İMPARATORLAR LİGİ’nin 4 TAKIMI

Dünyayı yönetmeye talip olanlar ve başka bir ifadeyle İmparatorlar Ligi’nin 4 takımı…
Batı medeniyeti günden güne çökerken, ‘’Turkuaz Ruh hurucu’’ ile yani ‘’15 Temmuz Dirilişi’’ ile yükselme noktasında bir ivme yakalayan Türkiye, bu ivmesini batıya ters orantıda yükseltmeye devam etmekte. 15 Temmuz’la birlikte üçüncü dünya ülkesi konumundaki Türkiye ikinci dünya ülkesi safhasına yükselirken, 16 Nisan zaferiyle de birinci dünya ülkesi konumuna yükselmişti. Yani ‘’İmparatorlar Ligi’ne’’.

Son kaleme aldığımız yazıda, 15 Temmuz’dan bu yana ne oldu? Sorusuna ilişkin anlatmaya çalıştığımız konulardan devam etmeyi arzuluyoruz. Zira yoğun gündem nedeniyle hep önemli gelişmeleri de atlamaktayız. Bu sorunumuzun sebebi elbette ki tek başına yoğun gündem değil. Buna ek olarak karşımıza dikilen ‘’matruşka zihniyetin’’ yorucu ve katman içinde katmanlı planları… Öyle ki bu durum işin uzmanlarını dahi yormakta. Uzmanların takipçilerini de isyan noktasına getirmekte. Takipçiler doğal olarak bir şekilde ittifakların ucundan kıyısından profil resmini ya da bu işin haritasını arzulamakta. Bu arzular karşısında ise uzmanların çekinceli davranışları gözlenmekte. Aslına bakılırsa bu çaresiz çekinceli davranışlarla uzmanlarda haklılar. Zira bahsettiğimiz matruşka(batı) zihniyetin katmanlı planları günden güne ittifakları da değişikliğe zorlamakta. Hal böyle olunca uzmanlar ne yapsın? Bu matruşka zihniyetin katmanlı planları ve tarafların olaylara göre çıkarları doğrultusunda hareket etmeleri, dünün iki dost ülkesini bir anda bugünün en azılı düşmanları haline getirmekte. Dememiz o ki; bu ittifakların ülke ülke profilini çizmek namümkün.
Elimize geçen bilgiler doğrultusunda bir ‘’yönetime talip olanlar’’ portresi çıkarabiliriz. Elbette yönetime talip olanlar derken İmparator Ligi’nde boy gösterenlerden bahsediyoruz. Bilindiği üzere özellikle Derin Dünya kanalımızdan bir süredir bu portreye dair planlar silsilesini açıklamaktayız. Bahsedilen planlar yeri geldikçe bu sayfalardan kamuoyuna duyuruldu. Bundan dolayı bir kez daha derine inmeyi gerekli görmemekteyiz. Lakin o planları sahiplerini ve taraftarlarını anmamakta olmaz.
Planlardan ilki ile sahipleri İmparatorlar Ligi’nin de ilk tarafı olarak karşımıza çıkıyordu. Yani Rex Deus grubu.
Anlatıldığı üzere eksik sıralamazsak Rex Deus grubunu; derin İrlanda’nın Stuart Hanedanlığı, küreselci hanedanlar, İsrail ve malum FETÖ oluşturmaktaydı.
İkinci planın, yani İmparatorlar Ligi’nin ikinci tarafı ise Anti-Rexçilerdi. Bu grubu; Britanya adasına çökmüş Windsorlar ve onların nöbetçileri Almanya’nın bir kolu, başlangıç olarak da Rusya ve Çin oluşturmaktaydı.
15 Temmuz ve ardından 16 Nisan’la birlikte anlattığımız gibi İmparatorlar Ligi’nde Türkiye’de kendi yerini aldı. Tarafını oluşturdu, planını ortaya koydu ve beklemeye geçti. Türkiye bölümünü alt paragraflara bırakarak geçelim ligin son takımına.
Dördüncü tarafta ise çeşitli planları içerisinde en önemli planı olan ‘’ventoten planı’’ ile sahaya çıkan Vatikan vardı. Önceden de dillendirildiği gibi Papa’nın planı siyasi bir oluşumdan çok dini bir oluşumdu. Bu plan 27 AB ülkesini etrafında topladığı zamanda gün yüzüne çıktı. Plan çerçevesinde Rex ve Anti-Rex gruplarını da bu plana dahil ediyordu, lakin diğer taraflarda henüz sessizlik hakimdi.
Papa’nın yanında yer alan en sağlam destekçi zoraki Federal Almanya’sıydı…
İttifak hatlarını böylece vermiş olduktan sonra bahsetmek için geldiğimiz nokta ise matruşka zihniyetin ne yaptığından çok İmparatorlar liginin sözcülerinden Türkiye’nin durumu.

Açık konuşmak gerekirse İmparatorlar ligine çıkmak Türkiye’nin yıllarına mal olacak bir meseleyken bu ameliye sadece bir yıl içerisinde gerçekleşti. Son bir yıl içerisinde Türkiye’de, yeni bir ruh inşa edildi. Yeni bir beyin inşa edildi. Yeni bir insan ve toplum inşa edildi. Yeni bir ideal inşa edildi. Yeni bir devlet inşa edildi. Hepsinin üstüne, yeni bir İstikbal’in işareti inşa edildi. Evet gerçekten ‘’sessiz devrim’ diyegeldiğimiz şey bu olsa gerekti. Olup biten her şey 16 Nisan zeminine inşa edilmekte. “Stratejik Siyasal Yapı”nın inşasında kendi mühendislerimizi, kendi mimarlarımızı kullanacağız. Ve kervan yola dizen ve önünden yürüyen kılavuzumuz sadece kendimiz olacağız. Bu arada kervanımızın arkasını açık bırakacak ve bize katılmak isteyenlerin elinden tutacağız. Bu bizim İmparator Ligi’nde dünyaya duyurduğumuz Son Kızılelma Planımız. Plan dahilinde Türkiye, insanlık için adil bir dünya kurmak istiyor!
İşte dünya için bir seçenek daha; Dünyanın Büyükleri, Rex ya da Anti-Rex planlarından hangisinin yanında yer alırlarsa geleceklerini, sağlam bir şekilde inşa edebileceklerinin merakıyla konum belirlemeye başlamışlardı ki sahaya Türkler çıktı. Öyle ki; Türkiye’nin planı Vatikan’ın planı da dahil olmak üzere diğer planlara göre bir adım daha öne çıkmış görülüyor ve destekleniyor. Mesela Küreselci Çin, mesela bugünlerde İngiltere tahtında yaşanan darbe vesilesiyle bağımsızlığa oynayan Hindistan. Ve plana sıcak bakan Japonya… Tabi ki bu devletlerinde kendi çıkarları doğrultusunda birer süper güç ya da bağımsız imparatorluk hayallerinin olduğunu unutmamak gerekir. Unutulmaması gereken başka bir ülkede Ahmet Yozgat ağabeyin sözü üzerine; “Cihan Devleti”ne baş olmak niyetindeyseniz, yolunuz, mutlaka Mısır’dan geçmek zorunda. Mısır’a uğramayan hükümdarlar, cihangirlik oyununu kaybetmiş demektir.

ABD ve İngiltere şu anda düşünedursun; İmparatorlar Ligi’nde kalan iki plan üzerine konuşmak gerekirse, bu ülkelere de sorulacak soru Roma mı? Yoksa İstanbul mu? Yani Ventoten Planı mı? Adalet için Türkün Kızılelma Planı mı?

Devletimiz de cevabını almak üzere bekleyedursun. Bu bekleme ‘’bir gece ansızın gelme durumu’’ ile sonlanabilir. Biz son sözümüzde millet olarak ne yapmalıyız ona değinelim. Devletimizin adım adım ilerleyişi ortada ve bu minvalde bizlerde bundan gayrı millet olarak imparatorluk gibi düşünme evresine geçmeliyiz. Fikirlerimiz, düşüncelerimiz, tavır ve hareketlerimiz imparatorluk çerçevesinde olmalı. Nüfusumuzun tamamı ulusal zihniyetten kurtulamamış olsa da çoğunluk bu yönde ilerlemekte. İdeallerimizde bu doğrultuda olmalı lakin Müslümanların dönem dönem içine sızmış olan tüm teolojik ve ideolojik bilgilerden ya da bilgisizliklerden de arınmak zorundayız. Dilimizin döndüğünce söyleyegeldiğimiz; Turkuazlar olarak Hanif ümmiliğe dönmek zorundayız. Evet bir adalet inşa etmeye çıktıysak, dünyanın hâkimi olmaya değil hadimi olmaya soyunduysak Turkuaz müminlerin Haniflik, ümmilik noktalarına erişmesi gerekmekte. Bu tanımlara aslında hiçte yabancı değiliz lakin açıklamayı bir yükümlülük olarak görüyoruz. Bu kavramların haritasını da gelecek yazıya bırakıyoruz. Küfrün tek millet olduğunu unutmadan, Allah’a ısmarladık…

SERDAR TOPUZ/D.D HABER

Benzer Haberler