EL YAZISI MI, DÜZ YAZI MI?

Mahir Kılıçoğlu
Mahir Kılıçoğlu

Latest posts by Mahir Kılıçoğlu (see all)

Milli Eğitim Bakanlığı’ndan zaman zaman gelen açıklamalar, Bakanlığımızın vizyonunun tahmin edildiğinden, bilindiğinden çok öte olduğu göstermekte. Bu, beni ziyadesiyle memnun eden, memnun etmekle kalmayıp endişelerden arındıran bir durum. Bunun yanında; aslında yapmamız gereken işlere bakıldığında, özellikle sistemi yeni bin yıla göre düzenleme, yeni eğitim felsefesi ortaya koyma, yeni müfredatı bunlara göre şekillendirme, Bakanlık teşkilatını yeniden yapılandırma konularında önümüzde çok iş olduğu da görülecek sanıyoruz.
El yazısı dediğimiz, “Bitişik eğik yazı” konusuna daha önceki yazılarımda da değinmiştim. Hatta kaldırılmasına tepki koymuş, bunun nasıl olması gerektiğini şu şekilde açıklamıştım: “Bugün el yazısı konusunda onu kaldırmak yerine, bireysel farklara önem veren değişikliklerle devam ettirmeyi seçseydik, konu bu kadar tartışılmazdı. El yazısı, gelecek neslin beğenerek kullandığı, kullanmakla övündüğü yazı modeli olarak devam ederken, diğer tercihlerde varlığını devam ettirdi. Dilerim Milli Eğitim Bakanlığı bu kararından döner ve bireysel farklara saygı duyan, öğretmen yeteneklerini ön plana çıkaran bir yazı modeli ile eğitime devam etmeyi seçer.”
Bakanlığımızın Talim Terbiye Kurulu (TTK) tarafından düzenlenen bir çalışma ile yeni yazı modeliyle ilgili önemli açıklamalar yapıldı. TTK Başkanlığı, “İlk Okuma ve Yazma Öğretimi Bilgilendirme” toplantısıyla 2017-2018 eğitim öğretim yılında okula başlayacak öğrenciler için yeni okuma ve yazma modelinin detayları ortaya çıktı.
TTK Başkanı Alpaslan Durmuş konuya dair şu açıklamalarda bulundu: “Radikal bir kopuş olmayacak. Öğrenciler, yazmaya dik harflerle başlayacak ama el yazısını da okuyabilecekler. Taslak öğretim programlarını askıya çıkardığımızda Türkçe’ye 5 bin 76 görüş geldi. Bunların yüzde 99.3’ü ‘bitişik eğik yazıyı kaldırın’ talebiydi. Ancak değişikliğin asıl sebebi memnuniyet değil bilimsel gelişmeler oldu. Pedagoji, ses bilimi, kriptoloji, hiyerografi, psikoloji, psikoterapi, ergonomi, endüstri mühendisliği alanında uzmanlardan görüş alındı. Görüşlere göre çocukların kas yapıları için bitişik eğik el yazısı en zor ve kompleks bulundu. 12 yıllık eğik bitişik yazı uygulamasında öğrencilerin liseye geldiklerinde dik yazıya kendiliğinden geçmeleri başarısızlığı ortaya koydu.”
Burada görüldüğü gibi konunun detaylı şekilde araştırıldığı, tartışıldığı ve ondan sonra değişikliğe gidildiği anlaşılıyor. El yazısı konusunda daha özgürlükçü ve bireysel farklara dikkat eden bir düzenleme geldiğini söyleyebiliriz. Çünkü yapılan açıklamalarda buna dair önemli ipuçları var: “Yeni modelde öğrenciler 1 ve 2’inci sınıfta dik temel matbaa alfabeleriyle, ses, harfleri tanıyacaklar ve yazmaya başlayacaklar. Ancak okuma kitaplarında eğik yazı dahil olmak üzere farklı karakterlerle yazıları okuya bilme becerisine sahip olacaklar. 3’üncü sınıfta ise güzel yazı dersi ile eğik dahil farklı yazı türlerinde yazmayı öğrenecekler.”
Piyasada satılan çocuk kitaplarında artık çok farklı karakterler kullanılıyor. Aynı satır içindeki yazılarda birden fazla karakter, renk ve çeşitli illüstrasyonlar kullanılıyor. Eskiden okuma yazmada, eğitimde tekerlemeler, kolay hatırlanır ardışık cümleler kullanılır, okuma-yazma çocuklar için daha eğlenceli ve kolay olurdu. Özellikle cümle öğretimiyle ve fişler üzerinden yapılan okuma yazma öğretimi, bitişik eğik yazıyla öğretilen ses temelli eğitimden daha eğlenceliydi. Çünkü eğitim en kolayından başlıyordu.
Bitişik eğik yazı öğretilirken, en çok işin ‘zorlama’ kısmı, işin ‘bireysel farklara saygı’ duymayan kısmı öğrencileri ve velileri yormuştu. En büyük itirazlarda buralardan geldi. Özellikle zorunlu eğitim yaşının 60 aya çekilmesiyle, hazır bulunuşluklarını tamamlamamış öğrencilerin bitişik eğik yazıyı öğrenmeyle karşı karşıya kalmaları ciddi sorunlara neden olmuştu. O zamanda bir dayatma vardı ve 60 ay kararı pedogojik olarak düşünülmüş bir karar olmadığı için uygulanamadı ve yönetmelikle 66 ayda okula başlama kararı alındı.
Şimdi görülüyor ki, Bakanlığımız sağlam adımlar atıyor ve ciddi araştırma ve çalışmalarda bulunuyor. Ancak konunun kamuoyunu aydınlatma bakımından da ele alınması, karar öncesinde, lehte ve aleyhte çalışmaların kamuoyunu bilgilendirme bakımında tartışılması çok daha iyi olurdu.
TTK Başkanı Alpaslan Durmuş’un ve uzmanların açıklamalarını okumaya devam edelim: “Yeni modelde öğrenciler önce Türkçe’de en çok kullanılan hece ve kelimelerin seslerini tanıyacaklar. Yazarken pedogojilerine uygun olan büyük harflerle yazmayı öğrenecek daha sonra küçük harflerle devam edilecek. Mevcut sistemde öğrenciler en zoruyla başlamaktan dolayı yazmaya karşı bıkkınlık ve isteksizlik yaşanıyordu. Hem dik temel, hem eğik-bitişik ve diğer yazı türleriyle tanışan öğrencilerin ilkokulu bitirdiklerinde kendi stillerinde, estetik ve karakteristik el yazısına sahip olacak. Hiçbir öğretmen öğrenciyi dik ya da eğik yazma konusunda zorlamayacak.”
“Yeni modelde öğrenciler, önce Türkçe’de en çok kullanılan hece ve kelimelerin seslerini tanıyacaklar. Yazarken pedogojilerine uygun olan büyük harflerle yazmayı öğrenecek daha sonra küçük harflerle devam edilecek. Mevcut sistemde öğrenciler en zoruyla başlamaktan dolayı yazmaya karşı bıkkınlık ve isteksizlik yaşanıyordu. Hem dik temel, hem eğik-bitişik ve diğer yazı türleriyle tanışan öğrencilerin ilkokulu bitirdiklerinde kendi stillerinde, estetik ve karakteristik el yazısına sahip olacak. Hiçbir öğretmen öğrenciyi dik ya da eğik yazma konusunda zorlamayacak.”
“Yeni dönemde öğrencilerin okumayı öğretme modeli de değişecek. Öğrenciler okulöncesinde itibaren önce çevrelerindeki yazıları hissetme, algılamayla başlayan süreçleri okulda, ses, harf, hece, kelime, cümle olarak öğretilecek. Öğrencilerde seslerin kalıcı olması için her ses için tekerlemeler, melodi ile birlikte öğretilecek. Ninni, sayışlama gibi yöntemler de kullanılacak.”
“İlkokul ders kitapları çocuk dergileri gibi olacak. Karikatür, çizgi roman ve bol renkli resimler ile farklı fontlarda ve karakterlerde yazılarla öğrenciler her türlü yazı karakterini eğlenceli olarak okuması amaçlanıyor. İlkokul çağında öğrencilerin kitap okumayı sevdirmeyi amaçlayan yeni modelle okuduğunun da anlaması hedefleniyor.”
Kısacası… Yapacak çok iş var, yeni nesli geleceğe çok iyi hazırlamamız lazım. Yeniçağa, yeni bin yıla eskinin yöntemleri ve araçları ile hazırlanamayız. Hele eskidin felsefesi ile hiç yapamayız. Ülkemizde de bu konuda ciddi çalışmalar var biliyorum. Ancak her şey gibi eğitim konusunda da daha yolun çok başındayız.

MAHİR KILIÇOĞLU/D.D Eğitim

Benzer Haberler