SEYDAHMET KARAMAĞRALI: KIYAMETİN ÜÇ KUTBU ve ÜÇ DİNİ (2)

S. Karamağralı
S. Karamağralı

Latest posts by S. Karamağralı (see all)

1. Bölüm’ü Okumak için Tıklayınız

Anti-Rex Sarışınlarının Futurist İslam’ı

Yazının birinci bölümünde kuzeyi konuştuk yani Kuzey kuşak için biçilen Semavi din Hristiyanlığı…
Gelelim, bu bölümde Orta Kuşak için tasarlanan Kıyamet İnancına…
Haydarpaşa’dan kalkan yeşil renkli bir tren misali Anadolu’yu geçip Ortadoğu’nun kuzey yarısından İran ve Pakistan’ı kuzey ve güney şeklinde bölen bir çizgi üzerinden geçerek Hindistan’a doğru uzanan bu coğrafyada baskın popülasyonun Müslüman olmasından ötürü, “Orta Kutbun İnancı”nın, İslamiyet olmasını gerekli kılmakta. Ya da Türkiye İslam’ının diz çökmez, dik duruşu, böyle karar verilmesini sağlamış gibi duruyor. Neo-İslamizm olarak formatlanması tasarlanan bu, masa başı inancında da tıpkı Kuzey Kutbunun Neo-Hıristiyanizm’ine benzer bir takım değişikliklerin gereği ortada. Bu nedenle tasarımcılar, İslamiyet’teki mezheplere önem affetmiyorlar; bununla beraber bir takım ritüellere de sanıyoruz… Ameli mezheplerin önerdiği namaz, oruç gibi klasik ritüeller, önemsiz addedilerek, izalesine gerek duyulacak gibi duruyor. Söz konusu mezhepler, hayattan çekilirken; onların yerine ikame edilecek inanç boyutu ise, öyle zannediyoruz ki küçük bir operasyonla toplulaştırılacak olan tarikatların, Ezoterik ve Mistik karakteri aktif hale getirilecek. Dolayısıyla inancın Farz sayacağı ritüeller olarak, söz konusu Sufi tarikatların, zikir ayinlerinin modernleştirilmesinin yeni bir hali önerilecek gibi. Sema, Semah benzeri tekke eylemleri bu yeni inancın ritüeli olarak hayata geçirilebilir ve tabi, bu arada müzik, işin olmazsa olmazı.
Temel inancın Protestanlaştırılması önerilen kuşak dinlerinde zaten geçerli birer unsur olarak Sufizm, tercih sebebi zira Heteredoksi din anlayışlarında, “İçtihat Kapıları” ardına kadar açık ve herkes Müçtehit. Zaten tüm Kültler de bu böyledir ve onun için Kültik İnançların gevşek yapısı ve bir bakıma “Mezhebi Geniş Özgürlükçülük”ü nedeniyle bir etiket altında, insan sayısı kadar inanç üretmeye olanak tanınır. Bunun gibi sebeplerle üzerinde çok çalışılmış olan Fetoist Nursculuk’un, Orta Kuşak İnancının orta direğini oluşturacağını zannediyoruz. Yani Fetöizm’in yeni bir döneme girdiğini var sayabiliriz. Ancak bu sefer merkez Türkiye değil; Batı Avrupa devletleri, özellikle Hollanda diye bakmaktayız. Ancak yeni pratik merkezinin Mısır olacağını söyleye biliriz. “Nur Hareketi Partisi” aracılığıyla kurulacak “Mısır Paralelizmi” ve Üçlemeci Fetöscülük’ün nasıl “Yeni Dünya Saabiliği” ve onun “Karanlık Devlet”i olacağına tanık olmak uzak değil sanıyoruz.
Ve tabi, Metafizikçi karakteri nedeniyle Orta Kuşak Kültünün de Mesiyanik bir karakterinden kaçınılamaz. Üç Kuşağın inanç sistematiğinin ortak paydası olan Mesihçiliğin, zaten sözünü ettiğimiz Fetöist-Nursçuluk’un da olmazsa olmazı, olduğunu söylemeden geçmeyelim. Lakin beklenen Mesih’in klasik inanç içerisindeki, Anti-Deccal Mesih bin Abdullah olmayacağını ve Orta Bölgenin Derin Hanedanlığının içine sızmış bir alt katman olacağını söylemezsek hakikati örtmüş oluruz diye düşünüyoruz. Hatta bu Mesihçi anlayışın, üç kere güçlendirilmiş Hermestrimejik Mısırcılığı misali “Fetostrimejik” olacağını iddia etmekte bir mahsur yok. Zaten, bir makalemizde Kestanepazarı’ndan beri, Fetosculuğun üç karakterli hale gelen yapısı üzerinde durmuştuk. Bunlar: Masonik Müslümanlık, Katolik Hristiyanlık ve Sabetayist Musevilik… Bu bağlamda, üç kuşak için biçilen din donunda, birer miktar Fetos yamasına veya ona benzer Fetoslar rastlamak olası.
Mesih konusuna son ilave olarak, şu notu düşebiliriz: Her devirde Mesih, hep beklenecek ancak hiçbir zaman gelmeyecek. Zira beklenen tipoloji, zaten başta orta bölge olmak üzere diğer organizasyonların da en derinliğine gelmiş oturmuş ve sürekli üreyen bir aile olarak her daim doğacak ve İnananların yanı başında bulunan bir Kurtarıcı Mesih olarak mazlumlara umut zerk edecek. Bir nevi “İlahi Psikolog” gibi… Buna bağlı olarak, ilerleyen zaman içerisinde gerektiğinde, inanç umdelerinde yapılacak tadilatların da belirleyici merciinin “Velayet-i Mesih” diyebileceğimiz bu sülale yapısı olacağını söylemeden geçmeyelim.
İlaveten, Orta Bölgede hâkim olacak Feto-Nursizm’inin, şu ünlü “Diyalog Anlayışı”nın “Üç Kuşak Dinleri”nin semavi olmaları nedeniyle, üç kardeş gibi algılanması gerektiğinin, baş argümanı olacağını öngöre biliriz. Bu bağlamda insanlık, Hz. İbrahim’in ya da asıl söylenişi ile Abraham’ın öne çıktığına şahit olacak. Yani flulaştırılmış Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed’in, dip dedeleri Hz. İbrahim ya da Abraham’ın kişiliğinde eritilecekmişler gibi duruyor. Ve her üç kuşağın, inancının Şehadet Kelimesinin ikinci bölümünün konusunu, İbrahim oluşturacak diye düşünüyoruz. Tıpkı, kendisini Mesih ilan ettiği iddiaları internette dolaşan “Kedilerin Efendisi”nin izlediğimiz küçük videosunda sözünü ettiği gibi… Üç Kuşağın inananları, “La İlahe İllallah Kardeşliği” çerçevesinde birleştirilecek galiba.
Anlaşılan o ki Anti-Rex Planının maharetli yapıcıları, işi şansa bırakmamışlar. “Yuvarlak Masa”da aşağı yukarı aynı uzmanlarca tasarlanan bu, yapay inanç üçlüsünün bir sonraki aşaması için de durum belirlemesi yapmışlar. O an geldiğinde, üç Semavi inancın büyüklerinin, atacakları birer adımla “Abrahamist Biraderler”i, aralarında ayrılık-gayrılık olmadığı çemberinde birleştirmiş olacaklar. İşte, ortak dünya dini dedikleri şey de bu!
***
Konu devam edecek…

SEYDAHMET KARAMAĞRALI/D.D Haber

1. Bölüm’ü Okumak için Tıklayınız


3. Bölüm’ü Okumak için Tıklayınız

Benzer Haberler