TİCARİ SEFERBERLİK

Mehmet Sarıçiçek
Mehmet Sarıçiçek

Latest posts by Mehmet Sarıçiçek (see all)

Seferberliği: savaşa hazırlanma hali diye açıklıyor, sözlüklerimiz. Seferberlik deyince de, hep aklımıza askeri seferberlik gelir. Aslında insanoğlunun en büyük savaşı boğaz kavgası değil mi? Bence, şu anda da en büyük savaş ekonomi yani ticaret alanında. Askeri savaşların bir sebebi de zaten ekonomik değil mi? O halde, biz seferde değil miyiz? Seferdeyiz, seferde olmasına da acaba hazır mıyız?
Demek istediğimizi biraz açalım… Hani demiş ya yüce Resul(SAV):’’Rızkın onda dokuzu ticarette…’’ diye. Rızkın sahibinin elçisi tüyoyu vermiş işte. Daha, ne desin Allah aşkına. Biz, sabah, akşam rızkın peşinde koşan insanlar, daha nasıl bir garanti bekliyoruz.
Ha, devlet garantisi mi? Devlet onda bire garanti verebiliyor. Devlet garantisi bizim için daha önemli derseniz. Siz bilirsiniz. Siz dinlemezseniz, elbet bir dinleyen olur. Yahudiler, Hıristiyanlar dinler, ticarete de, Dünya’ya da hâkim olurlar, biz de ağzımızı açar, bakar, kalırız. Sonra da bağırırız, zalim Avrupa, zalim Amerika!
İyi de dostlar, peygamberimiz bizi uyarmış ‘’Rızkın onda dokuzu ticarette…’’ diye. Müslümanlar uyanık olsun, bu imkânlar zalimlerin eline geçmesin istemiş.
Gelin, aklımızı başımıza alalım, rızkın sahibinin elçisini dinleyelim. Her gün barımıza kurşun sıkan, yiğitlerimizi genç yaşta kaybetmemize sebep olan, bu zalimlere dur, diyelim. Ticarete Türk malına sahip çıkalım.
Neymiş efendim! Kaliteli mal kullanırmış, Türkler de kaliteli mal üretirse, Türk malı kullanırmış.
İnsanın kalitesi, kullandığı maldan ölçülmez. Senin kafanı sokacak, barakan el âlemin sarayından iyidir. Hem zamanla kalitede olur. Kimin gayreti, milletinin gelişmesi, ilerlemesi ise o, millet kadar değerli, kalitelidir. Tarihi incelediğimizde, tarihe adını yazdıran insanlar, milleti için her türlü fedakârlığı göze alan, her türlü kaliteden yoksun ortamlarda canla, başla çalışan, savaşan insanlardır.
Hem kaliteli mal yapanlar kimler, tetikçileri terör örgütü PKK ile her gün bir yiğidimizin barına kuşun saplayarak şehit edenler değil mi? Başlarını yesin kaliteli malları. Kendi elimizle kendimize kurşun sıkmıyor muyuz? İçtiğimiz kola, kullandığımız cep telefonu… Bir şekil de bize kurşun olarak dönmüyor mu? Vatanına sahip çıkmak, sadece biri saldırdığında, karşısına durmak mı? Bu vatanın bu milletin gelişmesi için bir şey yapmayacak mıyız? Ticarete, Türk malına sahip çıkmayacak mıyız?
Bana sorarsanız, gelin sahip çıkalım. Geleceğimiz için, çocuklarımız için, Türk Milletinin güçlenmesi için bu şart.
Hem sahip çıkmak, o kadar zor bir iş mi? Sonunda ölüm mü var? Hani, hepimiz bu vatan için ölmeye hazır değil miyiz?
Sonunda ölüm falan yok. Hem olsa ne olur ki? Belki, biraz konforumuzdan, rahatımızdan, zevkimizden, kalitemizden ödün vereceğiz. Ama inanın sonunda kazanan biz olacağız.
Ne mi kazanacağız? Çocuklarımızın geleceğini, terörsüz, zulümsüz bir geleceği.
Peki, ne yapmalıyız, derseniz? Bu konuyu da biraz açalım. Türkiye’nin dışarıdan ithal etmek zorunda olduğu ürünleri bir kenara koyarak, ülkemizde de üretildiği halde, yurt dışından ithal ettiğimiz birçok ürün var. Bu ürünlerin çok büyük bir kısmını teknolojik, elektrik-elektronik malzemeleri oluşturmakta.

Kısacası… Türklerin yapamayacağı, bir şeyin olduğuna inanmıyorum. Ama her nedense, bazı şeyleri bu güne kadar yapamamışız.
Yani demek istediğim oku… Biz kendimize sahip çıkarsak, yapamayacağımız bir şey yok. Biz sadece başkalarına özentiyi bırakıp, kendimize bakalım, yeter.
Tarih boyunca, Türk milletine yardımını esirgemeyen, Rabbimiz her şeyin en doğrusunu bilir.

Benzer Haberler