TANRI EŞİĞİNDE BİR TANRITANIMAZ

Ahmet Yozgat
Ahmet Yozgat

Latest posts by Ahmet Yozgat (see all)

Higgs Bozonu Partikülleri ve Varlığın Gerçekliği

TANRI EŞİĞİNDE BİR TANRITANIMAZ

Batı Medeniyet Âleminin “aklı on karış havada” fizikçilerinden Peter Higgs, “Berzah” kıstağına saplanmış kalmış bir bilgin ve o, bu kıstırılmışlığın öfkesini yaşamaktan mustarip.  ‘Tanrı Eşiği’ dediği madde-mânâ sınırının dibinde yaşadığı, yaratılış/öldürülüş mücizevi insan üstünlüğüne hükmedememenin dayanılmaz hırsı içinde köpürüyor da köpürüyor.

Öyle zannediyoruz ki hepiniz; ‘CERN’i duymuş olmalısınız. İsviçre’de kurulu bulunan “Avrupa Fizik Merkezi”nin kısa adı CERN…  1954 yılında 12 ülkenin katılımıyla kurulmuş olan CERN’in günümüzde 21 tam üyesi ve iki tam üyelik adayına ilaveten, bir de ortak üyesi bulunmakta. Ortak üye ise Türkiye… Yüz kadar Türkiyeli, CERN’de çalışmakta. Bu rakam, zaman zaman 150’ye kadar çıktığı da söylenemekte. Bu nedenle söz konusu merkezde yapılan her şey, ülkemizi de yakından ilgilendirmekte. CERN’de yüzlerce bina ve üç bin fizikçiler ve destek personeli istihdam edilmiş durumda. Bu personelden yüz kadarı kuramsal fizikçilerden oluşmakta. Asıl olan bunlar.. Kuramsal fizikçilerin ortaya attığı çeşitli kuramların araştırıldığı merkezde deney düzeneklerinin projelerini hazırlayan, yapımını sağlayan ve deneyleri yürüten deneysel fizikçiler ve mühendisler çoğunluğu teşkil etmekte. Bunlarla beraber; CERN’in öz personeli dışında, dünyanın yüzden fazla ülkesinden yaklaşık on bin kadar fizikçi ve mühendisin  de merkezle bağlantılı olduğu biliniyor.

İsviçre Fransa sınırında yer alan Cenevre kentinde Kurulu olan CERN, Günümüzde dünyanın en büyük parçacık fizik laboratuvarı olarak biliniyor. Yerin 100 metre altında ve 27 kilometre uzunluğundaki çembersel tünelde yürütülen Atlas,CMS,LHL, ve Alice deneyleri pek az insanın malumu. Dünyanın en gelişmiş ve güncel laboratuvarı olan CERN’de evrenin Oluşumu, parçacıkların kütle kazanması ve Kainatın yüzde doksan altısını kapladığı düşünülen “Antimadde/Karanlık Madde hakkında, medyaya biliminsanlarından bilgiler sızıyor zaman zaman… Buna göre, orada yapılmak istenen Evren oluşumunun ta başına gitmek ve Bigbang denilen teorinin başlangıç noktasından itibaren, olan biteni yerinde tayin etmek ve oradan, Bilim Teknoloji, zaman ve istikbal dair somut sonuçlar çıkarmak, söz konusu fizik merkezin temel amaçları arasında yer almakta.

CERN’nün en önemli kısmı, yeraltındaki tünel boyunca uzanan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” olarak biliniyor.  Burada yer alan dev makinalarda proton denilen atom parçacıkları yahut atom çekirdekleri birbirleriyle çok yüksek hızlarda çarpıştırılıyor. Mesela, tünelde hızlandırılan protonların hızı, ışık hızının yüzde 99.999998’ine kadar çıkıyor. Bu durumda protonun kütlesi de yedi bin kat büyüyor. Ve bu esnada olan biten fizik olaylarını ayan beyan izleme olanağı elde ediliyor. Çarpışmalar esnasında bazı kısa ömürlü yeni yeni madde biçimlerinin ortaya çıktığı biliniyor. Bunlardan biri de parçacık fizikçilerinin ilgilendiği bozon denilen parçacıklar… İşte, bunların en önemlisi de Higgs Bozonu…

Merkezin şimdiye kadar hayata geçirdiği bilimsel başarılarına gelince… Burada, 1973 yılında yapılan “Gargamelle Deneyi”nde nötr akımı ortaya çıkarıldı. 1983’te hayata geçirilen “UA1 ve UA2 Deneylerinde” ise  W ve Z harfleriyle kodlanan bozonlar bulundu. 1995’te ilk anti-hidrojen atomları üretildi. 2010’de 38 Antihidrojen atomu saniyenin 6’da 1’i boyunca kapana kıstırıldı. Buna benzer bir durum 2011’de yaşandı ve Antihidrojen atomları, 15 dakika  boyunca tünelde tutuldu.  2012’de Higgs Bozonu daha tespit edildi.  Avrupa Fizik Merkezindeki en önemli deneyi “Higs Bozonu Deneyi”ydi. Ve böylece Peter Higgs’i yoldan çıkaran elli yıllık teorisi ispatlanmış oluyordu.

***

Aslında 1929 doğumlu olan Peter Higgs, dendiğine göre, 1960’lara gelirken henüz bir ‘Tanrıtanımaz’ değildi. O yıllarda, teorik olarak ortaya attığı ve ‘Higgs Bozonu’ adını verdiği partiküli bulduğunda inancı yıkıldı ve ateist oldu. Anlaşıldığına göre 1963’te fizikçi Flip Anderson’un ilgilendiği özel konuya Higgs, 1964’te ulaşarak kendi ‘bozon’un teorisini ortaya atmıştı.

Bu teorisi sayesinde, Nobel’den sonra en itibarlı ödül alan “Wolf Prize” ödülüne layık görülen Higgs’in söz konusu ödül, İsrail’e ait olduğu için reddettiğini ve almadığını görüyoruz. Tabii ki bunu, erdemli bir davranış olarak nitelemek gerek.

Hattızatında Higgs, bulduğu parçacığa “Goddama/Lanetolasıca”adını vermişti fakat daha sonra “Tanrı Parçacığı” olarak tanındı ve meşhur oldu.

Mevzubahis teorisinde Higgs diyordu ki: ‘Her şey, Big Bang’la birlikte ve  bir boşluk/hiçlik halindeyken nasıl oluyor da kütle ortaya çıkıyor?’ İşte, Higgs’in kafasındaki derin soru buydu ve hakikaten zor bir sualdi. Bilim adamının, beyni yoran araştırmalarını da bu sorunun cevabını bulmak üzere başlattığı görülüyor. Ama bulamaz ki!

Higgs’in 1964’te başlattığı ilginç iddianın peşine düşen birçok laboratuvar (Cern, Fermilab, SLAC gibi..) konuyla ilgili olarak, 1990’lı yıllarda başlatıyor çılgın koşuyu ve yarışı 2012’de CERN kazanıyor. Ve Higgs’in teorisi pratiğe dönüştürülüyor. Teorideki parçacık “Büyük Hidron Çarpıştırıcısı”nda gözlemleniyor. Fakat buna rağmen Higgs’in sorusu hala ortada; “Her şey, Big Bang’la birlikte ve  bir boşluk/hiçlik halindeyken nasıl oluyor da kütle ortaya çıkıyor?”

Burada bir virgül …

Bilindiği gibi, 30 Kasım 2007 yılında Isparta’da Atlas Jet’e ait bir Türk uçağı düştü ve altı bilim adamımız hayatını yitirdi. Bilinen o ki bu bilim adamlarından bazılarının, İsviçre CERN merkezinde görevleri vardı. Elli yedi yolcu ve mürettebatın öldüğü bu elim kazada, hayatını kaybedenler arasında ikisi profesör olmak üzere dört akademisyen nükleer fizikçi de vardı. Ve bunlar, kendi alanlarında yetkin kimselerdi. Mesela, bunlardan Profesör Engin Arık, parçacık fizikçisi olup CERN’e 1990’dan sonra katılmıştı. CERN’in Profesör unvanlı uzmanlarından olan Engin Arık aynı zamanda “Türk Hızlandırıcı Projesi”nin de başında bulunmaktaydı. Kazada hayatını kaybeden bir diğer profesör ise Fatma Şenel Boydağ’dı ve o da Prof. Arık gibi Türk Hızlandırıcı Projesi, test laboratuvarında görevliydi. O da meslektaşı gibi bir bilinmeze kurban gitti. Aynı ekipten olan Doçent Serkant Çetin, ise bir başka uçakla gittiği için hâlen hayatta. Önce kadere inanmak lazım!

Eski model olduğu iddia edilen Atlas Jet uçağında hayatını bırakan Prof. Arık, Toryum elementinden “Soğuk Füzyon” yoluyla enerji açığa çıkartılabilineceği üzerinde kafa yoruyordu. İddiası oydu ki üzerinde çalıştığı hususu sonlandırabilseydi, “Radyasyonsuz Atomik Enerji”ye ulaşacak ve “Nükleik Batarya” elde edecekti. Lakin kısmet olmadı.

Burada duralım ve şu Toryum konusunda iki çift laf edelim: Bir ton Toryum, bir milyon varil petrole eşdeğerde bir enerji saklamakta bağrında. Yani böylesine mühim bir element. Günümüz dünyasında, uğruna savaşlar çıkartılan ve ülkeler işgal edilen günlük petrol üretiminin birkaç milyon varil olduğu düşünülürse bu işin ne kadar zahmetli ve maliyetli olduğu ortaya çıkar. Oysa söz konusu birkaç milyar petrole eş değer enerji, birkaç ton Toryumun cebinde… Toryum da burada, ülkemizin topraklarında yatıyor. Bu uğurda canını, modeli düşük eski bir uçakta bırakan Prof Arık ve arkadaşları da artık kabrinde… Niye işlendi bu “Hidron Cinayeti” diye bir soru geliyorsa aklınıza cevap kolay; dünya Toryum rezervinin yüzde 25’i bizim topraklarımızda ve toplam Toryum stoğumuz 380 bin ton… Toryum, tabiatta Uranyumdan yaklaşık üç kat daha fazla bulunmakta. Şu an bu hususta, dünyadaki bilinen toplam Toryum rezervinin 2,5 milyon ton olduğu…

***

Dönelim virgül koyduğumuz aralığa ve oradan sürdürelim yazımızı: Ne demiştik başlığımızda “Tanrı Eşiği”nde bir Tanrıtanımaz…” Burada anahtar ya da “antianahtar sözcük Tanrıtanımaz  yani Ateist… İnsanın, Higgs’e bakıp öfkeyle sorası geliyor: “Be adam! Ta, 1960’ların ortasında ‘Bozon Teorisi’ni ortaya atarak bilim dünyasını sarsmış ve Nobel’den sonra en itibarlı ödülü kazanmışsın. Ne güzel! Söz konusu ödülü, İsrail’e ait olduğu için almayı reddetmeni de elbette saygı ile karşılamaktayız. Ancak ilmi anlayışı ‘Nevtoncu’ tekdüzecilikten alıp bir alt katmana yani‘Kuantumun Mikro Alemi’ne indiren Maks Planck ve mevkidaşlarının açtığı yolda bir taş da senin koyman anlamlı… Lakin neden bir ötesi için konacak taşın yerini tıkamaktasın? Ve bulduğun şeye neden ‘Hakikatin Parçacığı yani Tanrı Parçaçığı’ demeyi uygun görmüşler? Gerçi, bu ifade de yanlış hatta ‘şirk’ sınırlarına tecavüz etmekte lakin şimdilik kabul… Sen neden, “Allah’ın Belası/Kahrolasıca” dedin ki?”

Son devrin en popüler bilim adamı, “Zamanın Kısa Tarihi” kitabının yazarı olan ABD’li fizikçi Hawking’i bilmeyen kalmadı dünya yüzeyinde… Yani öylesine meşhur ve popüler! Bu popüler Astrofizikçinin Peter Higgs gibi bir Tanrıtanımaz olduğu hususunda bir bilgimiz yok. Fakat değilse bile bir Hıristiyan… Biz, zamane Hıristiyanlığının bir ihtiyar kuşak inancı olduğunu biliyoruz yani genç ve orta yaş Hristiyanlığının sadece “içiboş bir folklorik kavram” olduğu ve ciddiye alınmadığı da malum… Hele, Amerikan Hristiyanlığı; düşmanlar başına! Kısacası Ha Higgs, ha Hawking…

Dönelim konumuza… Gelmiş geçmiş yani Newton’dan Einstein’e, oradan günümüzün fizik derinliğine kadar oluşan tüm ilmi birikimin üzerine kendi açılımını eklemiş olan Hawking, geçtiğimiz yılların birinde, artık olması elzem olan, çok boyutlu bir “Fizik Serüveni”ne soyunmuş ve “Total Fizik Kuramı”nı oluşturmaya girişmişti. Hatta bu bağlamda “Her Şeyin Teorisi” başlığı altında bir de çalışma yaptı. Sonunda anlaşıldı ki Hawking, onca bilgi, birikim ve düşünce zenginliğine rağmen hayal ettiği “Fizik Kuramı”nı oluşturamamıştı. Hawking’in mücadelesinde, “pes” etmesinin neticesinde, bundan sonra herhangi bir fizik âliminin, böyle bir hamleye heves edeceğini sanmıyor(d)um.

Konuyu, yeni fiziksel pencereler açabilen bir dostumla konuşuyorduk. Dedi ki; ‘Hawking veya herhangi bir eşdesinin bir Fizik Kuramı oluşturmada başarısız olması, bir “Temel Fizik Teorisi” oluşturulamayacağı anlamına gelmez.” Dostum, bununla da kalmadı ve akıl almaz iddiasını da söyleyi verdi: “Böyle bir kuramı alfabesel anlamda ben bile geliştirebilirim!” Ya?! ‘Evet! Çünkü bende olup da Hawking ve benzerlerinde olmayan bir değer saklı… Bir anahtar, miftah…” Neymiş?! “Ben Müslümanım…”

Evet! Âlim misiniz? O halde artık inançlı olmak zorundasınız. Yoksa sizi ötelere götürecek “gerçek/ hakikat yolculuğu”nda tıkanır kalırsınız. Bozon Teorisini bulan Higgs, inançsızlığın inadıyla “el freni”ni çekerek; hakikati reddeden o uğursuz kelimeyi yani “Kahrolasıca”yı sarfetmese ve bulduğu hakikat maymuncuğuna “Kahrolsun Parçacığı” adını vermeseydi. Yani kendi eli ve diliyle kapatmasaydı, eşiğine kadar ulaştığı “Hakkın Kapısı”nı.. Bulunduğu durumda önü açıktı.

Bu noktada, Higgs’in bulduğu parça altı parçacığa “Kahrolsun Parçacığı”adını veren kendisi ve takipçileri için orası son durak zira oraya kadar “Seküler Dünya” alanıydı. Hatta 1901 yılında ulaştığı nokta ve ötesine “Kuantum Fiziği” diyen Maks Planck için de dünyeviliğin sınırıydı ve orada dünya fiziğinin piri Newton öldü çünkü o noktada fizik bitti ve “metafizik” başladı. Ya da o andan sonra “fizik” bildik çevresinden çıkıp “metafizik alan”ın konularını “fizikleştirme operasyonu” başlamış oluyordu.

Anlaşılan o ki Maks Planck’tan 63 yıl sonra, Peter Higgs de “Postmetafizik alan”ın sınırına ulaşmış oldu. Ondan sonrası? Onlar için yok! Bizim için var veya olmalı… Ya da adını, eğip bükmeden koyalım mı ondan sonrasının? Kavramın en çarpıcı haliyle “Ahiret fiziği…”

O halde burada duralım ve uyaralım tüm fizik yolcularını madem ki CERN’de yüz kadar astrofizikçi çalışmakta… “Higgs Noktası”ndan sonrasına ancak inananlar gidebilir ya da “Halik,” sırlarının daha ötesini, “ötelere inananlara”a kolaylıkla açar ve Higgs’den sonrasındaki bir başka ‘Higgs eşiğine ulaşanların “Kahretsin!” değil “Şükrolsun!” diyor olması ilimi/bilimi layık olduğu seviyeye çıkartır. Ve de insanlığın “Dünya Teknolojisi” devam eder, giderek, makro planda “Ahiret Teknolojisi”ne eklemlenir. Yani “Dünya ve Ukba” eşit seviyede kenetlenir. İşte, o zaman kimilerinin zannettiği üzere “Kıyamet” gerçekten de “Kıyam edenler”e bir tavsiyey i İlahi olur: “Kıyam et!” Kıyam etki Rük’u ve Secdenden razı olunsun! Yoksa! Bir ‘Tufan’a daha yakalanırsın ancak bu kez, seni kurtaracak Nuh da bulunmaz!’

Dönelim 2007 yılında düşen Atlas Jet uçağına ve hayatlarını kaybeden bilim adamlarına… Kendilerini, “Higgs Bozonu”nu bulmuş olsalardı; “Kahrolsun!” mu yoksa “Şükrolsun!” mu diyeceklerini öngörecek kadar tanımıyoruz. İmanlı da olabilirler, tersi de… Ama inanıyoruz ki o sıralar, inançsız d” olsalar; onlar, Anadolu evlatlarıydı ve bu toprağın tüm insanları gibi yüreklerinin en merkezi ücrasında bir “inanç potansiyeli” taşıyor olmalıydılar. Son doksan yılın, “Higgscigiller”i tarafından desteklenmesi nedeniyle “Higgsleşme Temayülü” gösteren “Batıcı Aydın tipi”ne ait olsalar bile… Bile diyoruz çünkü bu toprağın evlatları, bir kısım “sütübozuk”lar hariç, üzerlerindeki “münafık kül örtüsü” üflendiğinde “hazırol”a geçip hakikat karşısında kıyam edecek azmi taşıya taşıya ilerliyorlar. Bu anlamda umutluyuz gelecekten ve insanımızdan. Adımız gibi…

Duralım ve diyelim ki gerek Fizik, gerek tüm diğer “Bilim Dalları”nda Batı Medeniyeti’nin işaretleriyle devam edegelen “Bilim Yolu ve Yolculuğu” buraya kadar… Atılan her adımda “Kahrolası” diye diye ilerleyen “Seküler Bilim” son durağa ulaşmış oldu. Bundan sonra atılacak adım ya “Son Kahrolası!” çığlığını haykırarak, ulaştığı teknolojik seviye ile üretilen silahlarla topyekün bir savaşın ortasında bulacak kendisini ve “Fitne Dağarcık”ındaki her şey tükenen Batı Medeniyeti, cinnet geçirerek kendi kendini yok ederken insanlığı da intihara sürükleyecek… Ya da ilmi yolculuğa, bulduğu ilk “Higgs Patikülü” sayesinde, ellerini semaya açarak; “Şükrolsun!” diyen bilim insanları devam edecek. Batı Medeniyetii, yaşlı bir sekoya ağacı gibi koflaşan kalıbıyla kendi boşluğuna çökecek ve devrini, sadece özünü yok ederek tamamlayacak.

Ve yeni bir medeniyet dönemi başlayacak! Yeni medeniyeti kimin-hangi kavmin başlatacağı hususunda kuşku yok: Türkler! Yani yeni bir medeniyet “Anadolu Rönesansı”yla başlatılacak lakin bir eksiği var medeniyet kurucu bu milletin: “Medeniyet işçisi” diyebileceğimiz bilim insanları yeterli değil. Memleket, hala işbirlikçi hainlerle dolu. Ki var olan bilim insanları da ya uçakları düşürülerek ya da ‘“intihar ettirilerek” ortadan kaldırılıyor. Olsun! Yeis yok! Potansiyel var, icabeden kinetik devinim…

Son söz: Oğlunu, hatta iki oğlunu şehit veren bir “Anadolu babası” üçüncü oğlunu işaret ederek, “O var, ondan sonra da ben!” mealinde sözler sarf ediyordu bu yakınlarda ekrandaki görüntüsü üzerinden… Aynı kararlılığı uçağı düşürülen fizikçiler ve intihar ettirilen mühendislerin babalarının da “Şehidimizin yerine bu oğlumuz da Astrofizik ve mühendislik okuyor!” dedi mi acaba? Demesi ve “Şükrolsun Parçacığı”nı bulacak ilim insanı bereketini tüm Anadolu’ya yayması lazım. O zaman Medeniyet bizim! İnşallah!

***

Son olarak bir haber verelim size… CERN, Tanrı Parçacığı olarak bilinen Higgs Bozonu’nun araştırıldığı 10 milyar dolarlık deneylerin değerlendirdi. Kainatın sırlarına ışık tutacak CERN araştırmasında elde edilen bulgular bilim adamlarını şaşırttı. Dünyanın en büyük parçacık hızladırıcısında evrenin oluşmasına neden olan Tanrı parçacığı Higgs Bozonu’nu araştıran bilim adamları, elde edilen verilerden yola çıkarak, “Aslında evren yok, en azından hiç olmamalıydı” görüşünde birleşti. Bir fizikçi, “Yeni keşfe göre Higgs Bozonu parçacıkları, Büyük Patlama’nın hemen ardından söndü” dedi. Bunun teoride kabul edilemez bir tahmin olduğunu kaydeden uzmanlar ise “Higgs Bozonu hemen sönseydi kainat olmayacaktı yani ne dünya, ne evren, ne de insan olacaktı” açıklamasını yaptı. Dünyanın en pahalı deneyinin verileri fizikteki her şey için geçerli olan denklem teorisine de ters. Bilim adamları yine de verilerde bir şeylerin eksik kalmış olabileceği ihtimalini de gözardı etmiyor.

***

PETER HİGGS Kimdir?

1929 yılında doğan Peter Ware Higgs Edinburg Üniversitesi’nden emekli İngiliz teorik fizikçi ve ayrı atomaltı parçacıklar üzerine yaptığı çalışmalarla Nobel ödülü kazandı.

1960’lı yıllarda kırık simetrinin ve elektrozayıf teorisinin temel parçacıklarının kütlesinin kökenini, W ve Z bozonlarının ayrıntılarını ortaya koyabileceğini öne sürdü. Higgs mekaniği, başta Higgs olmak üzere birçok bilim insanı tarafından önerilmiştir. Yeni bir parçacık olan Higgs bozonunun varlığını öngörmektedir. Higgs bozonu, en büyük fizik başarılarından biri olmuştur. 4 Temmuz 2012 tarihinde CERN deneysel olarak Higgs bozonu gibi bir bozonun bulunduğunu yayınladı, fakat standart Higgs bozonu modelinin gerektirdiği özelliklere sahip olup olmadığını görmek için daha fazla çalışmaya ihtiyaçları olduğunu duyurdular. 14 Mart 2013 tarihinde, sıfır spine ve pozitif eşliğe sahip bir parçacık keşfedildi. Bu parçacık Higgs bozonunun iki ana kriterini sağlıyordu ve doğada keşfedilen ilk skaler parçacık oldu. Higgs mekaniği genel olarak parçacık fiziğinin standart modelinin önemli bir bileşeni olarak kabul edilir. Higgs mekanikleri olmasaydı belirli parçacıkların kütlesiz omasına neden olurdu.

Higgs’in sahip olduğu ödüller; 1981 yılında Royal Society Hughes madalyası; 1984 yılında Institue of Physics Rutherford madalyası;1997 yılında tarafından Institue of Physics’te yaptığı teorik fiziğe yaptığı akılalmaz katkılarından ötürü  Dirac madalyası; 1997 yılında European Physical Society tarafından yüksek enerjili parçacık fizik ödülü;2004 yılında Wolf fizik ödülü ;2009 Oskar Klein Memorial Lecture Royal Swedish Academy of Sciences; 2010 yılında American Physical Society J. J. Sakurai Prize for Theoretical Particle Physics; ve 2012 yılında the Royal Society of Edinburgh taradınfanözel Higgs madalyası. Fizikçi dostu Stephen Hawking Higgs bozonu keşfi ile ilgili çalışmaları için Higgs’e Nobel ödülünün verilmesi gerektiğini düşünüyordu. 2013 yılında Higgs Nobel ödülünü kazandı ve François Englert ile paylaştı. 2015 yılında Royal Society Dünya’nın en eski bilimsel ödülü olan Copley madalyası ile Higgs’i onurlandırdı.

***

Peter Higgs’in Politik ve Dini Görüşleri

Higgs  Londra’dan Edinburg’a geçen süre zarfında nükleer silahsızlanma kampanyası (CND) aktivisti idi, fakat grup nükleer enerjiye de karşı çıkmaya başlayınca üyeliğini iptal ettirdi. Aynı şekilde Higgs, Greenpeace GDO’a  karşı çıkana dek gruba üyeydi.

2004 yılında Wolf Prize in Physics kazandı, fakat ödülü almak için Kudüs’e gitmeyi reddetti. Bunun nedeni ise İsrail başkanı Moshe Katsav’ın Filistin’e karşı olan tutumuna karşı olmasıydı.

Higgs aktif  Edinburg Üniversitesinin  Association of University Teachers kolunda  fizik bölümü için kaliteli öğretim görevlileri yetiştirmek üzere yer aldı.

Higgs bir ateisttir. Richard Dawkins Higgs’i ateist olmayan aşırı dincilerin görüşlerini sahip olan biri olarak tanımlamıştır. Higgs dine görüşe sahip olan Tanrı parçacığı isminin insanlara i rahatsızlık vereceğini düşündüğünden dolayı kullanılmasını hoş karşılamadığını söylemiştir. Higgs bozonunun bu lakabı Tanrı Parçacığı:eğer evrenin cevabıysa,Sorusu nedir? Isimli kitabın yazarı Leon Lederman’a affedilmiştir. Fakat bu lakap önerisi Lederman’ın “Tanrı’nın belası parçacık” yerine yayıncı firma tarafında sunulmuştur.

***

Peter Higgs’in Teorik Fizik Üzerine Çalışmaları

Higgs Edinburg’ta ilk olarak kütle ile ilgilenmeye başladı, teorik alandada sonradan kütle kazanmış bir parçacık üzerene fikirler geliştirmeye başladı.Sonrasında bu alan Higgs alanı olarak bilinicekti. Higgs bu alanın uzayda yayıldığını ve temas ettiği  bütün temel atomaltı parçacıklara kütle kazandırdığını öne sürdü.

Higgs mekanikleri, Higgs alanın kuarklara ve leptonlara kütle kazandırğını öne sürer. Ancak bu alan atomaltı parçacıkların protonlar ve nötronlar olmak üzere  küçük bir kısmını etki etmektedir. Bu duruma göre, gluonlar ve onlara bağlanan kuarklar beraber iken  partikül kütlenin büyük bir kısmını oluşturuyordu.

Higgs’in çalışmalarının fikir kaynağı Nobel ödüllü Japon fizik profesörü Yoichiro Nambu’nun “kendiliğinden simetri kırılması”  adlı, yoğun maddelerdeki süperiletkenler üzerine olan çalışmasından geliyordu. Fakat bu teori kütlesiz parçacıkların olduğu öngörüyordu ki, bu yanlış bir tahmindi.

Higgs teorisinin ana prensiplerini, iptal olan bir Higlands gezisinden sonra Edinburg’taki dairesinde geliştirdi. Teorinin gelişimi esnasında hiç “eureka anı” olmadığından bahsetmiştir. Higgs 1964 yılında Goldstone teorisindeki(kütlesiz Goldstone parçacıkları, bölgesel simetri kendiliğinden görecelik kuramı ile bozulursa meydana gelmez)  bir boşluktan yararlanıp kısa bir rapor yazıp CERN’de düzenlenip dağıtılan bir derdi olan Physics Letters’da yayınladı.

Higgs teorik modelini (Higgs mekaniği) tanımlayan ikinci bir rapor yazıp Physics Letters dergisine yolladı, fakat bu rapor fizik ile alakasız olduğu öne sürülüp geri çevrildi. Higgs raporuna fazladan bir paragraf daha ekleyip başka önde gelen bir dergi olan Physical Review Letters dergisine yolladı, 1964 yılında yayınlandı. Bu rapor yeni muazzam spinsiz bir bozonu(şu an Higgs bozonu olarak bilinmektedir) öngörmekteydi. Robert Brout ,Francois Englert, Gerald Guralnik, C. R. Hagen  ve Tom Kibble ismindeki diğer fizikçiler yaklaşık olarak aynı zamanlarda benzer sonuçlara ulaştılar. Üçüncü bir rapor daha yayınladı. Bu rapor Higgs,Brout ve Englert’ten alıntılar içeriyordu.

Bu bozunun Higgs, Guralnik, Hagen, Kibble, Brout, ve Englert tarafından keşfedildiği  yazılmış olan bu üç rapor  Physical Review Letters  ellinci yıl dönümde, bir dönüm noktası olarak tanımlandı. 1964 yılında yayınlanan  PRL symmetry breaking  raporu ile benzer yaklaşımları ve katkıları olmasına ragmen, kayda değer farklılıklarda bulunuyordu. Bu mekanik Philip Anderson tarafından 1962 yılında yayınlanmıştı, buna ragmen büyük öneme sahip olan görelilik modelini içermiyordu.

4 Temmuz 2012 yılında, CERN ATLAS ve CMS deneylerinde Higgs bozonu olabileceğini düşündükleri bir parçacık hakkında güçlü bulgulara rastladılar. 126 Gigaelektronvoltluk bir kütlesel bölge civarlarında bulunuyordu.  Geneva’da yaptığı konuşmada Higgs “Bu hayatımda geçekleşen en inanılmaz şey” diye yorumlamıştır. İşin garip tarafı bu konuşma Higgs’in raporunu geri çeviren Physics Letters  editorü ile aynı yerde gerçekleşmiştir.

***

Benzer Haberler