BİNBİR SURATLILARIN KATMANLI AKLI

Sevgili Sarıkaya diyor ki derinforumda: “…. her şey iyi hoş da… Bizim görevimiz nedir? Ne yapacağız? Öylece izleyecek miyiz olan bitenleri?” diyorsun ya… Öylece izlediğimizin gerçek anlamını ve henüz izlemediklerimizi hayatımıza nasıl etki edeceğini bilmiyoruz ki… diyorsun ya…”
Bir makalede yazmıştık, mealen: Karşıdakiler çift hatta çok katmanlı düşünmekte ve kat kat hayatlar biçimlendirmekte. Ve kavimlerin, bina ettikleri çok kırıklı aynadaki başka başka görüntülere inanmasını istemekte… İnanan inanmakta. İnanmayanlar için kat, katman ve aynadaki kırık sayısı tekrar tekrar çoğaltılmakta. Ta ki herkes inansın diye…

Onlara yakıştırılan “Binbir surat” deyimi, yine kendilerinin tarifidir aslında. Hatta bidayette İblis’in tarifi sayılır bu sayısız kişilikten oluşan kollektif kimlik.

Aklıma gelmişken, örnek olsun diye yazayım: Diyor ki Roma Sezarlarının en ünlüsü Jül; “Tüm kadınların kocası, bütün kocaların karısıyım!”

İlk duyanlar için soruyorum: Ürperdiniz değil mi? Aklınız almadı, bunun nasıl bir şey olduğu şekillenemedi kafanızda. Çünkü bu tarif aslında Şeytan’ın tarifi… Ki onun için kadınlar da erkekler de ıslak rüya görür ve ihtilam olurlar. Her iki cinsin rüyalarına giren de tektir ve o da çift eşeyli mahluktur: Mel’un! Ya güzel bir kadın ya da yakışıklı bir erkek olarak…

Lafı şuraya getirmek istiyorum: Biz Turkuvazlar, ne Jül’ü anlarız, ne de Şeytan’ı… Ne kırık aynalara bakarız ne de Binbir surat’ın aslında bir tek suret olduğuna, diğerlerinin benzeş siluetler olduğuna basar kafamız. Fotokopi makinalarını da biz icat etmedik. Bize kalsa mümkün değildi.

Çünkü biz, tek katmanlı bir kavmin mensubuyuz ve de dünyada nevi şahsına münhasır, birtek milletiz. Öyle ki beden ve ruh ayrımını bile kavradığımız söylenemez. Spritüalistik tarikatlar bize yabancıdır. Dışardan sokuşturmadır. Bu tür sokuşturmaların da diğer katlarına sirayet edemeden inandığımız için, “Anlatsana tarikatının özünü bana?” sorusunun cevabını verenimiz de yoktur. Aklıma geldi: Biliyorsunuz Sultan Galiyev’i değil mi? Bizim adam, samimi ve sonuna kadar inanmış bir enternasyonalist Komünist lakin inandığının tarifine bakar mısınız; “Milliyetçi ya da Milli Marksizm…”

Bunca laf kalabalığını şunun için yaptım güzel İbrahim’im: “Karşımızdakilerin hangi katmanıyla muhatabız? sorusunun karşılığını bulmak için evvela, bizimle görünenin bir sanal katman olduğunu anlayacak düşünce katmanlarına erişmemiz lazım. İşte, bir türlü bunu farkedemiyor ve her seferinde “Aldatıldık!” demenin hayal kırıklığını yaşaya yaşaya şu kadar imparatorluk, şu kadar devlet, bu kadar beylik kurduk. Lakin her seferinde aldatanlar dilimizi yaktı. Yine yakıyorlar, yine yakacaklar…

Haftalar sonra söyleyeceğimi şimdi söyleyeyim: İnsanlık bir sızıntı Dininin Müntesipleri aslında. En kötüsü ise bu dinin “En Samimi Müntesipleri/Bağlıları” ise biz Türkleriz. Ayıp değil; çünkü tek katmanlı bir genetiğe sahibiz. Bu durum safdilliğimiz ama salaklığımız sayılmamalı. Hatta Hakk nazarında yegane ruh zenginliğimiz desek daha doğru olur. Tabii ki bu manevi zenginliğin dinamiğiyle Müminleşmekteyiz; sadece İslam’ın Müminleri değil tarih boyunca girip çıktığımız her dinde bile. İkiyüzlülük ve Münafıklık milletimizn mesleği olmadı hiç bir zaman. Onun için her dini dolaşa dolaşa geld atalarımız Son Din’e. Gelmeyenler de kaldıkları dinde Türklüklerini kaybettiler, orada kalmanın gereği olarak. Lakin unutmayalım ki şu buyruk da bizim için; “Mümin, bir sokulduğu delikten, ikinci kez sokulmaz!”
Şu an… iki istikbal durmakta önümüzde…

YA: Bir değil belki bin kere sokulduğumuz delikten son bir kez daha sokulacağız: Sızıntı Dininin çakma “Mouminleri” olarak, maddi yönden çok zenginleşecek ve Fakirin sözünü ettiği 17. İmparatorluğun “göreceli/çakma” sahipleri olacağız. (Burada not: Korkmayın, gerçeği asla fark etmeyecek ve yaşadıklarımızın hakikat olduğuna samimiyetle inanacağız. Hakikati ta, ölümün bir tık öncesinde fark edecek ve geride kalanlara “şom haberi” verme şansımız olmayacak…)

YA DA: Münafık katmanlarını fark edecek, “Sizin, binbir suratlı matruşkalarınızı darmadağın ederiz ulan!” deyip ayaklanacak ve sonu belirsiz bir savaşa gireceğiz. O durumda: Yüce Allah, yardım edecek: Ve vuruşa vuruşa madden ve manen kazanacak, salt hakikate ereceğiz. Veya yine Yüce Allah, yardım edecek: özlediğimiz imparatorluk medeniyetini vuruşa vuruşa kuracak, şehit olarak manen kazanacağız.

En sonunda vereceğimiz haberin hulasası: İki yolun yolcusuyuz: İki yol da bizi dünyanın yeni Amerika’sı yapmaya aday… Önümüzdeki zamanlarda birinci yol bu dünyamızı çok zengin edecek. Ama devletimiz bir Sızıntı devleti, dinimiz bir Sızıntı dini olacak. Bugünlerde bu yolun taşları döşenmekte. Eğer diyorsanız ki (Bizim Turgay Alkan’ın dediği gib: “Abi, dünyanın yeni Amerikasının sahibi olalım da içimize kim sızarsa sızsın!” diyorsanız gözünüz aydın olsun! Aslında Turgay da haklı, bu devrin Amerikası da bir Sızıntı Devleti değil mi? Kesinlikle evet…

İkinci yola gelince… Fakir inanıyorum ki bu yol da aydınlık ve yeni devrin Amerikası da değil, onun çok ötesinde bir başka ve tür olmayan bir Adalet İmparatorluğu… Fakat ikinci yolun taş döşeyeni de yok, namzet yolcuları da. Yüce Rahman’a ağır varmasın ama Fakir ve Fakirin kardeşleri… Artık bize de 17. İmparatorluğu, Kun Medeniyetini, ve İnsanlık 3.0 vs. şehadet sonrasında gideceğimiz ülkede kurmak düşecek inşallah! Bir kardeş endişe etmiş Fakir’in durumundan da demiş ki; “Abi, seni de kaybetmeyelim Aytunç abi gibi!” Rahman razı olsun! Ee, gam değil! O kardeş arkamdan, “Uyarmıştım Ahmet abi’yi dinlemedi ve yazık etti kendine…” demez inşallah. Ama dese de haklı, tek başımıza kalsak da ikinci yola devam. Haydi Allah rast getire!
***
Devam ediyor Sevgili Sarıkaya: “Allah, bizi bunları izleyelim diye göndermedi öyle değil mi? Nasıl bir farkındalık oluşturmamız lazım bunca analiz sonrası.”
Elbette İbrahimim! Yukarıda dendiği gibi önce kendimiz fark edelim. Sonra bakarız ki en az kendimiz kadar bir cirmle farkındalık oluşturmuşuz. Kartopu büyür ondan sonra.
Ve İbrahim: “Dualarımız nasıl olmalı?” diyor. “Dualarımızda bu satanistlere yer verecek değiliz.”
Diyor ya Sevgili Abdülhakim Ak: “Nefes aralarımızda hu hu lara karışsın aminler.” Tıpkı onun gibi…
***
“Böylesine planların ve kehanetlerin oluştuğu/oluşturulduğu dünyada Allah’ın askerlerinin görevleri nelerdir?” diye soruyor İbrahim. Ve… “Tek derdimiz tüm bu pisliklerin içerisinde temiz kalmaya çalışmak değil değil mi?”
İki derdimizden birincisi hatta görevimiz; “Temiz kalmak!” İkinci sıradaki derdimizdir başklarına yardımcı olmak; görevimiz değil ama… Endişeye mahal yok! Temiz kalmak bulaşıcı bir sağlık devinimidir. Kesinlikle çevresine bulaşır.
Ya Vedud, Ya Vedud, Ya Vedud…
Her şeyin hakikatini ancak Yüce Allah biliyor.
***
Bir not da Sevgili Nevres’in; “Konuyla alakasiz ama bir de Pelasglar diye bir medeniyet var onlar hakkında da arastırma yaptım ama detayli bir bilgiye ulasamadim. Tarihte cok esrarlı medeniyet ve topluluklar var. Acaba ayrı bir başlık mı açsak bunun için?” notuna…
Yakında “3.Yahudi HİKSOSLAR”la başlayacağız sözünü ettiğin kayıp kavimleri de anlatmaya.
***
Nevres: “Konuyla alakasiz ama bir de Pelasglar diye bir medeniyet var. Onlar hakkında da arastırma yaptım ama detayli bir bilgiye ulaşamadım.”
Arnavut (ve hatta Helen)lerin köken ırkı sayılan Pelagslar da konuyla alakalı… Onlarla aynı genetiğin sahibi olan çağdaş Etrüskler de… Ve Hatta Keltler de bir ucundan Anadolulu. Hani demiştim ya ABD Seçimlerinin arefesinde; “Bu seçimleri kim kazanırsa kazansın,; kazanan, Yozgatlılar olacak!” diye… Hatırladınız mı? İte Palesgler de Etrüskler de Keltler de Anadolulu. Keltler ise Bozoklu yani Yozgatlı. Kurdukları devletin başkenti de bizim köyün komşusu, Büyüknefes köyü… Ne demişti Koca Fatih, İstanbul’u Fethettiğinde? “Nihayet Truva’nın öcünü aldık!”
İşte bu!
Bu arada gidin derindunyanın ilk videolarından birine, Hanifler ve Sabiiler… Bir kere daha dinleyin. Ondan sonra da fakirden isteyin; “Abi hani nerede söz verdiğin ÜMMİLİK NE ANLAMA GELİR, İSLAM ve HANİFLİK, Çöl-Bozkır-Savanalı 3 HANİF KAVİM, 2 Hanif Kağan ATİLLA ve CENGİZ vb… videoları yapacaktın; ne zaman?”
Biz de diyelim ki kısmetse inşallah. Ama boş verin Fakiri. Bizimkisi büyüklere masallar… Hakikati, yalnızsa Tek Hakikat Olan (cc.) bilir!
***

Benzer Haberler