DERİN ROMA AKLI

Bu fasılda dünyanın akıl coğrafyasının belli başlı apratlarına bakmaya Avrupa’dan başlayalım. Ve bir zamanlar dünyaya hükmetmiş Latinlere ve onları, tarih sahnesinde başa güreştirmiş derin dinamiğe yani “Derin Roma Aklı”na daha yakından bakalım.
Dünyada elbette, sözü edilmesi gereken, “Derin Akıl”lardan birinin, İtalyan Yarımadasında mukim Latinlere ait olduğu kayıtlı tarihte. Doğal olarak, bu kavmin temel değeri, “Roma Aklı” olarak karşımıza çıkmakta,,.
Lakin bidayette, “Roma Aklı”nın eklendiği ya da neşet ettiği yer, tıpkı “Antik Yunan Aklı”nın kuluçkası gibi “Yine Mısır”dı demek durumundayız. Ancak… Ve daha doğrusu gerek Antik Helen ve gerekse Antik Roma, garip bir şekilde, “Ekollerin Ortaklığı”nı harmanlamış bir düalist sosyolojiye sahip olarak var oldular akıl haritasında.
Ne demek şimdi bu Düalizm?
Bu iki Kadim ülkede, halkın inancını şekillendiren ekol Babil olarak karşımıza çıkmakta. Yani avam, “On İki Tanrıcılık” diyebileceğimiz “Heteredoksiya Kültü”ne sahipti. Ve bu inancın Tanrılar Panteonunda, Ortadoğu “Onikicilik”inin adı değiştirilmiş Babil Tanrıları çoğunluktaydı.
Onikicilik deyince… Burada bir parantez içi bilgi şart oldu: Şia, Oniki İmam İnancının merkezi olan İran’ın, günümüz Babil Ekolü’nün saklı merkezlerinden biri olduğunu söylemiştik daha önce galiba…
Bunun gibi… Şimdilik, 27 ortaklı Avrupa Birliği’nin bayrağındaki, standart 12 yıldızın ne anlama geldiğini anlamak çok zor olmasa gerek. Bununla birlikte, aynı bayrağın zeminindeki gece mavisi de gökyüzüne atıf yapmakta malum… Yıldızlarıyla birlikte bayrağı, geceyi aydınlatan 12 gök cismi ve onların ifade ettiği Tanrılar olarak görmek lazım…
O Tanrılar ki Pagan Roma Tanrıları olarak, günümüz Avrupa Birliğin bayrağına, boşuna çıkartılmış değil. Modern dünyada, her şeyin, aynı zamanda Ezoterik bir şifresinin olduğu gerçeğini, AB düzleminde, bariz bir şekilde izah etmekte; ilginç değil mi? Bu bayraktaki yıldızların, gökyüzündeki 12 gezegen olduğunu biliyoruz; isimleri de 12 Roma Pagan Tanrısıyla aynı olarak coğrafya kitaplarında yazılmaya devam ediyor.
Bayraktaki gökyüzü rengi gelince… Malum ta Babil’den, Avrupa Birliği’ne uzayan bayraktaki zemin rengi, gecenin karanlığını ifade etmekte.
Renge kutsallık veren bir başka kavim olarak Türkler de gökyüzü mavisini sık sık kullanmakta. Türk rengi olarak da bilinen gökyüzü mavisi yani Turkuaz tam anlamıyla mavi de sayılmaz; biraz yeşile çalan bir mavi tonu olarak karşımıza çıkmakta. Bir bakıma, gündüzleyin gökyüzüne yansıyan, yeryüzü ilkbaharının bir tonu diyebiliriz ona.
Gerek Türklerin Turkuaz mavisi ve gerekse Babil-AB çizgisindeki parlament mavisi, kutsiyeti haiz iki renk ama biri geceye atıf yapmakta, diğeri gündüze… Gece ve gündüz, iki tarafın hayata bakışını yansıtmakta…
Bu bakış, “Dünyacı” ve “ötedünyacı”lığın da bir başka tarifi… Bu anlamda, bu iki tarafın renkli kimliğinde, bir de sarı var. Yani hayat verici bir renk olarak, sarı… Turkuvazın üstünde/yanında güneş olarak; gece mavisi üzerindeyse yıldız biçiminde çizilmiş olan Roma Pagan Tanrı isimlerini taşıyan gezegenlerin ışığı şeklinde gözümüze yansımakta…
Türklerin de güneşi kutsadığı biliniyor; aynı şekilde “12 Yıldızcı”ların da güneşe inancı var ancak yıldızlardan önceki varlık olarak güneş…
Sözü vardırmak istediğimiz yer; hani Karadenizli Temel demiş ya hani; “Pen, dogridan dogriya Allah’a pagluyum da…” diye. İşte, ona benzer bir durum saklı burada. Yani doğrudan doğruya tek olana çevirmiş gözünü; diğeri de bir hiyerarşi kurmuş, 1+12 diye… Tanrılar Hiyerarşisi…
Yani yukarıdaki kavmi felsefelerden biri, gündüz gözüyle kargadan başka kuş tanımamış; diğeri, gecenin karanlığında her gördüğü karartıyı kuş zannetmiş durumda.
***

AHMET YOZGAT / DerinDünya Medya

Benzer Haberler