YARIN ENDİŞESİ

Burak Serdengeçti
Burak Serdengeçti

Latest posts by Burak Serdengeçti (see all)

Geçtiğimiz günlerde gönül, başka konulara üzülmeye hüzünlenmenin arifesindeyken akşam vakitlerinde internete düşen “unutulmayan-milletin kanıksadığı” acıların üzerine bir yeni katmerleşmiş acının çıngısı düştü. Fani dünyanın yalan dolan işleri arasında vatan söz konusu olunca uzman çavuşundan generaline kadar rütbeli askerlerimizden 13 canın yüksek gerilim(!) hatlarına kurban gitmeleri hiçbir akılla izah edilecek olay değil. Söylentiler; art düşüncelerin kart niyetlilerin söylediği gibi değildir.

O akşam haberlere bakamadım. Yalnızlığımın üzerine düşen ateşten dolayı balkona kaçtım. Karşımda yiğit yüreklilere benzer duruşuyla beni teselli etmeye çalışan Toros Dağları’na efkârımı gönderdim. Dinmeyen gözyaşları nereye, niçin akıyor, bunu idrak edenler bilir.

Yaşadığımız Anadolu toprakları netameli bir yerde. Tarihin garip cilveleri yanında mutluluğun da acının da zirvesinde yaşayan bir millet, bu toprakları kanıyla sulayarak tapusunu mazisine yazdırdı. Savaşların çıkış sebepleri dinî inanışların üstünlüklerini ispat içindi çağlar öncesi. Elbette toprak kaybı-kazancı savaş sebebiydi. Oysa günümüzde milletlerin nüfus çoğalmasıyla paralel ekonomik endişeler öne çıktı. Yine sömürü düzeniyle üstünlüklerini mazlum milletlere dayatan emperyalist devletler, çıkarlarına karşı gelen milletleri pas pas etme politikalarıyla uyumuyorlar. İç ve dış düşmanlar birlik halinde melun emellerini gerçekleştirmek için teröre destek veriyor, terörün yanında onlarla paylaşım içindeler. Böylece güçlüler ellerini yakmadan yerli ve yabancı maşaları kullanırken yüzyıllar ötesini hesap kitap etmekle meşguller.

Geçenlerde Atatürk Hava Alanı’na ve Çankaya Köşkü’ne paçavrasını asan Barzani adlı çöl ağasını muhatap kabul ediyoruz. Devlet erkânı tarafından ne konuşuldu; ne alındı, ne verildi bilemiyoruz. Suriye ve Irak arasında sözüm ona barış arayıcıları devletlerin çıkarı doğrultusunda göstermelik devletçikler kuruluyor. Çanakkale’yi geçemeyen Batılı çapulcular, bir türlü doymayan iştahlarıyla o günkü emellerini gerçekleştirmek için: ….bani ve …zani’lerimaşalarının arasında kıskaca aldılar ve kullanıyorlar. Mangaldaki iştahları kabartan petrol kebabını midelerine aşırmak için hizmetçiler bulunur. Çöl ağaları da göstermelik uşaklıklarını bağımsızlıkları (!) adına başlarını çadırın kapısından çıkarıp bozuk plak gibi ellerine tutuşturulanı okumakla meşguller meydanı boş bulmuş kargalara rahmet okuturcasına.

Dün sırtımızdan vuran dost görüntülüler, bugün aynı hıyanetin perde gerisinden gösterilen hedeflere perdah çekmekle meşguller. Tapusu bizde olan topraklara sahip çıkamamak da bir başka gariplik değil mi! Gözümüzün nuru askerlerimizin toplu zehirlenmelerine ne demeli! Üst üste gelen bu olay, askerlerin güvenliğinin nasıl sağlandığına sorular yığmıyor mu? Ayrıca askerî okulların kapatılmasıyla yerine ikame edilen eğitim sistemindeki yenilikler düşmanın iştahını kabartacağı yerde onların yüreklerine korku salmalı. Bunun yanında askerî hastahanelerin bakanlık bünyesine alınıp sivilleştirilmesi yaralı askerlerimizin tedavi olmasında güvenlik açısından sakıncalar doğurmaz mı? Her sistemde aksayan yönler bulunur. Fayda ve ekonomik yönü düşünülen işletmelere yenilikler eklenmek suretiyle kâr yönü yükseltilebilir. “Eskisi olmayanın yenisi olmaz” sözü, eskiye rağbeti korumak için söylenmemiştir. Yenilikleri eskilerin üzerine bina ederiz de ondan denmiştir. “Düşmanın silahıyla silahlanın” sözündeki hikmeti göz ardı edemeyiz.

Bulunduğumuz coğrafyada Rusya ve Amerika’nın ne işi var da ortalığı karıştırmaya geldiler! Arap’ın karakaşına, kara sakalına mı hayran, vurgun da -sözüm ona- onların yanındalar. Bu iki büyük(!) vampirin yanında diğerleri de parsadan pay kapma telaşındalar. Bu iştahları bitmeyen canavarların mideleri doymalı.

“Dünya ekonomik sistemlerinin baş patronu büyük maşalarıyla Filistin mangalında Müslümanları kebap yaparken dumanı altında Irak, Suriye ve Türk topraklarında canlara kıyıyor. Hangi düşmanın silahıyla silahlanacağız?” sorularını sorarken hamisi olduğumuz devlet bile olamamışların elinden hangi elle tutacağız? Kılıçları çekip düşmanın karşısında: “Allah Allah” nidalarıyla durmanın sırası mı?

Bizim olanları verip kurtulmanın ihanetini hiçbir aklıselim kabul etmez. Devlet olmanın gereği neyse elbette yapılacaktır.

Adresi aynı olan milletler, çıkar çadırlarında bir araya gelirken biz kıblemizi mi değiştirelim? Yakarışı yarına bırakalım da uyanalım. Uyanmanın, birlik olmanın zamanı geldi de geçti bile. Göstermelik nutuklarla günü savuşturmanın sırası değil. Kotarılacak işlerin bir ucundan ivedilikle tutmak gerekiyor.

Burak SERDENGEÇTİ/D.D Haber
www. Seryazar.com
bserdengecti0204@hotmail.com
Tel: 0 532 608 70 07

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
  Subscribe  
Bildir

Benzer Haberler