GELECEK KİMİN ELİNDE

Mahir Kılıçoğlu
Mahir Kılıçoğlu

Latest posts by Mahir Kılıçoğlu (see all)

George Washington Carver adında bir bilim adamı var; Amerikalı. 1864 yılında doğduğu tahmin ediliyor. Tahmin ediliyor diyorum çünkü bebek George, siyahi ve köle anne babanın, köle oğlu olarak dünyaya gelmiş. Sahibi Moses Carver adında bir beyaz adam ve George’nin soyadı da ondan geliyor.

Doğduktan bir hafta sonra köle hırsızları tarafından anne ve kız kardeşiyle birlikte doğduğu Diamond, Missouri’den Arkansas’a kaçırılıyor. Aile, daha sonra Kentucky’ye satılıyorlar. Bu maceranın nihayetinde, sadece George hayatta kalıyor. Ve asıl sahibi tarafından bulunup bir at karşılığında, tekrar satın alınıyor.

1865 yılında, Amerikan iç savaşından sonra kölelik yasaklanınca özgür oluyor bizim George. Ama 14 yaşına kadar Moses Carver’ın yanında kalıyor. Okula gitmeden, pamuk tarlalarında çalışarak geçen günlerinde çevresini gözlemleyerek çizdiği resimler ve bu arada edindiği bilgiler, ileride ona çok yararlanacağı bir tecrübeler birikimi sağlıyor.

George, sadece siyahların devam ettiği ilkokulu bitiriyor, sadece siyahların okuduğu liseyi gidiyor. Çünkü siyahlar, o yıllarda beyazların devam ettiği okullara gidemiyordu. George, Sıra üniversite eğitimine geliyor. George, başvurduğu üniversitelere siyah olduğundan kabul edilmiyor.
Fakat çok iyi resim yaptığı için sanat ve müzik alanında yüksek öğrenim görüyor üç yıl. Sonra tarım alanında yüksek öğrenimine başlıyor ve lisansüstü derecede mezuniyet alana kadar eğitimine devam ediyor. Nihayet mezun olduğu okula öğretim görevlisi olarak atandığını görüyoruz onun. İşte böyle bir mücadelenin sahibi George Washington Carver…
***

Ve hayat mücadelesi… Bir zaman sonra George, siyahların yoğun olduğu bölge, “Tarım İşleri Başkanlığı”na getirildiğinde bakın neler yaptı?
Öncelikle kendisini, siyahların eğitimine ve ekonomik olarak kalkınmasına adadı.
Yanlış ekimlerden dolayı zarar eden çiftçilere doğru tarımı öğreterek tarımsal kalkınmayı sağladı.
Bunun yanında tarımsal ürünler üzerinde bilimsel çalışmalarına devam etti.
İlaveten…
Yüzlerce icada imza atan George Washington Carver görüyoruz artık…
Bu anlamda tarımsal ürünlerden sanayide kullanılabilecek yan ürünleriyle dikkat çekti.
Yer fıstığı, ceviz, patates, bamya, soya tarım ürünlerinden yağ, peynir un gibi yiyeceklerin yanında, sentetik mermerden, elyaf ipliğe; plastikten, tutkala; hasırdan, organik gübrelere kadar pek çok icada imza attı.

Ve hemen söyleyelim…
George Washington Carver, bütün bu icatlarını hiçbir menfaat gözetmeden herkesin istifadesine sunmuş biri olarak taktir topladı. Başta Güneyli çiftçiler olmak üzere herkese, modern tarım tekniklerini öğretti. Tarım alanındaki bilimsel çalışmalarıyla kısa zamanda ünü bütün dünyaya yayıldı. Sadece Amerika’da değil, pek çok ülkeden tarım konusunda kendisinden yardım istendiği de vaki.

Bunlarla sınırlı kalmadı George Washington Carver… Afro-Amerikan kökenli öğrencilerin eğitimlerini destekleyerek, onların ekonomik olarak beyazlarla dengelenmesine yardım ettiğini de biliyoruz. Geliştirdiği gezici sınıf sayesinde o güne kadar sadece okullarda verilen eğitimi, çiftçilerin ayaklarına götürerek yeni bir çığır açtığını da…

O, milletini seven bir adam oldu: Sadece Amerikan siyahilerin kalkınmasına katkı sağlamaya adamıştı kendisini. Ama o bir ırkçı değildi. Çünkü ABD’nin tarım politikalarının şekillenmesine ve gelişmesine büyük katkıları olmuştu bu arada. Ve tabi, yalnızca kendi ülkesinde değil; pek çok ülkenin tarımsal üretimine de katkı sağlamıştı. Bu özverili çalışmaları nedeniyle İngiliz Kraliyet Topluğu üyeliğine seçilen Carver, bu arada pek çok ödüle de layık görülmüştü.
***

Kölelikten, saygın ve ünlü bilim adamlığına ve toplum yöneticiliğe uzanan çileli yolda George Washington Carver’ın yaşamı ibretlerle doluydu. Her şeyden öte, azmin elinden hiçbir şeyin kurtulamayacağının göstergesiydi o ve çileli hayatı. Aynı zamanda, bir eğitim sevdalısı olarak George, eğitim olmadan hiçbir başarının olamayacağını da ortaya koymuştu.
***

İstiklal Marşını yazan şairimiz Mehmet Akif Ersoy’a Avrupa seyahati sonrasında soruyorlar: “Nasıl buldun Avrupa’yı?” diye. Mehmet Akif şu tarihi cevabı veriyor: “Onları işleri, bizim dinimiz gibi bizim işlerimiz de onların dini gibi…”

Bu söz çalışmayan, üretmeyen, tembel ve geri kalmış 20. Yüzyılın başındaki Osmanlı toplumuyla Batı toplumunu karşılaştırmak için söylenmişti. Aynı dönemde yani I. Dünya Savaşı sırasında Avusturya’da çarpışan İbrahim Arıkan ‘Harp Hatıralarım’ adlı hatıralarında Avusturya’da devasa fabrikaları ve bu fabrikaların içindeki olaganüstü makineleri gördüğündeki hayretini gizleyemediğini yazıyordu.

Her toplumda, kendini kalkındıracak ve ileri götürecek temel insan nüvesi vardır. Ancak bu nüveyi harekete geçirecek güç, toplumsal bilinç durumu ve sağlam liderlik gerektirir. Toplumsal bilinç durumu ancak eğitimle oluşur ve liderlik, bu bilinç durumuyla güç kazanır.
Kurtuluş Savaşından sonra kurulan yeni Türkiye’nin eğitilmiş insan gücü gerçekten çok azdı (Okuma yazma bilenlerin oranı % 10’lar düzeyindeydi…) Bu nedenle Cumhuriyet’i kuran irade, en çok eğitime önem vermişti; tıpkı, George Washington Carver gibi…
***

Bu yazıyla birlikte George Washington Carver, bir nebze tanıdığımız biri oldu. ‘Köylü milletin efendisidir’ diyen Mustafa Kemal Atatürk, onu tanıdı mı ya da ondan ne kadar etkilendi bilinmez… Ancak Türkiye’de tarım ve eğitim hamlesinin onun çalışmalarının bütün dünyada yankılanmasından sonraki yıllarda yapılması dikkate değerdi. Hatta George Washington Carver’ın icatlarından biri olan “Biyoyakıt”ın Atatürk döneminde de üretilmesi tesadüf olmasa gerek.

Son olarak, bizim yakın tarihimizde de pek çok başarı örnekleri mevcuttur. Bizzat Atatürk’ün o hepimizin bildiği dayısının tarlasında karga kovaladığı Selanik’ten, Türkiye Cumhurbaşkanlığına olan yolcuğu bile yeterli sayılsa gerek. Geçmişte yapılmış büyük başarılar sayesinde 20 yıl öncesinde yaşayan insanların sahip olmadığı olanaklara sahibiz. Akıllı telefonlar 20 yıl önceden atılan adımların sonucu olarak bugün kullanımda. Ancak zamanımız yeni başarılara gereksinim duyulan bir zamandır. Yeni nesil, geçmişte başarılmış pek çok şeyin üstüne mutlak anlamda yeni şeyler, büyük şeyler koyma gibi beklentilerle karşı karşıya. Dijital teknolojinin hayatımızın her alanına girdiği, nano robotların her alanda kullanılabilecek hale dönüştürüldüğü günümüzde insanların çözülecek daha pek çok sorunu devam etmektedir. En basitinden, artık fosil yakıtlar olmadan nasıl araçlarımızı çalıştırırız ve nasıl ısınırız sorunu önümüzde büyük problem olarak duruyor. Bunun yanında yenilenebilir enerjiler, yeni motor teknolojileri, batarya teknolojileri geliştirilmeyi bekleyen ve bu haliyle var olan mevcut teknolojinin gelecekte insanlığı çok yavaşlatacak olması da bir problem olarak varlığını koruyor.

Gençlerimizin, genç beyinlerimizin çözmesi gereken ve George Washington Carver zamanında problem olarak görülmeyen, yedi milyar insanı nasıl doyuracağız sorunu da günden günde kendini göstermeye başlamıştır. Dolayısıyla gelecek, insanlığın sorunlarına çözümler üreten beyinlere sahip olan toplumların elindedir. Bizlere düşen, eğitim seviyemizi artırarak, sorunlar üzerinde kafa yorup çalışarak, insanlığın ve dünyanın problemlerine çözümler üretmektir. İşte o zaman gelecek bizim elimizde olur.
***

MAHİR KILIÇOĞLU/D.D Haber

Benzer Haberler