“HAZ MEDENİYETİ”NİN İNTİHAR SÜRECİ DEVAM EDİYOR (3)

Bu bölümde “Teknolojik Hazlar”dan söz edelim istiyoruz. Acaba, hiç merak ettiniz ve saydınız mı hayatınıza, son yirmi otuz yılda girip çıkan elektronik malzemenin adedini. Yani evinizde kaç buzdolabı kullandığınız, kaç televizyon eskittiniz, kaç çamaşır makinesi ıskata çıkardınız? Bunun gibi kaç bilgisayarınız oldu, kaç televizyon değiştirdiniz ve kaç araba girdi çıktı altınıza? Kaç telefonunuz oldu? Ve en önemlisi kaç akıllı cep telefonu kullandınız? Saymakla bitmiyor değil mi?
Gelin konuyu, cep telefonu üzerinden yürütelim isterseniz. Hayatımıza 90’ların başında girmiş olan cep telefonu, neredeyse yirmi beş yaşını geçmiş durumda. Peki, kullandığımız ilk cep telefonunu hatırlıyor muyuz? Hadi araştırın “ilk cep sevgili”mizi; emin olun, evimizin bir yerinde duruyor olmalı. Üstelik pil takarsak çalıştırabileceğimiz, kullanılabilir, antika bir cihaz durumunda. Yani ilk telefonumuzu bozulmadan, eskimeden, kırılmadan bir kenara atmışız; ne yazık ki. Borç harç yaparak yeni bir telefon almış ancak onda da karar kılmış değiliz. Bu minval cep değiştirmeler, zamanla öyle bir ivme kazanmış ki her yıl, bir telefon ihtiyaç haline gelmiş. Ve ne gariptir ki kullanıp attığımız telefonların tamam çalışır durumda değil mi? Madem çalışır durumdaydı o halde, niye kullanmaya devam etmedik ve bir kenara attık. Hemen söyleyelim: yenisini almak için. Üretici firmalar model değiştirdiğinde ilk işimiz, yeni model telefona koşmak oldu. Peki, paramızın çokluğundan mı? Bir önceki modelin ihtiyacımızı karşılamadığından mı? Hayır hayır hayır… “Teknolojik Haz” için… Her modelde artan bir ölçüyle elektronik ve dijital aletlerin verdiği ”Haz ve Tat”ı bir ileriki noktaya taşımak için… Peki, daha ileride bir noktaya ulaşan insanın; “Bu kadarı, bana yeter!” demesi mümkün mü? Bu sorunun cevabı da “Hayır yetmez!” olacaktır elbette. Çünkü insan, bir “Haz İvmesi” içerisinde mahpus ve giderek artan bir süratle yol almakta “Haz Bulvarı”nda. Onun işletim programı iki “Bitt” üzerinden çalışmakta: “Haz, daha çok haz! Haz, daha çok haz…” Bu işleyiş için de yeni yeni cihaz yeni cihazlar gerekli… İnsanlık, önlenemez bir şekilde “Teknoloji Hazzı”nın peşine düşmüş ve dünyayı bir elektronik ve dijital cihazlar mezarlığında döndürmüş durumda. Tabii ki bu arzunun sonu yok. Çünkü zavallı insanlar, bir “Haz Medeniyeti”nin mensupları değil mahkûmları durumunda. Söz konusu medeniyet, insanın “Haz”larını besledikçe, önlenemez bir şekilde o insanın ihtiyacı artmakta. Peki, nereye kadar bunun bir sonu yok mu? Ya da bir süre sonra, tüketmenin “Hazzı” daha da artar lakin “Hazz”ın kaynakları tükenir, bilim yavaşlar, teknolojik buluşlar sınıra dayanırsa ne olacak? Daha da vahimi, teknolojik cihazların insana verdiği “Haz”ların tatmin ediciliği sonlanır ve bu pahalı oyuncakların verdiği “Haz ve Tat” nihayete ererse veyahut teknoloji, insanın “Haz İhtiyacı”na cevap veremez noktaya ulaşırsa ne olacak? İşte, problem bu…

YUSUF KEMAL BOZOK/D.D Haber

Benzer Haberler