Kıyametin Üç Kutbu Ve Üç Dini (1)

S. Karamağralı
S. Karamağralı

Latest posts by S. Karamağralı (see all)

Anti-Rex Sarışınlarının Futurist Hristiyanlığı

Sarışınlar Topluluğunun, Buckingham merkezinde planlanan Anti-Rex uygulamaları, karşıtı olan Rex Deus’la karşılaştırılamayacak kadar girift ve ayrıntılar ihtiva etmekte… Mesela, ikinci planın özü olan, doğudan batıya oluşturulacak üç kuşağın sakinlerinin neye ve nasıl inanacağına dair temel bilgilerin de bu planın muhtevasında yeri var. Sarı Kuşakların inancının ayrıntılarına girmeden önce, bir genel tespit olarak şunu söylemekte yarar var: Söz konusu plan, bundan sonra dünyada hâkim olacak inançların, özellikle “Semavi Karakterli” olmasına özen göstermekte denilebilir. Malum olduğu gibi günümüzde de cari olan “Üç Semavi Din” mevcut. Bunlardan biri Musevilik, ikincisi Hristiyanlık ve üçüncüsü Müslümanlık… Sarışın Plan, bu üç dinin korunmasından yana… Lakin Dikdörtgenik Kuşaklar arasında paylaştırdığı dünyanın sakinlerinin inancının ayrıntılarını da kendisi belirlemek istemekte. Bu sebeple Kuzey Kuşakta Hristiyanlık, Orta kuşakta Müslümanlık ve Alt Kuşakta Museviliğin mer’i olacağı anlaşılmakta… Mevzubahis kuşaklara göre formatlanan “Yeni Semavi Dinler”de, mezheplere çok sıcak bakılmadığını söylemek mümkün. Yani öngörümüz o ki son kez formatlanacak olan Semavi Dinler, nihai biçimleri ile birlikte, mezhepleri bir merkezde toplulaştırmakta ve inancın, önerilen temel şekli ortaya çıkartılmakta. Bu operasyona, bir nevi, ortak paydada buluşma da diyebiliriz. Bu durumda, “Nasıl bir Hristiyanlık?” sorusunun cevabı olarak neler öngörülmekte veya neler söylemek mümkün?
O halde, geçelim Kuzey Kuşak inancına: Dinsel bir kuruluş olması gereken bir kurum olarak, siyasi tercihte bulunma hakkına sahip olmayan fakat son zamanlarda oldukça siyasileşmiş olan ve bu itibarla Rex Deusçuların yanında yer aldığı anlaşılan Vatikan’ın Katolik inancı, Anti-Rex planında görmezden gelinmekte. Bunun yerine, Kuzey Kuşağının en kalabalık halkının mezhebi anlamında Ortodoksluk’un temele konulacağını öngörüyoruz. Fakat önerilen bu Ortodoksluk’un, Klasik Bizans anlayışlı bir yapıda olacağını söylemek mümkün değil. Çünkü Sarışınların Bizans Hanedanlığının koruyucusu olmadıklarını ve hatta Paleologos Royalitesinin karşısında durduklarını söyleyebiliriz. Bu konuyla diğer plan sahipleri yani Rex Deusçular ilgilenmekte. Yeri geldiğinde… Yani inşallah, bir sonraki bölümde bu hususu anlatacağız.
**
Neyse! Devam edelim Son Devrin Kuzeyli Hıristiyanizm’inin çerçevesini çizmeye…
İkinci Planın kurucularının yani “Üç Sarışın Kadın ve Bir Sarışın Erkek”in öz inancı olarak Protestanlık (tam tercih manasında Luteryanizm, Anglikanizm ve Evangelizm), bu kuşakta merkeze konan Ortodoksluk’un rengini belirlemekte olan önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmakta. Yani Kuzey Dörtgen için klasik bir Ortodoksluk değil Protestan bir Ortodoksiya’dan söz ediyoruz. Gerek Protestanlık’ın ve gerekse Ortodoksluk’un eskimişliği ve demode oluşundan hareketle Yeni Kuzey İnancının, Evangelist bir sistematik ve Modern bir New Age ambalajıyla sunulacağı anlaşılıyor.
Bu nedenle Klasik Hıristiyanlık’ın temelini teşkil eden “Üçlü Teslis”te de bir değişikliğe gidileceğini söyleyebiliriz. Kanaatimiz o ki… Eva+Angel yani Havva ve Melek kavramlarının ortak söylenişinden üretilmiş olan Evangelizm’in, Ortodoksluk ve Protestanlık ile evliliğinin sonucu olarak formatlanacak “Kıyamet Hristiyanlığı”nda, Eva’nın Tanrılığından söz etmek mümkün olacak. Bilindiği gibi Hıristiyan mezhepleri arasında, Hazreti Havva anlamında Eva’nın, Tanrı olup olmadığı detayında ayrılıklar bulunmaktaydı. Günümüze kadar süregelen “Klasik Teslis” bilindiği gibi “Baba, Oğul ve Kutsal Ruh anlamında Melek Gabriel” olarak sıralanmaktaydı. Plan yapıcıları, “Kutsal Ruh”un, anlaşılması zor olan soyut varlığını Üçlemeden çıkartıyor ve onun yerine, durumu değişken olan Havva’yı “Tanrıça Anne” olarak ikame eder görünüyor. Bu anlamda, “Neo-Hıristiyanizm”in bir nevi dişil ya “anaç” inanç olacağı anlaşılmakta. Bu durumda Teslis’deki sıralama; “Tanrı Baba, O’nun eşi olan Tanrıça Eva” ve bu evlilikten ortaya çıkan üçüncü kutsi kimlik olarak “Oğul Tanrı Hıristos İsa” olarak yenilenecek gibi duruyor. Ve inancın bağlıları “Ana Tanrıça”dan isteyecekler ihtiyaçlarını. Eski çağlarda da Tanrıça Kibele ile yüz göz olmak kolay gelirdi yeryüzü evlatlarına.
Peki, Trinitik sıralamaya değişikliğe gidişin nedeni sadece, “Merhameti bol bir Ana Tanrıça ihtiyacı” mı? Hayır! Sıralama değişti çünkü Kadim Mısır inancında da sıralama böyleydi. Ve orada da dualar, “Koca Osiris, Eş İsis ve Oğul Horus” içindi tercih Merhametli İsis’ten yanaydı. İşin aslı ise; Pavlus Hristiyanlık’ı, kaynaklandığı yerden yani Mısırlı Osiris ve benzer özellikleri havi İranlı Mitra dinlerinden derlediği inanç temelleri hususunda, zaman içinde ayrılığa düşmüş; bu ayrılık karmaşası içerisinde sayısız mezhep ve tarikat halinde varlığını devam ettire gelmişti. Bu, kuyruğu uzanan Kompartımanları arasında, ciddi imanî ayrılıklar vardı. Hatta bunların her birini, ayrı bir din olarak nitelemenin bile geçerli olacağını söyleyebiliriz. Lakin gelinen an itibariyle “Anti-Reks’in Sarışınları” Yuvarlak Masa’da kotardıkları planlarında, tüm bu kafa karışıklığını giderecek bir düzenleme yapıyor. Ve “Hıristiyanî” inancı, ilk doğduğu yere, Mısır’a tekrar götürüyor ve Mısır’ın temel inancıyla tashih ediyor. Sadece tashih değil, ayrıntılı bir şekilde redakte ettiği bu inancı da siyaseten düşündüğü kuzey dörtgene yani Protestanların ve Ortodoksların dünyasına hâkim kılmayı hayal ediyor. Tabii ki Sarışın Ekip”in erkek olanının inancını yani “Evangelizm’in de İman Çerçevesi”nin dışına itmeden…
***
Sarışınların Anti- Rex Planı’nın siyasi sonuçlarından söz ettik… Ancak konu kapanmış değil. Zira bu Kıyamet Planı’nın bir de Teolojik tasarısı var. Üzerinde pekiyi çalışılmış, çok katmanlı bir dini tasarıdan söz ediyoruz; Anti- Rex Teolojisi ya da Anti- Rex Kültü derken.
Anlaşılan o ki “Bu hususta Sarı Ekol, Albert Pike’ın yolunda…” diyerek girelim konuya. Kısaca bakalım; kim bu Albert Pike? 1809 yılında Boston’da dünyaya gelen Albert Pike, altı kardeşten en büyüğü olarak kayıtlı aile kütüğünde. Bu nedenle büyük çocuk sorumluluğu taşıyarak büyümüş. Bu yüzden, bir bakıma, erken büyüyen insan tiplerinden… Erkenci Pike’ın, 1825 yılında giriş sınavlarını başarıyla geçtiği Harvard Üniversitesi’ne kabul edildiği biliniyor. Hayatında bir başka bilinen de genç döneminden itibaren, gazetelere makale yazdığı… Hatta bu işten kazandığı ilk parayı düğün masrafı yaparak evlendiği de malum. Pike’ın evliliğinden on bir çocuğu oluyor. Bu sebeple 1837’de hukuk okumaya başladığında, paraya ihtiyacı nedeniyle yazma işini de bırakmış değil. Hatta çocukluğundan kalma şiir alışkanlığını da devam ettiriyor yani Pıke, bir şair… İnanç olarak, İngiliz Anglikanist Mezhebine mensup. Pike’ın en kötü mensubiyeti ise bir Ku Klux Klan üyesi oluşu. Bu bir iddia tabi… Fakat kanıtlanamamış olduğunu da ekleyelim buraya. Hayatının son dönemlerinde özofagus yani kanayan varis hastalığı nedeniyle zor günler geçiren Pike, bu illet sebebiyle 82 yaşında ölüyor. Öldüğünde cenazesini “biraderler”i kaldırıyor. Yani o bir Mason. Mensubiyeti 1850 yılı… Hatta 1859 yılında büyük üstat olduğu da kayıtlı. Günümüzde dahi Pıke, ABD’nin en etkili ve bilinen Masonu olarak kabul edilmekte. Yazarlığının en ünlü kitabı; Üçüncü Dünya Savaşı… Bu kitabında diyor ki Pike, “Bu savaşın sonunda insanlık yeni bir dine inanacak ya da inandırılacak… Dünya dinine…”
İşte Anti-Rexçi Sarışınlar, saklı planlarında buradan başlatıyorlar gelecekteki insanların inancını… “Albert Pike Kültü”nden…
***
Konu devam edecek…

SEYDAHMET KARAMAĞRALI/D.D Haber

2. Bölüm’ü Okumak için Tıklayınız


3. Bölüm’ü Okumak için Tıklayınız

Benzer Haberler