Ona Rastladım Hayatım Değişti

Turgay Alkan
Turgay Alkan

Latest posts by Turgay Alkan (see all)

İnsanoğlunun iç dünyasındaki en diri potansiyel; “arayış” olsa gerek ya da arama isteği… Belki de bu nedenle gittiğimiz her yerde, girdiğimiz her oda da ilk işimiz etrafımıza bakınmak olur; sanki bir şey arıyoruzdur. Yolculuk esnasında da otobüste, trende, uçakta veya yürüyüş sırasında da yapılan davranış hep bir arayış formatındadır; biteviye…
İnsanoğlu hep aranır da aradığının adını koyamaz; sadece aranmaya devam eder. Neyi aranır? İşte, bu belli değildir. Neyi aradığını ancak onu bulduğu zaman fark eder. Bilicinin kapalı mekânlarında bir çığlık; “Yaşasın! Aradığımı buldum sonunda…” olur.
Peki, heybesine koyduğu bu şey midir insanın aradığı? Ondan sonra da aramayı sürdürdüğüne göre, demek ki o değilmiş denilebilir. Belki de insanın aradığı, aradığı şey ya da bulduğu şey değildir; “bulma sevinci”dir zira kişi, bulduğu şeyi heybesine attığı anda bir unutma sürecini de başlatmış olur ve arama işlemine devam eder ta ki bir başka şey bulana ve bulma sevincini bir kez daha yaşayana kadar. İnsan, bulduğu şeyi heybesine atar fakat “bulma sevinci”ni atmaz, onu yaşar fakat her yaşanan şey gibi bu “bulma sevinci” de tükenir zira onun da bir sonu vardır. Öyleyse insanın aradığı “asıl” şey nedir?
Aslında, herkesin bir “O” su vardır. O, O’dur; insan, “O”nu bilir de tarif edemez. Bu nedenle bulduğu her şeyi “O” sanır; bulduğu şeyin “O” olmadığını anlamak da insanın gizli bilgisinin içinde olsa gerektir çünkü “O” bulduğu hâlde arama sürer.
Peki ”O” kim ya da ne?
Bu makalenin amacı “O”nun kimliğine ulaşmak değil ancak dünyanın “O”su içinde gönlünü en çok oyalayan ya da kendisine en uzun süre “bulma sevinci”ni yaşatan ne ise ya da bu sevinci tekrar tekrar tattıran şey her neyse aranan “O” işte “O”dur.
“Bir kitap okudum, hayatım değişti.” repliği Orhan Pamuk’un kitaplarından birinin ilk cümlesi olsa gerek. Onun gibi makalemizin başlığı olan “Ona rastladım, hayatım değişti.” cümlesi de insan trenine makas değiştirten bir “O”na işaret etmekte. İnsana hayatını değiştirten bir başka insandır: sevgilisi, eşi… İşte, sevgili ya da eşe karşısındakinin hayatını değiştirme hakkı veren şeyin adı evliliktir.
İnsan, evlilik mukavelesi altına parmağını bastığında değişimi kabul etmiş hatta bu radikalizme start vermiş oluyor. Bu durumda, bir şeyin arayışını kesin kes durduracaktır: Eş aramayı… Zira anlaşmaya göre aradığı eşi bulduğunu kabul etmiş, onaylamış ve bir daha benzerini aramamayı taahhüt etmiştir. Bir başka taahhüdü daha vardır insanın evlilik mukavelesinde, eşini her an, her yerde yeniden yeniden bulacak ve sürekli bulma sevincini yaşayacaktır. İşte, bunun adı sevdadır.
***
Vakti zamanında yolları asfalt, boş alanları betonla kaplı bir şehir varmış. Şehir o kadar bakımlıymış ki insan, günlerce dolaşsa ayağına bir tike çamur bulaşmazmış.
Zaten şehrin beyi de bu durumla övünür; “Öyle bir şehir vücuda getirdim ki” dermiş. “Yollarında yürüyen, meydanlarında dolaşanların pabuçlarına tek bir toz konmaz. Bu kentin her karışına “Bal dök ye!” Öylesine temiz ve bakımlı!”
Günlerden bir gün, bu temiz şehre, karşı dağlarda kurulu köylerden birinin çiçek bahçelerinden havalanan bir sarmaşık tohumu düşmüş. Tohum, bir süre şehrin merkezindeki kaldırım taşlarından birinin oyuğunda yaşamış ve kışı öyle geçirmiş. Zaten tohumlar, kış uykusuna yatar; ayılar gibi ilkbahara kadar kendinden bihaber yatarmış. Bizim tohum da öyle yapmış ve toprağın rahminde mışıl mışıl uykuya dalmış.
Sonunda kente ilkbahar gelmiş; baharla beraber havalar ısınmış, karlar erimiş, ardından yağmurlar yağmaya başlamış. O kadar yağmış ki yağmur suları, taşların oyuğuna, kayaların yarığına sızmış çünkü oralarda kış uykusuna yatmış ne kadar tohum varsa onları uyandırmak yağmur sularının göreviymiş. Ancak her yanı beton olan kentin oyuklarında bizim tohumdan başka bir tane bile yokmuş. Neyse… Sular, kışı geçirdiği rahat yatağına ulaşınca sarmaşık tohumu uyanmış; usulca doğrulmuş, uzun uzun esnemiş, kıvır kıvır gerneşmiş ve ayağa kalkmış. Merakla etrafına bakınmış. Bir kaya kovuğunda olduğunu görünce dışarı çıkmış ve beton kıvrıntılarında, asfalt çukurlarında dolaşmaya başlamış. Sanki bir şey aranıyor gibiymiş fakat aradığı her neyse, bir tülü ona rastlayamıyormuş. Haliyle her yan beton, taş, asfalt ve çimento olunca… Tabi bizim tohumun aradığı beton, asfalt ve taş değilmiş zira o, bu nesnelere bir türlü ısınamıyormuş. Böylece yalnız tohumun arayışı günlerce sürmüş. Doğal olarak sonuç fiyaskoymuş; bu şehir de taş, beton ve asfalttan başka bir şey yokmuş ki… Zavallı tohumun yeşeren umutları birer birer solmuş, hayalleri kırılmış; buna bağlı olarak iç yalnızlığı ve hüznü fazlalaşmış, dokunsalar ağlayacak duruma gelmiş.
Bugünlerin birinde beton temiz şehre, sarmaşığın köyünden bir çiftçi gelmiş. Çiftçinin yaşadığı yöreler toprak döşeli olduğu için adamın çarığının tabanı çamurluymuş. Şimdi, bizim çiftçi, çamurlu ayakkabılarıyla yürüyormuş şehrin yollarında. Her adımında da bastığı her yere bir tike çamur koyup o temiz kaldırımları kirletiyormuş. Sonunda şehrin ana meydanına ulaşmış bizim çiftçi. Ayağındaki son çamur parçası da burada kopmuş ve kaldırım taşının üzerine yapışmış kalmış. Meğerse bizim tohum, bu sırada çiftçinin çamur bulaştırdığı kaldırım taşının oyuklarından birindeymiş. Tabi her daim olduğu gibi orada da bir şeyler aranıyormuş. O anda burnuna bir buğulu rayiha ulaşmış. Aman Allah’ım bu ne koku! Snıf snıf! Tomurcuk bu kokuyu tanımış; tanımasıyla birlikte sevinçle havaya sıçramış: “işte aradığım şeyin kokusu!” diye bağırmış. “O mübarek şeyin kokusu burnuma kadar ulaştığına göre kendi de buralarda bir yerde olmalı. Hemen bulmalıyım!”
Sevincinden havaya fırlayan tohumun sırtı sakız gibi bir şeye yapışmış. Bu yapışkan nesne, meğerse çiftçinin çarığındaki çamurmuş. Tohum, o saat aradığı şeyin bu çamur olduğunu anlamış ve sevinçle çözülmüş yağlı balçığın bağrına. Ve olan olmuş; çamurun rahminde kaldığı birkaç dakika içerisinde karnı çatlayıvermiş. Çatlaktan kıl kalınlığında bir filiz kafasını çıkarmış ve afacan bir kıl kurdu gibi çamurun içinde ilerlemeye başlamış. Çok geçmeden çamuru yarmış ve dışarı çıkmış. Birde ne görsün tohumcuğun filizi! Çiftçinin buraya gelirken, yürüyüş esnasında bastığı her yerden birer tutam çiğdem, çiçek, çimen ve sarmaşık çimenleri boy atmamış mı! Yeşillik oylumları tom tom kabara kabara yolun başına doğru uzayıp gidiyormuş. Bizim sarmaşık da hemcinslerine katılmış, onlarla birlikte güneşe doğru yükselmeye başlamış hatta bir süre sonra onları geçmiş bile. Yandaki binanın yağmur oluğuna tutuna tutuna yükselişini sürdürmüş. Bu arada dallanıp budaklanıyor ve her dalı bir başka yöne doğru uzayıp gidiyormuş. Birkaç gün içinde meydandaki tüm yapıların ön cepheleri sarmaşık dallarıyla sarılmış. Yeşilliğin istilası burada durmamış doğal olarak. Dallar, çatallana çatallana ilerlemiş; diğer mahallelere ulaşmış, oradaki evlerin çatılarına atlamış. Çok geçmeden bütün şehir yeşile kesmiş.
Şehir halkı, kentlerinin bu şeklini çok sevmişler; sokaklara dökülüp sarmaşık dallarını öpüp koklamışlar. Birer dal ucunu tutup evlerine çekmiş ve pencerelerini açıp ellerindeki ucu bir ipe bağlamış, ipin ucunu da tavana çaktıkları çengele takmışlar. Böylece bizim sarmaşık evlerin içine de girmiş.
Bu sırada, bizim ayağı çamurlu çiftçi, bir kez daha inmiş şehre. Şehir, onu görünce tanımış ve gördüğüne çok sevinmiş; o sevinçle; “Çiftçi emmi!” diye seslenmiş. “Sağ olasın! Vallahi; sana rastladığım anda hayatım değişti, bak şimdiki güzelliğime…”
Çiftçi dayı, bir işe yaramış olmanın süruruyla yoluna devam etmiş ve ana meydana gelmiş. Bizim tohumun boy attığı kaldırım taşına bir kez daha basıp geçmiş. Bu arada çarığındaki bir parça çamur yine yapışmış taşa… Tohum, çamuru görünce sevinmiş: “Hoş geldin çamur kardeş!” demiş. “Bir ay evvel sana rastladığımda hayatım değişti.” diye eklemiş. “Sağ ol sen e mi!”
Çamur gülümsemiş: “Yalnız senin hayatın değil sarmaşık kardeş…” diye karşılık vermiş. “Ben da sana rastlayınca hayatı değişenler kervanına katıldım. Kuru bir tohuma can oldum, kan oldum yani senin damarlarında dolaşan bir hakan oldum. Sen de sağ ol e mi!”
***

TURGAY ALKAN/D.D YAŞAM

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
  Subscribe  
Bildir

Benzer Haberler