı Kerim’de gece namazına yapılan vurgular ise teoriyi destekler yönde. Bir diğer önemli husus ise oruç, gece salgılanan hormon aç kalındığında azalmıyor ve hatta artıyor. Güneş batınca tekrar salgılanmaya başlıyor ve vücut bir ay boyunca kesintisiz melotonin salgılıyor. İnanç yönü ağır basan organ bir ay boyunca huşu şeklinde ibadet etmemizi ve daha sağlıklı olmamızı sağlıyor.

İnanç yönü zayıf olan insanların epifizinde bir problem olabilir mi? Epifizi en başta suda bulunan sodyumflorid körelttiği söyleniyor. İnsanları daha itaatkar yaptığı ikinci dünya savaşı sırasında keşfedildi. Ve serum ile askerlere verildi. Soğuk savaş döneminde ise içme sularına katıldı. Çoğu ülkenin içme suyunda olduğu bilinen floridin bu etkisi ispatlanamadığından ve ülkelerin bu floridin dişleri beyazlatma ve suyu temizleme bahanesinden dolayı engellenemiyor. Folritsiz diş macunu bulmak için eczane eczane gezmek gerekiyor. Bu konuların komplo teorisi yanı ağrı basıyor olabilir. Fakat düzensiz uyku, sağlıksız beslenme ve en büyük etken alkol bu bezde geri dönüşümü olmayan hasarlar bırakıyor.

Alkolün bundan dolayı da haram olduğu söylenebilir mi? Bu sünnetlerin hikmetlerinden biri de bu mudur denebilir mi? Bilinmez lakin ben bu büyük yozlaşmış kentlerin ve insanlarının hastalıktan kurtulamamalarının ve giderek dinden uzaklaşmalarının sebebini, gecelerin gündüz kadar aydınlık olmasına, sağlıksız beslenmelerine ve alkol tüketiminin tavan yapmasına bağlıyorum. bu alışkanlıklar Her geçen gün epifize daha da çok zarar veriyor ve bu organ işlevini kaybediyor. Mutluluktan sağlıktan ve uykudan uzak olan depresyon müdavimi metropol insanları hastalıklı gri kentlerine hapis oluyor ve yavaş yavaş ölüyorlar.

Not:Araştırmalarım sırasında bu konu hakkında Türk bilim adamlarının da ciddi araştırmaları olduğunu gördüm . Psikoloji alanında çok önemli ilerlemeler kaydedilmiş.
Son olarak da Epifiz için muz, ceviz, bal ve yeşil temelli beslenme, düzenli uyku ve spor verimli çalışmasını sağlıyor.
Selam, Sağlık ve Dua ile

Kağan DEMİR

Benzer Haberler