NEDEN VAFTİZ OLMAYA KARAR VERDİM 3

Adnan Levent Tabak
Adnan Levent Tabak

Latest posts by Adnan Levent Tabak (see all)

Hıristiyanlık bilgisine nereden vakıf olduğumu sorduklarında sadece hikayemi anlattım

Yazımın ikinci bölümünde ki uzun anlatımımdan sonra;

Rahip : İtiraf etmeliyim ki siz, bizim dinimiz hakkında bizim bildiklerimizden daha fazlasını biliyorsunuz..! merak ettiğim şey şu ki bu kadar bilgiyi nerede ve nasıl öğrendiniz.?
Muzungu : Yıllar öncesiydi……. diye başladım anlatmaya. 1980’li yıllarda ülkemde askeri bir darbe olmuş, suçlu suçsuz, bir şekilde askerin eline düşen herkes bu darbenin insanlık dışı dehşet verici uygulamalarından nasibini alıyordu. Ben, bu darbe tarihinden yaklaşık bir ay kadar önce, bazı üst düzey istihbaratçı dostlarım sayesinde böyle bir darbenin olacağı haberini almıştım. Ve bunun için daha darbe olmadan bir ay kadar önce bir pasaport çıkartmıştım. Darbeden hemen sonra da vatanımdan ayrılmak zorunda kalmıştım. Geldiğim ilk ülke İsviçre’ydi.
Bu ülkeye geldiğim ilk sene, ülkeyi tanımak için değişik Kanton’larında kalarak Almanca, Fransızca ve İtalyanca öğrenmekle geçti. Daha sonra da Hıristiyanlık Dini konusuna ilgi duymaya başlamıştım. Kendi kendime şu soruyu sormuştum: “Ben niçin Müslüman’ım..? Çünkü annem ve babam Müslüman oldukları için mi? Yoksa geldiğim ülkenin nüfus çoğunluğu Müslüman olduğu için mi?” işin doğrusu bu sorulara çok sağlıklı olmasa da “Evet” cevabı vermek durumundaydım. Zira gerçek te buydu. Ancak bu gerçeği ben asla kabullenemedim. Bulunduğum bu ülkenin insanları da böyle bir tercih yapmamışlardı. Onlar da atalarının dinini seçmek zorunda kalmışlardı. Bu durumda ben de pekâlâ HIRİSTİYAN olabilirim.” demiştim. İşte o gün verdiğim bu karar ile başladım Hıristiyanlık Dini hakkında bilgiler edinmeye. O kiliseden bu kiliseye, şu katedralden bu şapele gezdim durdum. Sadece gezmedim, bu konuda araştırmalar da yapmaya başlamıştım. Kutsal Kitapları okuyor, başka kaynaklardan veriler topluyordum. Diyebilirim ki, zaten doğuştan Müslüman olan kendi dinimi öğrenemeden kader bana Hıristiyanlık dinini öğretiyordu. Ve nihayet bir gün, bu Hıristiyanlık öğretilerinin kafamda şekillendiği bir gün, öğrenim gördüğüm Fribourg Kanton Üniversitesinin Şapel’inde yapılan bir ayinden hemen sonra, ani bir karar vererek yeniden İslam Dinine dönmeye karar verdim. Bu karar, aslında bir çeşit “Bilgi Birikimi”nin neticesi olarak karşıma çıkmıştı. Ve, kendi ülkemde “sözde bir Müslüman” iken, şimdi burada, Hıristiyanlık dininin en dindar ülkelerinden birinde, yani İsviçre de ben kendimi bu üniversitenin şapelinde, bir karton üzerinde namaz kılarken buldum. Yani bu araştırmalarım beni kendi dinsel kimliğimi bulmama sebep olmuştu.
İşte bu açıklamalarımdan sonra halen daha beni vaftiz etme fikriniz devam ediyorsa hemen başlayalım. dedim ve güldüm…!
Rahip : Evet bu hikayeniz bu kadar bilgi birikiminiz hakkında her şeyi daha iyi açıklıyor… diyebildi.

(Yazarın Notu: “Kültür Ajanda ve Haber Ajanda Dergilerinin yazarlarından olan kıymetli dostum Ahmet Yozgat Hocam ile işte bu dönemde yani günümüzden yaklaşık 30 sene önce İsviçre de tanışmıştık. Bilgilerinize…!)
***
Sözüm ona “Vaftiz Töreni” bittiğinde, evin tek oğlu olan 16 yaşındaki Jr. Bonaventure (Ailesindeki herkes gibi ben de onu Bona ismi ile çağırıyordum) yanıma geldi:
Bona : Muzungu, gel seninle biraz bahçede gezinti yapalım. dedi.
Gecenin geç vaktiydi, Bona beni bahçeye çağırdığında. Dolunay ışığı altında gezerken söze başladı;
Bona : Ne yalan söyleyeyim bugün sen beni çok şaşırttın. Hatta yaptığın bu açıklamalarla benim itikat dünyamı da yıktın ve bana, tanrıya ulaşmak için çok farklı yollar olduğunu hatırlattın. Senden rica etsem bana İslam’ı öğretebilir misin?”
Bona’nın bu talebi, bir anda aklıma yıllardır Rehberlik yaptığım Ayasofya gelmişti. Bu Ayasofya turlarının genelinde yukarıda anlatılan hikayelerin benzerlerini müşterilerimle paylaşıyor, ve nihayet onlardan gelen “Müslüman olma” taleplerine en pratik yollarla karşılık veriyordum. Böylece bu şekilde hayatımda kaç kişinin İslam ile tanışmasına vesile olduğumu ben dahi bilmiyordum.
Muzungu : Bu çok kolay… da, hayırdır bunu gerçekten neden istiyorsun..? diye sordum.
Bona : Çünkü ben de Müslüman olmak istiyorum. dedi.
Nedense hiç şaşırmamıştım…
Ertesi günü Cuma idi ve ben de her zamanki gibi yakındaki bir camiye Cuma namazı kılmak için gidiyordum.
Muzungu : Tamam, o zaman yarın hazırlan da seni Cuma namazına götüreyim. dedim
Ve ertesi günü ailesinden habersiz olarak Bona’ya önce abdest almasını öğrettim. Sonra da birlikte Cuma namazına gittik. Yolda yürürken onun önce Müslüman olmasını sağlıyordum. Yani kelime-i Şahadet ve Kelime-i Tevhid’leri hem kendi ağzı ile aleni olarak söyletiyor hem de anlamlarını izah ediyordum.
“Cami de yapman gereken tek şey sadece bizi taklit et..!” diye tembih ettikten sonra camideki yerimizi aldık.

ADNAN LEVENT TABAK/D.D HABER
İng. Fr. Ital. ve Alm. dillerinde Turist Rehberi ve Egitimci

Benzer Haberler