KADİM ROMA UYANDI ve İTALYA SAHAYA İNDİ

Çoktandır buralarda yoktuk. Ama bir görünelim dedik. Zira durum vahim. Olmadığı kadar…
Konumuza POPOPUS DEİKS Planı çerçevesinde bakacağız. Ve başlığımız: “İTALYA SAHAYA İNDİ!”
Biliyorsunuz daha önce, dünya egemenliği için iki Enternasyonal Planın start aldığını ve dünya yüzeyinde çarpışmaya başladığını söylemiştik; Rex Deus ve Anti-Reks…
Bunlara şimdi, bir Dünya Planı daha katılmakta, bizim jargonumuza göre POPOPUS Deiks Planı ya da VATİKAN’ın hırslı Papa’sının Tanrısal işleri…
Yani Evrensel Poker Masasında artık İngiltere, Almanya ve Amerikanın yanında bir oyuncu daha var: İtalya… Ona Derin Roma diyelim. Yani Sezarlar uyanıyor…
Yahudi’nin, bu masanın “Mano”cusu olduğunu söylemeye hacet yok zaten.
Bu anlamda bize düşen “Haydi hayırlısı!” ya da “Başınızı yiyin!” demek..

Efendim! Derindünya Haber kanalımızın her şeyi, kardeşimiz Sevgili Serdar Topuz dedi ki:
“Ağabey Trump’ın ilk yurt dışı ziyaretleri belli oldu. Belki sana, bu hususu içeren sorular da gelmiştir.
İlk Suudi Arabistan sonra İsrail sonra Vatikan…
Bana ABD ilk adresten topladıklarıyla, kendilerince dinlerin asıl sahiplerine gidecekmiş gibi geldi.
Benim düşünceme göre Vatikan yeni planıyla birlikte Avrupa’yı yeniden DOĞU ROMA İMPARATORLUĞU yapma peşinde ve bu açık.
Ancak Trump’ın hedefinde de ABD’yi BATI ROMA yapma hayali var gibi…
Semavi üç dinin merkez noktalarına gitmeyi sen nasıl okuyorsun? Özellikle sıralamayı dikkate almak gerekir.
Tabi bir de Erdoğan’ın ziyareti sonrasında hemen bu ziyaretlerin gelmesi var.
Bu ne anlama geliyor sizce”?”

Evet, Sevgili Serdar… Dinler konusunda doğru düşünmektesin. Papanın o konudaki planlarının adını vermiş ve daha önce: KATOLX ve KOPTX Planları şeklinde olacak demiştik…
Ancak Roma konusu başka… Papa’nın birkaç tane Kutsal Roması var.
Fakat Roma Planınında ABD yok.
Rusya ve Türkiye var.
Roma üzerine plan kurma hakkı, sadece Vatikan’ın…
Bir süredir, sözünü ediyoruz ya: VATİKOSLAV ve VATİKONS PLANI diye…
***
Bu arada bir başka kardeş, Taha Ayhan’da sordu: “Ahmet abi size bir sey soracağım.
Bu Muharrem İnce ve Baykal, kime hizmet ediyor?
Aslında bu iki ismin ayni safta olmasi biraz zor…
Öyleyse kimin ya da kimler için çalışıyor bu isim?
İkinci sorum ise şu: “ABD İngiltere’ye çalışıyor…” diyegeliyorsunuz.
Bu arada biz de İngiltere ile iş yapma eğilimindeyiz. Tamam!
O halde Amerika, PYD/PKK’ya silah yolluyor; niye?
Suriye’de Amerika’daki; İngiltere’den bağımsız; Vatikan’a bağlı bir organ mı yapıyor bunu?
Yoksa İngiltere ne yapmaya çalışıyor? Doğrusu kafam karıştı…”

Sevgili Taha, az önce Serdar’a bir mesaj yazdım. Şöyle ki; “Sevgili Serdar Semavi dinlerin merkezine Trump ziyaretinden söz etmişti… dedim ki dinler konusunda doğru düşünmektesin. Şu an montaj masasında olan “Üç Kutuplu Dünya Dinleri” konulu videomuz yayına girdiğinde bu anlaşılacaktır zaten.
Papa’nın ilahiyat konusdaki planlarını hatırlayacaksınız. Daha önce adlarını veriş ve: KATOLX, KOPTX Planları olarak duyurmuştuk… Bunlardan birinin merkezi Roma, diğerininki Kahire olacak gibi duruyor.
Serdar’a ancak Roma konusu başka dedik… Çünkü Papanın bikaç Kutsal Roması var. Kutsal Roma daha önce Cermen ortaklığıyla kurulmuştu. 950-1800 aralığında hayattaydı. Napolyon tarafından yıkıldı yani Globalistlerin ilk zaferiydi o.
Ancak Papa, “Kutsal Roma Şirketi”ne yeni ortaklar aramakta. Bu ortaklar arasında yani Neo Kutsal Romalar Planınında ABD yok. Rusya ve Türkiye var. Bir de Mısır…
Sahibi sadece Vatikan olan “Kutsal ve Roma Emtiaları”nın yen tasavvurundan, şöyle söz ediyoruz ya:
VATİKOSLAV ve VATİKOZANS PLANI diye…
İşte bu planlarda, Rusya ve Türkiye’nin ortaklığına işaret ediyoruz.
Rusya tamam da Ankara, kuruluşda yok çünkü işletmede olmayacağını biliyor da ondan.
Yakında bir derin tarikattan söz edeceğiz sizlere…
Ve İki hanedanlıktan. Bunlardan Papa’nın arkadaşları Angeluslar…
Anlaşılması zor ayrıntılar içeren Papa planlarının hepsinin genel adı bizim jargonumuzda; OPUSDEİX PLANI…” bir de “Ventoten Planı” var…
Yani yukarıda dendiği gibi Papa’nın Tanrısal işlerinden çok, Baba’nın Şeytani eseri adını koymak daha anlamlı olur.
Ya da kısaca Kıyamet’in Haçlı Seferi…
Tahacıım… Geçen yılın sonuna doğru REİNA Patlamasıyla deşifre ettiğimiz ve arkasında Vatikan’ın Papası olma ihtimali çok yüksek dediğimiz videoyu hatırlıyor musun? Bence bir kez daha izle. Sır orada çünkü. Reina ile Seferini başlatan Papa, İtalya’yı 3. Güç olarak, son bir ayda ortaya çıkardı ve masaya koydu.
Tabi, ülkemizde de hemen o cephede yer tutanlar oluştu. Ki zaten vardı.
Onlar, Derin Hitler Almanyasıyla beraber olan Alman Ekolünün devamı olan bir damardı.
Zannediyorum, CHP’deki muhalefet, Papa’nın Türkiye üzerine bina ettiği VatiKons Planının bir parçası olarak ortaya çıkarılmak istenme durumunda. Ya da yavaş yavaş çıkacak…
Kılıçdaroğlu, Almanya’dan umudu kesince… Şu sıralar, Anti-Reks’in Orta kutbunun bir parçası olma arzusunda hareket ediyor. Ancak umudunu kestiği Federal Almaya’ya karşı güney Ekolünün politikasını izlemeye devam ederek. Yani hala Referandum da Referandum diyor ya o anlamda yani…
Hülasa CHP’de şimdilik, kafalar çok karışık. Kim hangi kazığa bağlanacak onu aramakta… Bunca toz duman arasında, kazık başı bulmanın zorluğu da malum.
Ancak şunu söyleyelim ki CHP, şimdilerde Papa’nın kurguladığı Almanya’nın dışına çıkamaz. O halde bu çırpınma niye…
Yangından mal kaçırma ameliyesi…
Ya da yeni CHP’ye çökme telaşesi çünkü fırsat bu fırsat, başka fırsat yok!
Ancak bu çökme eylemine, kimsenin tek başına gücü yetmez.
Bu nedenle klikler birer eş aramada ancak yanlışlık, eşler hep dışarıdan ithal edilmek isteniyor. Bu arada hemen hatırlatalım, bu konuda yaptığımız “Tandoğan Planı” videosunu.
Kim mi hatırlamalı bu planı, tabii ki Külliye. Çünkü onun için de fırsat bu fırsat.
Dedik ya şimdilik kafaları karışık.
Aynı karışıklık, tüm Türk siyasetinde de geçerli.
Ak Parti dahil.
2 İngiltere’nin, 2 ABD’nin ve Papa’nın da son anda dahil olduğu 2 Almanya, Türkiye’deki tüm oluşumlarda, açık bir hesaplaşmaya başlamış durumda.
Bu hesaplaşmadan kimsenin kaçma kolaylığı yok.
Fakir on yıldır bu ortamı bekliyor ve “Olası Hesaplaşmayı” Türkiye başlatmalı diye çırpınıyordum.
Anlatamadım, anlatamadım.
Herkes, 20. Yy’da beklemek için inatla direndi. Sonunda eli kanlı eloğlu geldi, hepinizi yakasından tutup zorla getiriyor 21. Yüzyıla. Ve 17 yılı 17 günde tamamlayıp kenara koyacak Türk siyasetini. Yani format çekme yine Aryanik Aklının eseri…
Toz duman bu zaman sıkıştırmasından kaynaklanmakta, kafa karışıklığının sebebi de bu zamansal vinziplemedir diyebiliriz.
Bu hesaplaşma, şu anda CHP’yi parçalama noktasına getirdi.
Yukarıda “Hitlerci Ekol” dedik ya ona karşı olma anlamında…
Bir bakıma, farkında olmadan “Doğu Almanyacı ya da Dresden Ekolü olarak isimlendirebiliriz CHP muhaliflerinin bir kısmını.
Unutmadan; o muhitte bir de Brendenburg Ekolü var ha! Bir kısmı da farkında olmadan o yönde yani Kuzeybatıda…
Şimdi, yerimiz dar; inşallah, daha sonra anlatırız ekollerin ayrıntısını.
Dememiz o ki kuzey kanaldan, İngiltere ve ABD’ye göz kırmakta çeşitli CHP klikleri. Lakin yama tutmaz…
MHP’nin kaçakları da o tüm almanya damarında birden akmaya başladılar.
Çünkü onların bunca karmaşık damar karmaşası içerisinde yön tayin etmeye, bu zamansal Vinzipte akıllarının yeteceğini sanmam.
Çünkü 20. Yy’ı en son terk edekler onlar olacak. Direnme sürüyor.
Devlet baba, “Vinziplenmiş Damar Karmaşası”nı ilk gören oldu ya da gösterildiğinde ilk anlayan.
Ve dedi ki; “Yok gardaş, bizim bu fitne yumağına aklımız yetmez.
En iyisi mi; sükunetle terk edelim bu yabancı ve tehlikeli suları da gidip devletimizin sakin Marmarasına dalalım.” Dedi sanıyoruz.
Tabii ki en iyisini yaptı.
Çünkü Marmara bizim Marmaramız,; balık, bizim balığımız.
İlla yutulacaksak kendi denizimizin balığına yutuluruz. Var mı alası?!
Hemen söyleyelim; şimdilerde, eski bildik Almanya’nın o damarlarının bir yanının da Vatikan’a dahil olma ihtimali var ilerleyen zamanda. Bu durumda, bu noktada durup ya istavroz çıkarmak lazım ya da Şahadet getirmek…
Ve tabi, Milli Görüşçü anlayışın da 2 Almanya gerçeğini anladığı anda, kuzeydoğu yanına kayma olasılığından da söz edebiliriz.
Onlar şimdilik, global siyasetin cifirini anlamaya çalışmaktalar.
Lakin mümkün değil, anlayamazlar.
Zaten anlayan anlamış. Bizden söylemesi; bu masturbatik anlama temrinleri, Balgat’ı da çatlatma potansiyelini haiz.
Bu arada 5 Mayıs’ta, merakla beklenen A. Gül açıklaması yapıldı.
Ve Gül, açıktan açığa olmasa da Hükümete üstü kapalı mesajlar verdi.
En önemlisi, Baykal’ın teklifinin ciddiyeti kalmadı.
Bu, bidayetten beri Alman Ekolüne bağlı olan Baykal ve ekibinin bir ingiliz çıkarmasıydı.
Geri püskürtüldüler.
Şimdi, CHP’deki meselenin bir yanı anlaşıldı zannederim. Bir başka kliğin, Amerika çıkarmasını beklemekteyiz; bir şey olacağından değil, geri püskürtülse de olur, püskürtülmese de…
Görüldüğü üzere; durum bu… Hemen şunu söyleyelim:
16 Nisan Halkoylaması, Türkiye’nin tüm kimyasını allak bullak etmiş vaziyette.
Sadece Türkiye’nin mi? Tabii ki hayır.
Aynı oranda Almanya’nın da.
Almanların, ABD eliyle kurulan Federal yapısı artık açık tehdit altında; bundan böyle dikiş tutmaz…
Yani ülke 1939’a geri dönüyor. Yani Nazi Almanya formatına… Sadece bura mı Alman’yanın döndüğü nokta. Hayır! Bir de Kısa Pepin dönemi var, dönülecek yer anlamında ya da Şarlman da denile bilir. Bizden işaret etmesi… Bizim açımızdan en yakın dönme adresi ise 1998 yani 2. Vilhelmim Alman çeşmesinin yanı…
Bu işte, Mussolini’nin ülkesine el koyma işlemini başlatmış olan Vatikan’ın etkisi çok büyük.
Şimdiye kadar “Alman Ekolü” diye tarif ettiğimiz ana damar, Federal bir anlam ifade etmekteydi.
Artık bir anlamı kalmadı zira Federal Ruh, can çekişmekte.
Tabii ki şimdi de Alman Ekolü var ama iki tane…
Bundan böyle, genel anlamda “GÜNEYALMAN EKOLÜ” ve “KUZEY ALMAN EKOLÜ” diyeceğiz.
Ve garip olan bu iki ekol, iki ayrı dünya planının yanında ve karşı karşıya olma potansiyeline sahip.
Ancak hemen ifade edelim. Isınma turlarındaki “YENİmajeste”nin Kuzey’le kanbağı var. Yani o yönde sağlam gibi. Ancak yine de orayla yetinir ve Güney Alman Ekolünü Papa’nın Arşidüklerine kaptırır mı orası biraz muğlak.
Fakat Vindsorlular için fark etmez… Çünkü iç içe iki Güney Cermen var.
Bu iki Cermenden ikisi birlikte olmazsa; ayrı ayrı olarak ve Papa ve Vindsor planlarında yola devam edeceklerdir denile bilir.
Daha da götürelim analizi… Kuzey Ekolünün yani Tarihi Berlin’in de iki kanat potansiyeli taşıdığını söylemek olası. Dedik ya Brendenburg ve Dresten… Yani Yeni Almanya’nın son suretini anlamak adına, coğrafyasnın üzerine bir haç çizin.
Bu metrik bir “+” şeklinde olsun! Şu anda, Almanyanın dırumu, tam da bu.
Biz 2 Almanya derken, karşımıza dört Alnaya birden çıkarsa şaşmayız. Çünkü beklediğimiz bir şeydi ve 2 Almanya videosunu bu nedenle geciktirdikçe geciktirdik. Biraz daha beklemedeyiz çünkü “İlahi Mavi Kan”ın kuyusu bura.
Almanya hususunda diyebiliriz ki… Yüce Rahman, “Fitnenin Kökhücresi”ni kendi Haçlarına benzeterek, param parça edecek inşallah!
Devam… Yukarıda ne dedik; kafası karışan, Türkiye mi sadece…
En önemlisi ne biliyor musunuz? Fitnenin kadim kökü İngiltere Vindsor’unun kimyası da boz bulanık akmakta şu sıralar.
Doğrusu, böyle bir hamle beklemiyorlardı Vatikan İtalyasından. Fransa’yı, ellerinden kaparız!” olur biter diyorlardı. Şimdilerde Fransa, onların elinden de Almanya’nın elinden de ilelebet kapılmanın sancılarıyla haşır neşir. Her yanı Reina Kulübü olmuş Elmamdülillah!
Yukarıda “NEO-majeste” dedik ya… Yakında Kraliçe ölürse hiç afallamam. Tıpkı 102 yaşında ölen Baba Rockefeller gibi… İngili, bu arada terörün acı yüzüyle de tanımış oldu. Terör seri hale gelmiş durumda. Bundan böyle Kraliçe’ye rahat yok. İsteyen ; “Kocakarı kahrından ölsün!” diyor anlaşılan. Herkes şu anda; “Yahu, şu Mount Hanedanı işbaşı yapsa da kurtulsk diyor olmalı.
5 Mayıs itibariyle Backinham’da bir saray darbesi yaşandı. 2. Elizabeth’in kocası Prens Flip “alaşağı” edildi ya da “alyukarı” edildi mi desek? Şimdi Kraliçe, yapayalnız durumda. Ve olan biteni ihtiyar aklı taşıyamaz halde. Ya kahrından ölmeli ya da… Bize ne! Ondan sonrasına, Chatham Hause karar verecektir. Yani Allahualem!
Dönelim, bir kez daha Türkiye’ye…
Yukarıda CHP’nin tozlu dumanlı haline değindik… Son söz olarak kapışma ciddi. Kılıçdaroğlu; Denk durmayanlar için yeni bir partiyi salık verdi. Anlaşılan, ne pahasına olursa olsun kararlı, Alisiz, Velisiz bir parti oluşturacak…
Neye mal olursa olsun hala Federal BND’nin 7 Haziran Seçimleri için kurguladığı ama 1 Kasım’da yere çalınan, “Pakratuni Planı”nı zorlamak niyetinde sanırım.
Ama aklındaki yapıyı, asla oluşturamaz… Havanda su dövmeye devam, bu dövme suya değil havana zarar verecek ve çatlak sayısı arttıkça artacaktır diyebiliriz. Bu iyiye alamet. Çünkü slar durulduğunda ne havan kalacak, ne de tokmağı. Şöyle mi demiştik: “Ya şahadet getireceksiniz, ya da Fatiha okuyacaksınız! İstavroz çıkarmak yok!”
“Ak PARTİ’yi bekleyen Tehlike” videosuyla yapıdaki çatlağın altını çizdiğimiz İktidar Partisindeki karışıklıkta, bir nebze, PAPA’nın OPUS-DEİKS’inin de etkisi olacaktır kanaatimizce.
Böyle diyerek bir başka çatlağa işaret etmekteyiz.
Pelikancılar denilen grup da Güney Alman Ekolünün bir parçası ve Merkel’in partisinin tabanının da aynı güney Bavyera bölgesinde olduğunu düşünürsek mecburen o durakta duraksayacaklar gibi.
Lakin o durak, şu anda, çil yavrusu gibi dağılsalar da tüm fraksiyonlarıyla CHP’ye ait görünüyor.
Durak daha sonra da “İstavroz Çıkartan Kulağı Kesikler Derneği”ne ev sahipliği yapmak durumunda.
CHP’liler pare pare olup şimdilerde kimileri, İngiliz’i yoklasalar da kimileri ABD’ye doğru uzansalar da kimileri de iki arada bir derede kalmış gibi hala “Federal”lerle olmak isteseler de ve bazıları da Ulusalcı takılarak Moskova’ya göz kırpsalar da… Bu böyle…
Aynı durağın AKP’nin şemsiyesini kullanarak, kendilerini ham hayallerine yani Külliye’ye götürecek olan otobüsü beklemekte olan Pelikancılar, İstavroz işine girerler mi?
Yo zannetmeyiz!
Bu halk, onların da herhalde “Bir Karaköy Derneği” kurmalarına izin verecektir ilerleyen dilimde.
Efendim! PopOpus-Deiks’in start alması, REX DEUS ve ANTİ-REX Dünyasını bir iyice karıştıracağa benzemekte.
Zira “Hristiyanlık Paydası” Vatikan’ın elini son derece güçlü kılmakta.
O eli bozacak olan ise Yahudi gibi duruyor. Zira Vatikan, o cihetle sıkıntılı.
Vatikan’ın en sıkıntısız olduğu akımın, bundan böyle daha da güçlenerek devam edeceğini söyleyebileceğimiz FETOSİA olduğu bizce malum…
Papaları, onlar için Mısır’da kuş tüyü yatak hazırlamakla meşgul. Oradan bir Afrika hurucu planlamakta olsa gerek. Gördünüz işte… Dünya olmadığı kadar karma karışık; özellikle Avrupa.
Soralım: “AB yıkılıyor mu?”
Hayır! “PAPA’nın AB’si kuruluyor; yani tam adıyla Kutsal Roma Avrupa Birliği.”
Bu karmaşadan yararlanmak da Türkiye’ye düşmekte…
Bu manada Ankara, şimdilik iyi gidiyor zira fırsat zamanı…
Fırsatın yumuşak karnı Hindistan ve kısmen Rusya…
Ankara, bunu gördü ve Mayıs 2017 itibariyle karın bölgesine çalışmaya başlamış durumda.
Bir de İsrail bulunmakta tabi. O’nun manocu olduğunu söyledik. Ama topladığı manoyu yemek kısmet olacak mı? Asla! O halde Yahudileri kim kurtaracak? O, daha sonra…
Bununla beraber, Ankara’nın bir an önce karar vermesi lazım olan bir durum var!
Acaba “EMPERYAL TÜRKİYE”nin hanedanı hangi sülale olacak?
Konuşmanın zamanı gelmedi mi?
Bu arada aklıma gelmişken… SevgiliTaha, ABD ve Suriye’nin kuzeyindeki terörist ayrıbaşçıların silah ilişkisini sormuştu.
Atlamayalım. Şu an Türkiye, olmadığı kadar “tek belirleyen…” durumunda.
Yani tüm planlarda dominant aday olarak ayniyle vaki…
Tüm taraflar, istiyorlar ki… Türkler, kendi ekolünün senaryosunda oynasın.
Bunun için herkes bir şeyler yapıyor, pazarlık ediyor, ihtiyaç gideriyor, istikbal vaad ediyor, falan filan…
Bütün bunların hepsini İngiltere ve ABD de yapmakta.
Lakin Türkiye’ “Çılgın Savaşçılar”ın memleketi ve kendi potansiyelini fark etmiş durumda.
Yani ele avuca sığacak gibi değil.
Bu nedenle ABD, kozlarının arasına bir de tehdit eklemekte:
“Ya benimle hareket edersin ya da seni, başkasına yar etmem!” diyerek…
Tehdit potansiyeli anlamında “Kuzey Suriye Alamut”u inşa ediyor şimdilerde. Türkiye sınırının dibine… Mesele bu!
Konuyu bitirmeden önce…
Bu unsur Türkiye’nin o kadar da umurunda değil.
Şu an orada dursun bakalım.
Ankara’nın tek önceliği, bir an önce ihtiyacı olan Nükler bombalara ve Atomik teknolojiye sahip olmak.
Son haftalardaki geziler, bu konuyu matuf.
Çünkü ülkenin elindeki koz şu: “Nükleri kim, daha iyi şartalrada verirse onun yanında olmak…”
Bu manada, Ankara’nın Hindistan, Rusya galiba Çin ve Amerika gezilerinin aralığına bir de İtalya eklenmesinde yarar var.
İtalya olmazsa, mutlaka İran olmalı.
Daha önce demiştik ya İran da Nükller gücüne alıcı ya da ortak arıyor diye. O anlamda yani…
Efendim! Yukarıdan aşağıya sıralananlara bakınca…
Tüm taşları yerinden oynatanın, Vatikan’daki kutsal adam olduğunu sanmakta haklı sayılabiliriz galiba.
Konuyu ve girilen “Yeni Katastrof Aralığı”nı derinlemesine izah edeceğimiz daha geniş videolara kadar…
Şimdilik, bu acil kubleyle idare edelim diyoruz.
Bu arada, kardeşlerim şiddetli bir beyin fırtınası yaparlar inşallah…
Şimdiden; Allah, kolaylık versin onlara! Ve yine diyoruz ki…
Yukarıdaki yorumu, Derindunya.Forum’da okuyan Sevgili Azer dedi ki:
“Bu kitapsız ve şerefsizler, az mı Müuslüman ve mazlumun ana-babasını beduasını aldılar?
Hele bir zaman geçsin; Avrupa da ve Amerika da kan gölüne dönecek.
İşte, o zaman kendilleri, bizleri çağırıp tüm topraklarını Türklere verecekler.
Yani kendi sonrlarını hazırlamışlar da haberleri yok.
Bunlar, habersizce birbirilerine oyun kuruyor ve kuyular kazıyorlar.
Erdoğan ve ekibi ALLAH’IN izniyle ve yardımıyla bunları, kendi oyunlarıyla bitirecektir.
Adamın aklına cok seyler geliyor da…
Neyse! İşin en doğrusunu Aliym olan ALLAH bilir!”
Evet, böyle dedi Sevgili Azer. Biz de virgülüne kadar katıldık…
Yani Allahualem.
Ve Sağlıcakla…

AHMET YOZGAT/D.D Haber

Benzer Haberler