DERİN GÜÇLER 2

Hakan Ceran
Hakan Ceran

Latest posts by Hakan Ceran (see all)

Şeytani Akıl ve Teşkilat Sistemi

Yedi kat yer…

Ve arz…

Bu iki kavram, derin dünyayı kafamda somutlaştırmama hep yardımcı olmuştur. Katmanlı düşünce, matruşkalar açma…

Bugün matruşkaları açmayacağız. Hayır! Bugün bir matruşka üreteceğiz! 7 kat yerin altından başlayarak Şeytani Aklın kurguladığı teşkilatları kat kat görerek yeryüzüne çıkaracağız. Elbette; sadece bilindik isimleri… Ama sistemi anlatmak ana gayemiz olacak… Bundan fazlasına gücümüz de bilgimiz de yetmez… Ve bu sadece bir tez… Kazmayı eline alıp dünyanın derinliklerine ulaşmak için kazmak zahmetinde bulunan ağabeylerimizden ilham alarak…

Dünya’nın çekirdeğinde sadece iki derin güç var. Birisini şeytani akıl, diğerini Rahmani akıl yönetiyor. Bunun dışındaki bütün yapılar bu iki güçten birisine bağlı… İster bilsinler ister bilmesinler…

‘’Bu savaş hak ile batılın savaşı; şeytani akıl ile Rahmani aklın mücadelesi…’’

Âdemoğlunun tartışmasız en büyük düşmanı olan İblisin ana gayesi; saptırabileceği kadar insanı saptırıp cehenneme sürüklemek, bu husustaki zannını ve iddiasını kanıtlamaktır. Bundan dolayı kıyamete kadar mühlet aldığı bu dünyada, insanlarla ‘’konjonktürel dostluklar’’ kurarak kendisini dost tutanları emrinde çalıştıracaktı.

Şeytan; metafizik varlığı, teknolojisi ve iradesi ile adeta ‘’tecessüm’’ ettiği kralları ‘’tanrı krallar’’ veya ‘’tanrı soylu hanedanlar’’ olduklarına inandırıp batıl tarafın en derin katmanında teşkilatlandırmıştır. Böylece bidayette kurguladığı ‘’tanrı soylu hanedanları’’ kan bağı ile günümüze kadar ulaştırmıştır. Çünkü Şeytan; nefsine taptırdığı insanlardan oluşan bir toplumu tanrı-krallara da taptırarak ‘’halife’’ unvanlı âdemoğlu hakkındaki zannını ispatlamak istiyor. Nemrud ve Firavun dâhil gördüğümüz tanrı soylu hanedanların tamamı, şeytani aklın tasarladığı projenin yeryüzünde sahnelenmesiydi. İşte bu sahne yedi kat yerin altında tasarlanmıştı.

Tanrı Soylu hanedanlardan bir sonraki derin katmanda ‘’vahyi inkâr edip aklı vahiyden üstün tutanların’’ teşkilatlandırıldığı ‘’felsefe katmanını’’ görüyoruz. Âdemoğlu’nun yaratılışından günümüze kadar ortaya atılan bütün felsefelerin, ideolojilerin, ekonomik sitemlerin, izm’lerin kurgulandığı derinlik burasıdır. Aslında düşünme yoluyla elde edilen bilginin, vahiy yolu ile yeryüzüne nüzul etmiş olan ilahi bilgiye uyumlu olduğu konularda hiçbir problem yoktur. Zira akletmek, düşünmek, sorgulamak insan olmanın gereğidir. İnsanın bu temayülünü kendi çıkarı için kullanan Şeytan, kişi bazlı planda düşünce sistemlerine sızarak ortaya çıkan bütün felsefelerin, ideolojilerin altına imzasını atmıştır. Bunu kimi zaman kendisinden haberi olmayan filozofların düşünce sistemine sızıp bilgiyi kirleterek, kimi zaman da adeta tecessüm ettiği ve tamamen kontrol altına aldığı kişilere emrederek yaptırmıştır. Deizm, Ateizm, Kapitalizm, Komünizm… gibi toplumu etkileyen bütün ideolojilerin/izm’lerin merkez üssü bu altıncı derin katmandır.

Bugün dünya gündeminde olan LGBT ve tek dünya projesinin de kaynağı da bu derinliktir. Ayrıca derin dünyanın gündeminde yer alan Gnostizm’de bu katmanın bir ürünüdür. Gündemimizde olduğu için bir parantez açıp bu hususta birkaç söz söylemek istiyorum.

Aklı vahiyden üstün tutanlardan bir hizip olarak tanımladığım Gnostlar; akıl, vehim ve hayal yoluyla elde ettikleri bilgilerin hakikat olduğuna inanmışlardır. Gnostiklere göre doğru yol; ruhun nefs ve bedenden kurtarılarak öteki âleme kavuşturulmasıdır. Bu yolculukta elde edilen bilgilere ise ‘’gnosis’’ denilmiş olup gnostlara göre bu bilgiler hakikattir. Böylece bu katmanda elde edilen gnosislerden, Gnostizm inancı ortaya çıkarılmıştır. Lakin gnostizm bir din olmayıp diğer dinlere dostane bir şekilde yaklaşan, sızan ve o dini kendisine benzetmeye çalışan bir sızıntı inancıdır.

Akıl, vehim ve hayale aldanan Gnostlar, bu yolculukta elde ettikleri bilgilerin vahiylerden, kendilerinin ise peygamberlerden üstün oldukları iddiasında bulundular. Hatta ilahi dinlerin kökeninin, gnostik yolculukta elde edilmiş bilgilerden çalınmış olduğunu iddia edip, kendi dönemlerinde yaşayan peygamberleri de inkâr etmişlerdir. Hâlbuki gnostik yolculukta elde ettikleri bilgilerin bir kısmı doğru olsa bile çoğu sapkın bilgiler olup doğruya ulaştıkları hususlarda ise inkâr ettikleri ilahi kaynaklardan ilham aldıkları ortadadır.

Sonuç olarak, Tanrı soylu hanedanlardan sonra bir üst katmanda kurgulanan felsefi katman; bütün izm’lerin üretildiği derin katman olup şeytanın en tehlikeli, en aşağılık faaliyetlerinin yürütüldüğü ve sızıntı inançların oluşturulduğu derinliktir.

Tanrı Soylu Hanedanlar ve sızıntı inançlardan bir sonra gelen derin katmanda ise sızıntı dinlerin kurgulandığını görüyoruz. Bu katmanın aslını ilahi dinlerin bizatihi kendisi oluşturur. Bir önceki felsefe katmanında oluşturulan sızıntı inançlar, zahirde hiçbir ilahi dinin düşmanı olarak görünmezler. Sızıntı inançlar, Hazreti Âdem’den günümüze kadar bütün ilahi dinlerin içine dostane bir şekilde sızarak, o dinin inanç sistemini bozup kendisine benzetmiştir. Kendisine benzettiği din ise artık sızıntı dini olmuştur. Bu operasyonun sebebi sızıntı inançları ortaya çıkaran kâhinlerin, kendilerinin doğru yolda olduklarını düşünmeleri, peygamberleri inkâr etmeleri ve insanlığa doğru bilginin kendilerinde olduğunu ispat etmek içindir. Böylece bidayetten günümüze kadar âdemoğlunun mensup olduğu birçok cemaat ve tarikatlar, sızıntı inançlar tarafından bozularak beşinci derin katmana çekilir ve sabilik din sitemi oluşturulmuş olur.

Özellikle gnostizmin saptırması ile oluşan sabilik din sistemi; putperestlik, öküze tapmak, doğaya/yıldızlara/güneşe tapmak, cinsel uzuvlara tapmak gibi ilginç inançları ve dinleri de içine alan geniş bir portföye sahiptir. Ayrıca Şeytan bu katmandaki operasyonu ile teslisi Mısır’da, iki tanrıcılığı İran’da, çok tanrıcılığı ise Hindistan’da merkez üs haline getirmiştir. Bu merkezler dün ve bugün sızıntı din merkezleridir.

Tanrı Soylu Hanedanlar, felsefe/sızıntı inançları ve sızıntı dini derin katmanlarından bir sonra; semavi dinlerin tarikatlarından ve mezheplerinden koparılan cemaatleri, dördüncü derin katmanda teşkilatlandırılmıştır. Tapınak Şövalyeleri, Siyon Teşkilatı, Cizvit Papazları, Mason Teşkilatı, İllimunati, Töton Şövalyeleri, Vatikan, Opus Dei, Moon Tarikatı, Kabala, Eşkenaziler, Safaradlar, Evanjelistler, Hariciler, Nusayrilik, Galat-ı Şia ve diğer Hıristiyan, Yahudi tarikatları ile sapıklaşmış İslam mezhep ve tarikatları sızıntı dini virüsü ile vampirleştirilip bu katmanda örgütlendirilmiştir.

Bu örgütler, faaliyetleri bakımından başlangıçta bölgeselci olsalar da değişen dünya şartları ile küreselleştirilmişlerdir. Zira Şeytanın kendisi küreselcidir.

Bu semavi dinlere bağlı tarikat ve mezhepler, sızıntı dinlerinin merkezlerinden gelen akımlar neticesinde bozularak şeytanın emrinde çalışan kurumlar haline gelmişlerdir. Ancak, bu örgütler kendi aralarında ittifak kuramayacak kadar birbirlerine düşmandırlar. Bugün dünyadaki batı kaynaklı savaşların tamamı, dışarıdan bakıldığında birlikte görünen bu örgütlerin kendi aralarındaki mücadeleleridir. Bu örgütlerden güçlü olanlar, Şeytan’dan küreselciliğin liderliğini talep etmektedir. Ancak bu liderlik, son birkaç yüzyılda yıldızı parlayan tapınak şövalyelerine verilmiş olup dünyanın derin gücü ve küreselci adıyla çalışmalarına devam etmektedirler.

O halde ‘’felsefe katmanında’’ oluşturulan sızıntı inançlar önce ilahi dinlere sızıp din maskesi takıyor, sonra ehli-kitap denilen semavi dinlere bağlı tarikatları ayartmaya çalışıyor, diyebiliriz. Yedi kat yerin altı hanedanlara ait olup altı, beş ve dördüncü kat derinliklerde ise şeytanın bir alt yapı çalışması kurguladığını görüyoruz.

Üçüncü katmanda ise taşeron örgütler faaliyet göstermektedir. Rockefeller, Rotchildler gibi zengin ailelerin teşkilatlandığı derinlik bu katmandır. Bu aileler; üst aklı Şeytan olan kendisinden önceki derin yapıların taşeron örgütlüğünü yapmaktadır. Yeryüzü ile bağlantı bu katmanda başlar. Dünyanın bütün ülkelerinde şirketleri, bankaları, medya kuruluşları, siyasetçileri, bürokratları ile faaliyet gösterirler. Şeytani aklın felsefe katmanında oluşturulan ‘’ekonomi felsefesi’’ de bu taşeron örgütler tarafından uygulamaya konulmuştur. Böylece bütün dünyayı sömürürler; kadim uygarlıkları, devletleri ve toplumları mali yönden kontrol altına alırlar. Ekonomik yönden kendilerine bağladıkları devletlerin yönetiminde de söz sahibi olarak şeytani akla teslim ederler. Böylece bir sonraki katman tasarlanır.

Şeytani derin güçlerin ikinci derin katmanında ise istihbarat örgütleri, sızıntı dini adayları ve devşirdikleri şahıslar ile ‘’çakma derin devletler’’ organize edilir. MI6, BND, CIA, MOSSAD, PENTAGON gibi istihbarat yapıları ile FETO gibi sızıntı din adayları bu derinliklerde örgütlenmişlerdir. 15 Temmuz’da FETÖ istediğini alabilseydi dördüncü katmana terfi ederek sızıntı dini madalyası alacak ve o katmanın sakinleri olarak faaliyetlerine devam edeceklerdi. Bunun dışında iktidarlar, darbeler, ittifaklar, terör örgütleri, terör olayları ve sair faaliyetler bu katmanda tasarlanır ve yeryüzünde uygulanır. Ayrıca her milletin ‘’milli ve karakterli’’ bir damarı vardır ki onlar da bu derinlikte şeytani aklın taşeronları ile mücadele ederler.

Ve artık yeryüzündeyiz…

Yeryüzü için şunu söyleyebilirim; gördüğümüz her şey birer algı ya da ilizyondur. NASA, Hollywood, demokrasi, hastalıklar, müzikal festivaller, oyunlar, aktörler, şarkıcılar, bilim ve teoriler, petrol savaşları, teknolojiler, uzay… Bunların hiçbirisi hakikat değildir! Hepsi birer araç olup asıl savaş hak ile batılın arasında ve çok daha büyük amaçlar için yapılmaktadır.

Yeni dünya düzeni adı verilen tek dünya devleti, dev şehirler projesi, yapay zekâ ve Lgbt projelerinin tamamı Şeytanın tanrı-krallar projesinin bir tezahürüdür. Dikkat! Şeytanın kişi bazlı çalışma projesi ile toplum bazlı çalışma projesinde bire bir aynı yöntemler uygulanmaktadır.

Kişi bazlı projede her şahsın düşünce sistemine/kalbine dostane bir şekilde sızan şeytan ve avenesi, zamanla buraya işgal edip istediği kalıba sokarken; toplum bazlı projede ise ‘’toplumun şeytanı’’ olan sızıntı inanç ve sızıntı dinlerini kotarmıştır. Böylece sızıntı dinleri, toplumun mensup olduğu hak dine yine dostane bir şekilde sızarak o dinin inanç sistemini kendisine benzetmeye çalışmaktadır. Bu sızma faaliyeti ile şahısların fıtratını bozan şeytan, sızıntı inanç virüsleri ve felsefeleriyle toplumların fıtratını bozmaktadır. Bugün dünyada görülen savaşlar, kan, faiz sistemi, adaletsizlik, açlık ve susuzluk kıtlıktan dolayı değil toplumların fıtratının bozulmasından kaynaklanmaktadır.

Son dönemlerde gündemde olan lgbt evlilikleri ve bu sapkınlığı sıradanlaştırma, hoş görme girişimleri de yine toplumun fıtratını ve içtimai hayatı hedef almaktadır. Çünkü fıtrat şeytana düşmandır; fıtratı bozulmayan bir şahıstan istediğini alamayacak olan şeytan; fıtratı bozulmayan bir toplumdan da istediğini alamayacaktır. Bundan dolayı bu operasyonlar şeytanın amacına ulaşmak için muhakkak uygulamak zorunda olduğu araçlarıdır.

Şeytanın amacı ise; tanrı-insanlar ve tanrı-kralları çağını başlatmaktır. Tanrı-insanlar projesi ile her şahsı kendi nefsine; Tanrı-krallar projesi ile toplumu tanrı soylu hanedanlara tapındırarak bu amacını gerçekleştirmek istemektedir. Nefsin ve egonun toplum bazlı projedeki karşılığı ‘’tanrı-krallar’’dır. Zira tanrı krallar, ego ve gücün temsilcisi olup doğrudan doğruya toplumun nefisleridirler…

Onlar hileye başvurdular, Allah da onların tuzağını boşa çıkardı. Allah hileleri boşa çıkaranların en hayırlısıdır. (Ali İmran suresi 54. Ayeti meali)

Biz söylüyoruz ama her şeyin en doğrusunu Aliym olan Allah bilir.

Devam edecek…

HAKAN CERAN/D.D HABER

Kimler Neler Demiş?

1 Yorum - "DERİN GÜÇLER 2"

Bildir
avatar
Sıralama:   En Yeniler | Eskiler | Beğenilenler
murat kurulu
Ziyaretçi

bu fetö denen yapı 170 ülkede var. sadece türkiyedeki ayağı yıkıldı. sanırım bir daha da kalkamaz. tekrar küllerinden doğamaz halde. kökü kurudu. ancak söyledikleriniz global sistemi çözümlemek ise fetö globalde var lokalde- türkiyede yok.. yani global çözümlemeniz de hata mı var.

wpDiscuz

Benzer Haberler