TÜRKİYE–RUSYA BULUŞMASI

İçinden geçtiğimiz şu zorlu günlerde zaten sıkıntılı bir süreç izleyen Türkiye-Rusya ilişkilerinde yepyeni bir dönem başlamıştır.

Birileri halen daha AB’nin Türkiye üzerindeki nüfuzundan, ABD’nin ne kadar büyük bir “Strateji Ortağı” olduğundan söz ededursun, Dünya sahnesindeki roller artık değişiyor ve bunu çok iyi irdelemek gerekiyor.

 

Şu günlerde herkes her platformda şu sorulara cevap arıyor:

Türkiye-Rusya buluşmasında kim kiminle ne konuştu?!.

Bu sorunun muhatabı olan Putin ile Erdoğan’ın kısa açıklamalarını Canlı Yayınlarda izledik.

Ancak, bu buluşma öncesinde Putin mutlaka etrafındaki malum “Danışmanları”na şu soruyu sormuştur:

KİMDİR BU TÜRKLER?!.

Bu soruya cevap arayan “Danışmanlar” çok kısa bir araştırma yaptıklarında, en az bu soru kadar NET ve AÇIK cevaplar bulmuşlardır:

“TÜRK”

  • Bizim Maria’nın “Kocası”,
  • Bizim Andrea’nın çocukları var ya işte onların da “Babası”,
  • Bizim evin mutfağındaki “Domates”i bize gönderen “Köylü Maho Ağa”,
  • Bizim çocukların tatile gittiklerinde, güneş, kum, sahil üçlüsünün içinde yaşayan “Halk”,
  • Bizim Anton’un “İş Ortağı”,
  • Bizim askerimizin “Din Kardeşi” (Son istatistik verilerine göre Rusya ordusunun %40’ını Müslümanlardan oluşmaktadır…)
  • Bizim Hasanov’un, Mehmedov’un Türkiye’deki akrabaları (BDT üyelerinin birçoğu Türkî Cumhuriyetlerden oluşmaktadır…) ….dediklerinde Putin’in azgından muhtemelen şu sözler dökülmüştür:

“Biz gerçekten bu kadar YAKIN mıyız?!.” diye düşünüyorum…!

 

Diğer yandan yine bu günlerde en uzman Strateji Uzmanları’nın bile çuvalladığı bir döneme girmiş bulunuyoruz.

Zira, Uçak Krizi’nden sonra Türkiye-Rusya ilişkilerinde başlayan kritik gelişmelere ellerini ovuşturan Batılı Güçlerin, şimdilerde bir Rusya Gezisi sırasında yaşananlar, o Sıcak Karşılamayı “okumaya” çalışanlar ve Putin’in, Erdoğan’ı karşılarken tabak içinde dostluğun sembolü anlamına gelen “Erdoğan-Putin” resimlerini görünce “Eyvah Türkiye elden gidiyor…” diye hayıflandıklarına mı, yoksa “Ohh bee nihayet Türkiye’den kurtulduk…” dansı yaptıklarına mı inanmak gerekiyor?!.

Aslında bu konuda oynanan oyun çok uzun yüzyıllar öncesinden beri tekrarlanmış bir tiyatroydu. Sadece Figüranları ve Senaristleri farklı ama oyun hep aynı oyundu. Nasıl ki, bir yandan “Bir zamanların Osmanlı”sını Araplardan soğutmak ve onlara düşman etmek için oyunlar tezgâh ederlerken, diğer yandan da Arapları Osmanlı’ya karşı kışkırtan bir Batı Dünyası her zaman bu oyunların içinde olmuşlardır.

 

Şimdilerde ise bu OYUN sanki “Görünmez El” tarafından Oyun Kuran’ların aleyhine işlemeye başladı. Bu senaryoya göre “Düşman” olması gerekenler “DOST”, “DOST” olması beklenenler ise birbirlerine “Düşman” olmuşlardı.

Yani açıkçası işler hiç de yolunda gitmiyordu. AB kapısında adeta “YALVARAN BİR TÜRKİYE” beklentisi içinde olanların, tam tersine “Umurumda mı AB” şarkısını söylediğini görünce “ŞOK” olduklarına alenen şahit oluyoruz…

Zira Şu Dünya gezegeninde herkes şunu çok iyi biliyor ki;

“HER KİM TÜRKİYE’Yİ YANINA ALIRSA KAZANIR, HER KİM DE TÜRKİYE’YE KARŞI YER ALIRSA KAYBEDER..!” tezini bize Tarih, her dönemde ispat etmiştir.

Kim ne derse desin, ortada çok açık bir gerçek vardır ki o da şudur:

Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya’da “Geleceğin Genetik Kodları”nı yazmıştır.

 

En kalbi muhabbetlerimle…

ADNAN LEVENT TABAK/D.D Haber

(Not: Bu yazı dizisindeki bir sonraki yazı başlığı: “Petrol’ün önemi ile başlayan Dünya Gündemi”)

 

Benzer Haberler