HAKAN CERAN: İpek Yolu: Kazan-Kazan da! Ne kadar Kazan?

Hakan Ceran
Hakan Ceran

Latest posts by Hakan Ceran (see all)

2013 yılında Çin tarafından ilan edilen İpek Yolu Projesi; “Bir Kuşak Bir Yol” adı ile değiştirilerek küresellik, birlenme veya vahdetçi bir dünya mesajını içerecek şekilde 15 Mayıs 2017 tarihinde Pekin’de, Türkiye’nin de yer aldığı 28 devletin liderlerinin ve üst düzey yöneticilerin katılımı ile teoriden eyleme geçti.

Son günlerde bir kuşak bir yol projesi için Küreselcilerin tek dünya/tek din/tek dil hedefine yönelik en büyük adımlarından biri olduğu analizi yapılmakta. Her ne kadar 14-15 Mayıs’taki Pekin Zirvesi, bu projenin eyleme geçirildiğinin ilanı olsa da, uzunca bir süredir Çin ve Çin’in tek tek anlaştığı devletler bu proje için alt yapı çalışmalarını başlatmış durumdaydılar..

Türkiye’nin de bu proje için yatırımlarına çok önceden beri başladığı söyleniyor. Demir yolu ağı bulunan ve Asya’yı Avrupa’ya bağlayan Üçüncü Köprü, Üçüncü Havalimanı, Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu Hattı bu çalışmalardan en önemlileri olarak gösteriliyor. Ayrıca bir kuşak bir yol projesinin deniz ayağı için Türkiye’nin Hint Okyanusuna kıyısı olan ülkelerde bir çalışma yaptığı ve alt yapı hazırladığı da söylenmektedir. Özellikle 19. yüzyılın son çeyreğinde Akdeniz’i Hint Okyanusuna bağlayan Süveyş Kanalının açılmasının akabinde Mısır’ı kaybeden Türkiye; Akdeniz ile Hint Okyanusunun bağlandığı güzergahlardan birinde yer alan Somali’de, hem hariçteki en büyük askeri üssünü inşa ederek hem de sosyo-politik açıdan bir bağ kurarak küresel anlamda stratejik bir noktaya hakim olmaya çalışmaktadır. Uzun zamandır yapılan bu çalışmalar gerçekten de İpek yolu projesine bir hazırlık mıydı, ya da başka bir amacımız var da küresel rüzgarı arkamıza almak için İpek Yolu Projesini bir araç olarak mı kullanıyoruz? Bunu ancak uzun yıllar sonra anlayabileceğiz.

Bir kuşak bir yol projesi hakkında yapılan bir başka analiz ise bu proje ile Türkiye’nin jeostratejik konumunundan faydalanarak küresel anlamda bir çıkar sağlayacağı ve kazan-kazan prensibi çerçevesinde bu projeden oldukça kazanç elde edeceğiydi. Hatta bu proje medya tarafından öyle bir pazarlandı ki; bilmeyenler için bir küreselci projesi değil de sanki Türk Projesiymiş gibi bir hava da oluşturuldu. Ayrıca bu proje ile ABD’nin yerini Çin’in alacağından ve artık ABD’nin sonunun geldiğinden, dünya parası olan doların yerini yuan’ın alacağından; ABD’nin ise bu projeyi tehdit olarak görüp kavga çıkaracağından ve sabote edeceğinden bahsedildi. Elbette bu projeye karşı olan ABD; küreselci ABD değil, zira bu işi planlayıp, tezgahlayanlar zaten küreselciler. Peki hangi ABD bu projeye karşı? Pentagon, din ve silah lobileri ile Büyük Amerikancılar. Yani bir tarafta Çini büyüten Küreselci ABD, diğer tarafta bunun karşısında olan diğer ABD…

Diğer ABD ve Diğer Avrupa bu projeye karşı çıkarken; Küreselci ABD ve Küreselci Avrupa bu projeyi destekliyor. İyi de küreselci veya diğerleri kim? Hem Amerika’da hem de Avrupa’da ve hatta dünyada bunlar kim? Ya da bu soruyu şöyle soralım: Bu iki ABD, iki Avrupa veya dünyadaki bu ikiler kim değildirler? Halk değildir, cevabı en doğru cevap olacaktır. Öyleyse bu projeyi sekiz Avrupa ülkesi destekliyor veya desteklemiyor gibi haberlerin de bir anlamı yok. Zira devletleri oluşturan halkın bir vasfı, etkisi veya seçimi yok. Peki bu projeyi kim destekler veya desteklemez?

Bir kuşak bir yol projesini, bu projeden kazanacak olan şahıslar ve bu şahısların şirketleri dışında kimse desteklemez. Ne Türk halkı, ne Amerikan halkı, ne Avrupa halkı ne de bir başkası bu projeyi asla desteklemeyecektir. Zira hiçbir halkın bu projeden bir menfaati yok, buna Çin halkı da dahil. Çinliler bu projede köle-işçi, diğer halklar da köle-kul vasfında olacaklar. Bu sürecin sonunda ise Küreselciler neofiravunlar olarak sözde ilahlık makamını elde etmek istiyorlar.

O halde kazan-kazana göre kimler kazanacak? Elbette ilgili ticaret yolunun güzergahında çöreklenmiş olan
Küreselciler…

Küreselcileri bir tarafa bırakıp, görmezden gelelim ve diyelim ki; Türkiye bu projeden gerçekten kazan-kazan prensibi gereği kazanacak. İyi de ne kadar kazanacak? Bu kazan-kazan taksimi neye göre yapılacak? Ya Çin: 100 bana 1 sana dediyse! Bunu bilen var mı? Bilen yok, dolayısıyla biz de bir şey bilmiyoruz. Sadece kazan-kazanı biliyoruz. Diğer bilinenler ise şunlar: Çin’den Avrupa’ya giden mallar bugün 50 günde gidiyorsa bir kuşak bir yol projesi tamamlandığında Türkiye üzerinden demir yolu hattı ile 10-15 gün aralığında gidecek. Yani Türkiye ve güzergahtaki devletler bir anlamda nakliye parası kazanacaklar. Mı? Bilmiyoruz. Biz Çin’in toptancısı mıyız, perakendecisi miyiz, distribütörü müyüz? Yani Kazan-Kazana göre hamallık parası mı kazanacağız? Elbette hamallık parasını da biz kazanmayacağız. Zira paragrafın başında küreselcileri görmezden gelmiştik. Onu da Küreselciler kazanacak. Bundan dolayı medyanın bu projeyi ballandıra ballandıra anlatmasını da bir algı çalışması olarak görüyorum.

Hangi vatandaş kendi ülkesinin bir başka ülkenin malları ile işgal edilmesini ister! Bu proje apaçık küreselcilerin tüm dünyayı sömürgesi yapma planıdır. Yani tüm dünya insanının kendilerine kul-köle edilmesi projesinden başka bir şey değildir. Bugün dahi dünya endüstri üretimin %40’ını Çin yapmaktadır. Yani 1,4 milyarlık nüfuslu Çin hem ucuz hem de kendisiyle birlikte 3 milyar insana ulaşacak üretimi tek başına yapmaktadır. Bu proje ile bu üretim daha da artacak; 3 milyarlık üretim 5 milyar nüfusluk üretime çıkacaktır.

Ayrıca; ABD’nin 17,4 trilyon dolar ile dünyanın en büyük, Çin’in ise 10,3 trilyon dolar ile dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olduğu, önümüzdeki yıllarda Çin’in dünyanın en büyük ekonomisi olacağı söylenmektedir. Lakin bu rakamlar da sakattır. Bugün Çin ekonomik büyüklükte ABD’yi katlamış durumdadır. ABD ulusal para birimi olan dolar üzerinden Çin ise küresel para birimi olan dolar üzerinden hesap yapmaktadır. Bu ise gerçek büyüklüğü çarpıtmaktadır.

Peki bir kuşak bir yol projesi bu minvalde ne anlama geliyor. Bütün dünya Çin’in yani Küreselcilerin pazarı olacak anlamına gelir. Üç yüz milyonluk ABD’nin dünya üzerindeki ekonomik baskısı altında ezilirken, 1.4 milyarlık Çin ile başa çıkmak hem dünya hem de Türkiye için çok daha zor olacaktır.

Yine uzun zamandır küreselcilerin Çin’e yavaş yavaş taşınacağı söylenmekteydi. Küreselciler elbette kısa sürede ABD’yi terketmeyecekler. Hatta hiçbir zaman tamamen ABD’yi terketmeyecekler ve Batıdan ABD, doğudan Çin ile dünyayı preslemeye çalışacaklar kanaatindeyim. Böylece küresel planları olan tek dünya/tek din/tek dil gibi hedefleri için bütün dünyayı kul-köle hâline getirecek ve kendilerini de ilah olarak ilan edeceklerdir. Yukarı dediğim gibi neo-firavunluk dönemini başlatmak istiyorlar.

Türkiye için Avrupa ile Çin arasında bir köprü durumunda ve ucuz Çin malları Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçecek deniliyor. Bu aynı zamanda şu anlama gelir: Çin malları ile Avrupa sömürge haline getirilecek. Bu mümkün mü, ya da Avrupa buna izin verir mi? Asla izin vermeyecektir. Hatta Avrupa’nın bütün lider ve bürokratik kadrosu küreselci olsa bile Avrupa halkını Çin’e ram etmek yine mümkün değildir. Zira Avrupa halkı ancak refah ile uyutulabilecek bir karaktere sahiptir. Türk ve Müslüman ile karakter olarak Avrupalılar tamamen farklıdır. Türkler ve müslümanlar sefalet ile uyutulabilirlerken bir Avrupalının refah düzeyiyle biraz oynarsanız bu insanlar kısa sürede Avrupa’yı yıkar; Küreselcileri de canlı canlı yakarlar. Küreselciler hangi konuma sahip olursa olsunlar, hiç farketmez. İsterse firavun olsunlar. Avrupa insanı böyledir. Çin istediği kadar Avrupa’ya demir ağı kursun; Avrupa asla Çin mallarına boyun eğmeyecektir. Yani Avrupa bu işten zarar etmez. Kendi üretimlerini kendileri yaparlar ve gümrüğü de bir Avrupa Setti olarak Çin’in karşısına dikerler. Burada asıl mesele Doğunun ve Batının tam ortasındaki bölgede yaşayan 2 milyara yaklaşan Türk ve Müslüman nüfusunun ne yapacağıdır.

Bir kuşak bir yol zirvesinden sonra Erdoğan, iş adamlarına yaptığı bir konuşmasında yerli otomobil konusunu gündeme getirmiş ve söz almıştır. Aslında yerli otomobil çalışmaları sona yaklaştığı için bu konuşma yapıldı diye düşünüyorum. Bu örnekte olduğu gibi birçok farklı sektörde Türkiye’nin adım adım sanayi atılımını yapacağını düşünüyorum. Türkiye; iki milyara yaklaşan İslam alemini kontrol edecek bir mekanizma oluşturabilirse aynı zamanda kendi ekonomik bağımsızlığını koruyabilmek için bir pazar oluşturmuş olacaktır.
En güzeli ise bu pazar için ticaret yollarımızı küreselcilere yaptırmış olmak olacaktır. İşte o zaman kazan-kazan prensibi çalışacaktır.
Maalesef bugün medya; Çin malları ülkemizi, Arapları, Afrika’yı, İslam Alemini, Türkistan’ı, Orta Doğuyu istila edecek diye göbek atmamızı istiyor. Sanki Türk Malları Çini istila edecek ve ipek yolu bir Türk projesiymiş gibi anlatılıyor. Bizim Çin’e tarım ürünü dışında satabileceğimiz hiçbir şeyimiz yok. Yani elimizi versek canımızı alırlar. Küresel Tefeciler bir ticaret yaparken şu soruları kendilerine daima sorarlar: 1-Paramı alabilir miyim? 2-Kendime bağlayabilir miyim? 3-Paramı alamazsam neyini alabilirim?

O halde biz de büyük düşünmeliyiz. 16 İmparatorluk kurmuş ve tarihinde Çin’i hakimiyeti altına almış bir milletin torunları olarak…

Biz söylüyoruz ama her şeyin doğrusu Aliym olan Allah bilir.

HAKAN CERAN/D.D Haber

2
Kimler Neler Demiş?

avatar
2 Comment threads
0 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
2 Comment authors
yörükMehmet Sarıçiçek Recent comment authors
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Mehmet Sarıçiçek
Ziyaretçi
Sarıçiçek

”Rızkın onda dokuzu ticarette…” diyen bir peygamberin ümmeti olarak gözümüzü devlet kapısından​ ticarete çevirmeliyiz.

yörük
Ziyaretçi
yörük

çinden batıya giden dolu nakliye gemileri yada trenleri çine dönerken boş dönmez, bugün bile gemiler boş dönmüyor, 75000 nüfusa sahip bizim memlekette bile 2 tane bildiğim çin lokantası vardı tutmadı yerine 3 tane uygur lokantası açtılar, 2 tane çin masaj salonu var, çine dönen gemileri doldurmak için çalışıyorlar.

Benzer Haberler