YAVUZ SULTAN’IN KİRLİ KAFTANI NE OLDU?

A. Elif Alkan
A. Elif Alkan

Latest posts by A. Elif Alkan (see all)

Yavuz Sultan Selim’in babası ikinci Bayezit, halim selim bir padişahtı. Öyle anlaşılıyor ki savaşmaktan da pek hoşlanmıyordu. Bu yüzden onun zamanında, daha önceden süregelen geleneksel fetihlere devam edilemedi. Osmanlı Devleti bir sessizlik dönemine girmişti. Bu durumdan hoşlanmayan bir adam vardı. Padişahın oğlu Şehzade Selim… Daha sonra Yavuz adıyla ünlenecek olan Selim, cesur, atılgan ve yerinde duramayan biriydi. Bu sebeplerden ötürü babasının padişahlığını da beğenmiyordu. Zaten fırsatını bulunca da onu tahttan indirdi, yerine kendisi padişah oldu. Selim padişah olur olmaz, ordusunun başına geçip başkentten ayrıldı. İran üzerine yürüdü. İran şahı İsmail’le yaptığı Çaldıran savaşını kazandı. Oradan Suriye üzerine döndü. Suriye’ye hâkim olan Memlukler/Kölemenler Türk devletinin merkezi Mısır’dı. Sultan Selim, Suriye’de yaptığı Mercidabık savaşını kazanarak atının yönünü Kahire’ye çevirdi. Mısır sultanı ile yaptığı Ridaniye savaşını da kazandı ve Memlûklar/Kölemenler devletini tarihin karanlıklarına gönderdi. Yavuz Sultan Selim’in, sekiz ay süren Mısır seferi sona ermiş ve dönüş yolculuğu başlamıştı. Dönüş yolunda Yavuz, hocası Anadolu Kazaskeri, İbni Kemal olarak da bilinen Kemalpaşazade’nin yanındaydı. Muradı, bir yandan yol alırken, öte yandan merak ettiği meseleleri sorup hocasının ilminden faydalanmaktı. Derken, hoca ile talebe arasındaki sohbet iyice koyulaşmış ve derin konulara girilmişti. Bu minval üzere ordu ilerliyordu. Atların ayak sesi tek düze bir yalın melodi gibi ortalığı kaplamıştı. Bir ara atlar, çamurla kaplı bir sahadan geçiyordu. Bu sırada, hiç beklenmedik bir durum oldu. Kemalpaşazade’nin atının ayağı sürçtü. Yerden sıçrayan bir parça balçık koptu, uçup Yavuz’un kaftanını kirletti. O anda çevredeki herkesin yüreği ağzına gelmişti; kaş göz işaretiyle şimdi, ne olacağını birbirine sormaktaydılar. Büyük âlim Kemalpaşazade ise başını önüne eğmiş, endişeli gözlerle beklemekteydi. Sultan Yavuz, değerli hocasının edebi ve mahcubiyeti karşısında kızardı. İlme ne kadar değer verdiğini anlatan şu ünlü sözleri söyledi: “Hocam üzülmeyiniz!” dedi. “Sizin gibi bir âlimin atının ayağından sıçrayan çamur, bizim kaftanımızın üzerinde değerli bir süstür.” Herkesi rahatlatan bu sözlerin ardından Yavuz Selim, kaftanını çıkarıp yaverine uzattı: “Vasiyetimdir…” diye seslendi. “Öldüğüm zaman bu kaftanı mezarımın üzerine sersinler!” Gerçekten de Yavuz’un vasiyeti yerine getirilmiş ve sözü edilen kaftan, padişahın sandukasını süslemiştir. ***

AYŞE ELİF ALKAN/D.D Tarih Anekdotları

Benzer Haberler