NE YERSEN YE…

Burak Serdengeçti
Burak Serdengeçti

Latest posts by Burak Serdengeçti (see all)

“Zeytinyağlı yiyemem amman
Basma da fistan giyemem amman
Ben alıştım güzele,
Çirkine yar diyemem amman.”

Kamyonetteyim; göç yüklendi kasaya. Kasada iki genç emniyetimizi sağlamak üzere hazır kuvvet tedbir aldılar. Yanımda anam ve kamyoneti süren Oktay adlı öğrencim düştük yollara. Aynı ilçenin suyu çağlayıp akan, çeşmesi çok mahallesine yollandık.

Türkünün ritmi güzel, insanın içini gıcırdatan bir ezgi. Bunun yanında söyleyenin işvesiyle çeşni katmerleşiyor.

Tömük sapağını dönünceye kadar bu türkü bize eşlik etti. Bildiğim yol, yol da aklımı kurcalayan şu zeytinyağı bilmecesi.

Öğretmenliğimin ilk yıllarında Yahudi menşeili Vita yağı ve buna yakın kiremit rengini andıran, içeriğinde ne olduğu meçhul yağ ve peynir karışımı yiyecekle büyük patron Amerika’nın unu, köy çocuklarının beslenmesi için okullara meccanen(!) dağıtmasıydı. Sınıflara göre bu yiyecekler paylaştırılıyor ve bir aile ekmekler yaparak -bu ekmekleri yağlamak suretiyle- sınıftaki öğrencilere getiriyordu. Biz de her öğrenciye eşit şekilde dağıtıyorduk. Ne maksatla, hangi akla hizmet ettiğini sorgulamadan bu yiyecekleri yemenin hazzıyla yarınki dağıtımı velilere paylaştırıyorduk.

Dışarıdan gelen her ne ise bunun bir muhasebesi, zararı-faydası hesap kitap edilmeliydi. On yedi yaşında bir köy öğretmeni çiçeği burnundan henüz yere düşmemiş toylukta bu işlerden şüphelenirken yukarıdakiler hangi herzeyi yiyeceğini şaşırmışsa elbette zeytinyağlı yiyemez.

Erdemli’de yaptığım bir araştırmada etrafta yaşlı zeytin ağacı görmeyince halktan yaşı geçkinlere bunun sebebini sordum:

“ Ciplere binmiş adamlar geldi. Bize: “Bu ağaçlardan kaç kilo zeytinyağı elde ediyorsunuz?” diye sordular.

Biz de o zamanın behrînde: “Şu kadar” diye söyledik.
Adamlar bize dediler ki:

“ Bir yılda elde ettiğiniz paranın beş katını size verelim, ağaçları kesin. Biz, bu ağaçlardan mangal kömürü yapacağız. Vereceğimiz para, iyi para. Bu fırsat ele bir daha geçmez!” dediler. Sıcak parayı gören millet, bütün zeytin ağaçlarını kesti; tırınk parasını aldı”

Bu söz üzerine beynimden vurulmuşa döndüm. Bu işte bir hinlik değil, binlerce oyun yatmaktadır. Kur’an’da zeytin ağacı üzerine yemin edilmiştir. Binlerce yıl yaşayan bu ağaç; çağlara, olaylara, medeniyetlere şahitlik etmektedir. Zeytin ve yağının sayılamayacak kadar faydalarını yayın organlarında ve TV ekranlarında görenler hâlâ katı yağlardan vazgeçmiyor. “Kalp hastalıklarının çoğu yanlış beslenmeden kaynaklanmıyorsa devam edin zeytinsiz hayata” derim.

Kanlıdivane harabelerinde el değirmenlerinin döne dolaşa zeytinleri ezmek suretiyle oluklardan mahzenlere zeytinyağı akıttıkları kara taşlar yerinde duruyor. Denize nazır kara taşlar arasında zeytin ağacının kökleri bile kalmamış. Hastalıklara çare olması babından ilaçlar ve bu ilaçları üreten firmaların sahipleri yabancı. Fakir ülkelere gönderilen ve hastalıkları davet eden yiyeceklerin akabinde oluşan marazın çaresi için yine onlara bağımlıyız. Ülkemizin zeytin ağaçlarını kesmek suretiyle getirim devşiren hainler ve aymazlar, size ne söylenecekse onu bu işten yüreği yanıklara havale ediyorum.

Dünya medeniyetinin taşları arasına ilk ekilen zeytin ve hurma ağaçları olduğu bilinir. Üzüm bağlarından, incirden ve sayılamayacak kadar nimetten –üstü kapalı da anlatılsa- biz aymazların mutluluğuna sunulmuştur.

“Ne yediğinize ve ne içtiğinize bakın!” uyarısı helal-haram dengesini anlatmak istese de hayatın bekası için kurulu düzene şırınga edilen zararlılar, hilkatin doğru düzleminde eğrilerin meydana gelmesine sebep olmaktadır. Nasıl ki benzinle çalışan bir motor ve sistemi mazot ve su ile çalışmıyorsa; insan bünyesi de her yiyecek ve içeceği kabul etmemektedir. Dünya sömürü düzeninin aç ve açık koyduğu insanlar: “Ne bulsa yiyecek” durumundan insan onuruna yakışır bir hayat sürmesi için biz karnı tok, sırtı pek insancıkların merhametine bırakılması da ayrı bir garabet doğrusu.

“Basma da fistan giyemeyenlerin ve giymek istemeyenlerin” ne derdi varsa ona da dokunalım isterim. Çirkin ve güzelin ölçüsünü sorgulamak da ayrı bir vakte kalsın. “Gün ola, harman ola” demişler. Hayatını beyhude yere israf edenlere sonra dokunalım. “Ne yersen ye, kul hakkı yeme!” diye sözü bağlayalım. Sancılı yüreklerin sahipleri, hoşça kalasınız.
***

BURAK SERDENGEÇTİ/D.D Haber

1
Kimler Neler Demiş?

avatar
1 Comment threads
0 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
1 Comment authors
yörük Recent comment authors
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
yörük
Ziyaretçi
yörük

zeytinleri katlettikleri gibi cevizlerde nasibini aldı iyi para veriyolar ceviz kaplama malzemesi yapacaklar diye yetişmiş cevizleri kestiler. koyun keçileride köylerin etrafını orman arazileri diyerek kuşattılar tarım arazileri ve orman arazisi ile kuşatılmış hayvanlar meraya dağa gidemeyince mezbahaneye gitti. büyükbaş hayvanlarda 90 lı yıllarda süt ürünlerini yurt dışından çok ucuza memlekete sokunca onlarda mezbahaneye gitti. kuru ekmeğe sürülmüş margarine böyle böyle mecbur ettiler. yerli sanayiyi üretimi bitirmenin en kolay yolu o malı bedavaya dağıtmakmış. bir belgeselde artık yardım yapmayı kesin diye bas bas bağıran insanlar vardı fakir coğrafyaları kastederek.

Benzer Haberler