GEOİT DÜNYADA MUHTEŞEM DÜZLÜK

Hakan Ceran
Hakan Ceran

Latest posts by Hakan Ceran (see all)

Dünya düz müdür yoksa yuvarlak mıdır meselesi son yıllarda konuşulmaya başladı. Kim neden bu tezi ortaya attı, bilmiyorum. Özellikle bu konu hakkındaki tartışmalar din üzerinden yürüyor.

Her şeyden önce hiçbirimiz uzaya çıkıp dünyayı uzaktan seyretmedik. Uzaydan çekilen fotoğraflar ile bu konuda aldığımız eğitim neticesinde dünyanın yuvarlık olduğuna inandık. Şahsen yuvarlak olduğuna da inanıyorum. Uzaya çıkıp gözüyle görmediği için dünyanın yuvarlak olduğuna inanmayan bir kimseyi de kimse kınayamaz ve haksız da bulamaz. Çünkü kimse başka bir kuruma inanmak zorunda değil. Özellikle bu işi bir batılı yapıyorsa. Zira batılılarda yalanın biri bin parça. Her şey olabilir. Ama çoğumuz yuvarlak olduğuna ikna olduk ve mantıken kabul ettik.

Bilim dünyasının da ilginç bir karakteri var. Bir önce doğru diye iddia ettiği bir bilgiyi yalanlayıp doğru olanı budur diyor. Sonra bu da yanlışmış işte şu doğru diye ortaya çıkıyor. Daha düne kadar güneş sistemi için ‘’sabit bir güneş ile etrafında dönen gezegenler’’ üzerinden eğitim veriliyordu. Biz böyle gördük. Ama bugün çıktılar ‘’hayır güneş sabit değilmiş, güneş de hareket halinde ve bir noktaya ilerliyor. Dünya ve diğer gezegenler ise güneşin çekim gücüne kapıldıkları için onu takip ediyorlar. Sürekli güneşi takip eden bir dünya olduğu için dünyanın güneş etrafındaki ekseni de sabit değildir. Çünkü zamanın aktığı gibi güneş sistemi de akıyor ve dünya, uzayda spiral çiziyor’’ dediler… Şimdi güneş sistemi böyle anlatılıyor ya da anlatılacak. İyi de! Güneş hareket ettiği için bugün tezini değiştirdin. Ama yarın galaksi de hareket ediyormuş durum daha girift bir hale döndü diyeceksiniz.. Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli olur, derler. O halde bugün bulduğunuz bir şeyi net bir şekilde gözlemleyemiyorsanız, niye yüzde yüz doğru diye sunuyorsunuz. Bunu sadece bu iş için değil, genel anlamda soruyorum. Şimdi, dünyanın şeklinin geoit olduğunu kabul edelim ve bunun üzerinden düz ya da yuvarlak mı konusuna girelim.

Dünyanın şekli ile yeryüzünün düzlüğünün farklı konular olduğunu düşünüyorum. Geoit dünya ve güneş sistemine göre, dünya hem kendi etrafında hem de güneşin etrafında dönüyor. Dünya şekli böyleyken ve dönerken yarasa gibi tepetaklak durduğumuz bir an bile yok. Şu an geoit dünyanın üzerinde düzlük bir alanda yaşıyorken dünyanın başka bir tarafında yaşayan insanların tepetaklak yaşadıklarını hiç düşünmeyiz. Bir araba ya da 10 bin km yükseklikte bir uçakla giderken yuvarlanarak gitmiyoruz. O uçakla yere inmeden ve aynı istikamete doğru yıllarca yolculuk yapsak sürekli bir düzlükle karşılaşırız. Yani burada bir fizik kanunu var ve bu duruma ‘’geoit dünyanın muhteşem düzlüğü’’ adını koydum. Bu sanatın adına da ‘’düzleştirme’’ diyorum ve bu örneksiz yaratan Rabbimizin bir sanatıdır. Bilim ise bu yasaları açıklar.

Uzaya çıkıp dünyadan uzaklaşmadan dünyanın yuvarlak olması gözle anlaşılamaz. Bugün bazı kameralar 100 metrelik alanı bile geoit olarak çekiyor. Bu kimseyi aldatmasın. Uyduların bulunduğu yükseklikten bile dünyanın şekli dümdüz görünüyor. Yeryüzü zaten düz demiştik ama dünya bile o kadar yüksekten yine düz görünüyor. Aksaray’da Hasan Dağı var. 30-40 km yaklaşana kadar hiç görünmüyor. Bunun sebebi havanın/atmosferin belli bir uzaklıktan bakıldığında yoğunluğundan dolayı cisimlerin üzerini örtmesi olabilir. Yani havaya baktığımızda nasıl gökyüzü mavi görünüyorsa ileriye baktığımızda da mavi görünmüyor ama doğayı da örtüyor. Tusubasa diye çok sevdiğim bir çizgi film vardı. Çoğunuz bilirsiniz. Futbol sahasında bunlar koşarlar koşarlar… Resmen dünyanın etrafını dolaşırlardı. Bende küçükken hep merak ederdim: Acaba Hasan Dağının önce zirvesini mi göreceğim diye ve yaklaştıkça eteklerini… Bu çok saçmaymış. Çünkü dünya bize göre çok büyük. Yeryüzünden bu anlaşılamaz. Hele denizden hiç anlaşılamaz. Hatta denizden bakıldığında görülen düzlük muazzam bir düzlüktür. Geminin önce bacasının görülmesi olayı da uydurma olabilir.

Konu konuyu açtı! Biz de devam edelim… Kuran-ı Kerim’de dünyanın düz olduğu anlatılıyor gibi çıkış yapıp ‘’Allah madem bu kâinatı yarattı, niye dünya geoit ve güneşin etrafında dönüyor’’ şeklinde yazmamış diye sorgulama yapanlar var. Ve devam ediyorlar ‘’Böyle yazsaydı bu mucize olurdu ve herkes inanırdı’’ diyorlar. Ki bugün bilim; dünya güneşin etrafında tam dönmüyor, uzayda güneşi takip ettiği için spiral çiziyor, deniliyor. Hadi bunu görmezden gelelim ve farzedelim:

Bilime inanan insanlarız. Bilime inanan bir insanken Kuran’da; dünyanın ve güneşin hareketleri, şekli vs. aynen bugün onaylayacağımız şekilde yazılmış olsaydı ve biz de atıyorum 1000’li yıllarda yaşasaydık. Sonuçta bilime inanıyoruz ve bilim de o zaman dünyaya düz ve sabittir diyor. Üstelik gözlerimizle bunu ayan-beyan tasdik ediyoruz. Yani bu şu demek: Bilim 1000’li yıllarda yanlış biliyor ve biz bilime inanıyoruz. Ki o zaman dünya düz olarak biliniyordu!

Acaba inancımız ne olurdu?

Ben ne düşünürdüm bilmiyorum ama ‘’Allah madem bu kâinatı yarattı, niye dünya geoit ve güneşin etrafında dönüyor’’ diye bugün nefislerini rahatlatmak isteyenler eminim şöyle derdi:

Her yer düz, dağın zirvesine çıkıyorum düz, denize bakıyorum düz!.. Bu dünya nasıl yuvarlak olur! Allah, yarattığı dünyanın düz olduğunu görmüyor mu diye söylenirlerdi. Haşa!

Yani, bugün görmek istedikleri şeye bile, dün inanmazlardı.

O halde her şeye sadece kendi penceremizden bakamayız. Bu kadar bencil olmamalıyız. Bilim her zaman Kuran’a ayak uyduramaz. Gücü yetmez…Yanlış der, eksik der sonunda Kuran’ın dediğine gelir. Kuran-ı Kerim bu zamanın değil! Tüm zamanların kitabıdır. Öyle bir kitaptır ki her çağın insanını ikna gücüne sahiptir. Bu gücü Allah vermiştir.

Bugün dünyanın bütün bilim adamlarını toplasak, gelin bir kutsal kitap uydurun desek ve yazsalar… Bu kitabı da bir yere gömseler ve bir arkeolojik kazı ile ortaya çıkarıp 3000 yıllık kitap diye parlatsalar… Bu kitapta bugün bilim dünyasının kabul ettiği her şeyi yazacaktır. İnsanlar ‘’bu bir mucize, 3000 yıllık kitap bugüne kadar olan her şeyi anlatıyor, bilim dünyasındaki her olay yazıyor, telefon, bilgisayar, tvvs…’’ deseler bile bu kitabın ömrü 100 yılı, bilemediniz 200 yılı geçmez. Çünkü bilim kendisini yenileyecektir ve dün kendi elleriyle yazmış olduklarını da reddedecektir. Ayrıca o kitap 200 yıl önceki toplumun hayal dünyasına bile hitap etmeyecekti.

İşte Kuran bir mucizedir. Hiç fark etmez; en ilkel zamana da bilgi ve teknoloji çağına da 2500 yılına da uyum sağlar, ikna eder, hayran bırakır… Dünya’da hiçbir kitap ya da akıl bu işi asla başaramaz.

Biz söylüyoruz ama her şeyin doğrusunu Aliym olan Allah bilir.

HAKAN CERAN/ D.D HABER

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

avatar
  Subscribe  
Bildir

Benzer Haberler