KARANLIK AFGANİSTAN

S. Karamağralı
S. Karamağralı

Latest posts by S. Karamağralı (see all)

1979’daki Sovyet İşgaliyle başlayan “Kara Talih”ini yenmeye çalışan “Bahtsız Afganistan”ın başı yine dertte… Bu nedenle 2018 itibariyle coğrafyaya derin bir projeksiyon tutmak gerekiyor.
O halde geçelim, coğrafyamızın siyasi sularında yüzmeye… Çünkü bizim denizlerde zalim avcılar, kanlı avlar kotarmakta; bu yüzden sular çok bulanık! Zeytin Dalı Huzur ve Barış operasyonunun devam ettiği 2018’in başlangıcına damgasını vuran zafer günlerinde, oluşacak ya da oluşturulmak istenen “Yeni Düzen”in şeklinin nasıl olacağı ile ilgili ilk sinyaller gelmeye başladı. Bu anlamda Türkiye, Rusya ve İran arasındaki üçlü RİT Ortaklığının, son durumunda kaybedeni İran gibi duruyor. Bu durumdan ABD ve İsrail memnun elbette…
Gelinen noktanın rengi Türkiye, Rusya ve ABD arasında muhtemel bir anlaşmadan bahsetmemize kısmi delil teşkil eder mi? Evet, bu mümkün görünüyor.
Yeni Düzene bağlı ilk kuşak olarak bu bölgeyi yani Suriye ve Irak olarak adlandırırsak, kaybedenler ve kazananlar belli olmuş vaziyette. Yani bu defter dürülebilir artık diyorum. O halde artık sükûnet devrinde mi dünya? Tabii ki hayır! Yeni bir süreç ya da ikinci kuşak mücadelesi başlamaya gün saymakta. Hatta adı da şimdiden belli, bu kuşak ve boğazlaşma alanının. Galiba yeni çatışma ortamı “Afganistan” merkezinde bina ediliyor. Ateş çemberi, bu merkez çevresinde yeni bir şekle ve taraflara evrilerek devam edecek gibi görünüyor. Malum! 2018’le birlikte Ortadoğu’daki vazifesi bitirilen DEAŞ militanlarının, üç yüz kadarının Hindikuş Dağlarına taşındığı iddiaları yaygın…
Geri dönelim… Derin meseleyi tekraren, Suriye bağlamında düşünmeye devam edersek; bu bölgenin kaybedeni, aslında ABD oldu. Ancak Sam Amca bu; yenilgiyi kabul edip öylece çekip gitmeyecek tabii ki… Gidecek fakat arkasında, huzurlu ve sakin bir ortam bırakmayacak diyebiliriz. Peşinde çözülmemiş düğümler ve İntikamı alınmamış kan davaları bırakacağı kesin. Zaten böylesi yakışır, bu eli kanlı “Dünyanın Kirli Devi”ne. Çünkü Amerika, bu işlerin erbabı sayılan İngiltere’nin gayri meşru çocuğu ve en maharetli çırağı olarak bilinmeli. Yani Kirli Dev, çekildiği topraklarda mukim bölgesel ortakların; pisipisine ve boşu boşuna uğraşmasını arzu etmekte… Çünkü herhangi bir sükûnet ortamında, İsrail’e yönelmesi muhtemel öfkeli bakışların ve dikkatlerin dağıtması şart… İşte, bunun için arkasında, sorunlu bir Ortadoğu bırakmak istiyor.
Elleri kanlı Amerika’nın kafasındaki “Yeni Ortadoğu”yu ve kısa vadedeki Amerikan planını deşifre eden de çözebilecek olan tek ülke de Türkiye… İşte, bu nedenle Ankara, bugünlerde bir yüzyıl daha kronikleşmesi istenen Ortadoğu Meselesinin, hiç olmazsa kendi sınırı altındaki kısmi sorununu çözmeye uğraşmakta. Kısmi dediğimize bakmayın! Eğer, merkezine PYD PKK Teröristlerinin oturtulduğu bu sorun halledilir ve Türkiye sınırının altında uzanan Alamut bölgesini çökerte bilirse “Büyük Ortadoğu Sorunu”nun kökünü kurutamasa bile Ümmetin Mazlum Toplumlarının geleceğine ipotek koyacak olan şiddetini minimize etmiş olacak diyebiliriz. Bu Anlamda, RİT ülkelerine müteşekkir… Virgül…
RİT Koalisyonu tarafından kotarılan Astana görüşmelerine, Avrupa ülkelerinin dâhil edilmemesi ABD’nin elini güçlendirmişti/güçlendirmekte. Böylece Kirli Dev, kendisiyle aşık atma düşüncesinde olan Avrupa Birliği’ne ve onların önder devletlerine, kendi gücünü ve etkinliğini hatırlatmakta.
Virgüle eklenerek devam edelim: Peki, RİT’çiler Astana’da toplanırken; Amerika’ya böyle bir yararlarının olacağını düşünmüşler miydi? Tabii ki hayır! Ama aslında, onların da Avrupa Birliği’yle temel bir sorunu olduğunu unutmayalım. Bu anlamda, Amerika ile ortak bir noktada buluşmuş olmak; RİT Başkentlerini çok rahatsız etmiş olmamalı diye düşünüyoruz. Yani sonuçtan, her iki tarafın da memnun olduğunu söyleyebiliriz; özellikle Amerika ve Rusya için… Fakat… İran için şimdilik, böyle bir Memnuniyet halinden söz söylemek mümkün olmasa gerek. Onunla birlikte, Türkiye’nin hesapları içerisinde, Avrupa Birliği’nin olduğunu da unutmamak lazım…
Dönelim tekrar, Hindikuş Dağlarında bıraktıklarımızın yanına… Eğer, Pentagon’un kafasında sıradaki operasyonel tilki başarılı olur ve yeni kanlı kümes yani Afganistan üzerinden bir Cedelleşme Süreci” başlatır ise bu durum asıl hedefin Çin olduğunu gösterir bize. Bu durum Kirli ve Kanlı Kızıl Dev’in hedef tahtasına koyduğu “Doğunun Sarı Devi”nin etrafının çevrilmesini amaçlandığı anlaşılmış olur diyebiliriz.
Geri dönelim… Kızıl Dev, Hindikuş Dağları üzerinden Sarı Dev’e yönelmeden önce ve giderayak, Suriye üzerinde kuracağı denklemde muhataplarını, Artık neredeyse tüm Aryaniklerin dinsel farziye ritüeli haline gelen “İsrail’in Güvenliği” konusunda ikna edebilirse bölgede nihai bir çözüme ulaşılmasa bile kronik çatışma ortamının bitirilmesi sürecine girilebilir. Tam adresi Uzakdoğu olduğu halde, Ortadoğu Sorununun başlangıcından beri Akdeniz’de dolanan ve bundan ötürü bu bölgenin görüntüde pek sesi çıkmayan aktörü Çin’in özel kuvvetlerinin, son anda Suriye’de aktif oluşu, Pekin tarafından, Hindikuş Merkezli Amerikan Planın bilindiğini göstermekte. İşte, deşifre edilmiş bu iki bilgi sebebiyle Çin Aklının, Ortadoğu’daki çatışmanın sürmesinden yana olması muhtemel. Fakat Çinlilerin bölgenin yabancısı olması; bölge halklarının da onları “Yabanıl” görmesini unutmamak lazım… Bu sebeple Pekin ajanları, yaban ellerde ne yapabilir bunu kestirmek, pek mümkün görünmüyor.
Kartların bir kez daha ve yeniden kırıldığı; bununla birlikte, “Global Satranç Masası”nın olabildiğince genişletildiği bir coğrafyanın el falına bakmaktayız. Çizgiler karışık ve ortam olabildiğince flu durumda. Ancak şunu söyleyebiliriz ki… Suriye ve bu benzerlikte oluşacak yeni çatışma bölgelerinde çok farklı ortaklıklar görmemiz mümkün. Hatta Türkiye olarak, Ankara kendine çok yakın bulduğu bazı ülkeleri karşı tarafta görürse şaşırmamalı. Yeni “Aile Fotografları”na hazırlıklı olmak gerekiyor.
“Yeni Global Kamp” yeni oluşumlar ve yeni aile fotoğrafları dedik ya… Bu anlamda yapmaya çalıştığımız iz sürme işlemini götürüp anlamlı bir yola ve onun haritasına bağlamak durumundayız. Yani Afganistan Merkezli Yeni Satrancın, uzun bir süre önce, bir süreç dâhilinde ve bir başka parselde gelişen “Yeni İpek Yolu “nu hedef aldığı belli olmuş durumda. Anlaşılan o ki… Pekin’den Londra’ya kadar uzanan güzergâhta, pek çok ülkeyi ilgilendiren ve bölgeyi ticaret enerjisiyle sükûnete erdirmesi muhtemel olan bu proje, sekteye uğratılmak isteniyor. Bu nedenle bizim kısaca “PİL Projesi” adını koyduğumuz Pekin, İstanbul ve Londra hattını oluşturan bu enerjik projenin, ABD gibi Almanya, Fransa başta olmak üzere, deve dişi kriterli Avrupa ülkeleri tarafından istenmediği bilinen bir gerçek. İşte, bu nedenle oluşmakta yeni aile fotoğrafları…
Afganistan’ın yeni çekişme bölgesi olması durumunun başlangıç çizgisinin çekilmesinin, Suriye’deki çözüme bağlanması Rusya için en az bizim kadar önemli… İşte burada Çin yeniden karşımıza çıkmakta hem de bir ikilemin ortasında. Pekin açısından, Ortadoğu’daki çatışmanın sürmesi önemli olabilir dedik ya yukarıda. Ancak sürmemesi de sürmesi kadar önem arz etmekte… Çünkü Afganistan Bölgesi’nin ısınmaya başlamasıyla birlikte Suriye çatışmasını çözmenin önemini anlayan Türkiye ile Rusya’nın Hindikuş cephesine matuf ortaklığına yeni bir partner ya da partnerlerin gerektiği su götürmez. RİT Birliğindeki İran, 2018 başı “Namazi Ayaklanması”la çaptan düştüğüne göre bu noktada, Türkiye ile Rusya için aranan partnerler kim olabilir? Tabii ki Hindikuş’ta harlandırılan yuvarlak Ateş Çemberinin etrafında bulunan ve istese de istemese de çemberde aktif olacak Çin ve Pakistan’dan söz ediyoruz. Nice zamandan beri Washington’un mengenesinde sinirleri gerilen Kardaş Pakistan, böyle bir birlikteliğe zaten hazır. Çin ise etrafında harlandırılmış olan Ateş Çemberi, eteklerini tutuştururken, Suriye’de kapanmış bir defteri yeniden açmak gibi bir akılsızlığa düşmeyecek ve “Hindikuş Siyasi Çemberi”ne eklemlenerek safları daha da sıkılaştırılacak gibi görünüyor. Bu safa, sözünü ettiğimiz dört büyük ülkenin dışında kalan, daha küçük oyuncuları da eklemek lazım. Elbette bunların başında İpek Yolu boyunca uzanan Türk cumhuriyetleri gelmekte…
Adına “Hindikuş Siyasi Çemberi” dediğimiz muhtemel ortaklık, yeni çözümleri de beraberinde getirebilir diye düşünüyoruz. Örneğin: Sıklaşan safların üyeleri olmak durumunda kalan Azerbaycan Ermenistan’ın aralarındaki Karabağ Sorunu çok hızlı bir şekilde çözülebilir. Bu arada mevzubahis çemberin saklı üyesi olması muhtemel bir ülkenin adını söylemedik. Tabii ki onu da eklersek liste tamamlanacaktır. Orası İngiltere…
Londra’nın yeni sürece Türkiye ile birlikte dâhil ve etkin olacağı anlaşılıyor. Tahminen Rusya ile yan yana görünmek istemeyen İngiltere’nin, çemberle ilişkisini, Türkiye üzerinden kurması ve devam ettirmesi; bu duruş nedeniyle siyaset dışı temsil edilmesi muhtemel görünüyor.
***
Anti-Reks Planı malum! Ona göre kurulan, “Çok Kutuplu Dünya Düzeni”nde bir tane de “Kötü” kadrosu olacak. Bununla beraber, bir tane daha var. O da duruma göre tavır alıp zaman zaman iyi, zaman zaman kötü olacak bir kadro olarak ortaya çıkacak. Ve biri/birileri veya bir ülke/bir başka ülke, bu kadroları dolduracak. Bu anlamda, “Kurulmakta olan Dünya Düzeni ve yeni Siyasal Dengenin oturabilmesi için oluşumların sık sık değişeceğini öngörmek için müneccim olmaya gerek yok.” diyerek Kötünün Amerika Birleşik Devletleri olacağı kesinleşmiş durumda. Ancak 3. kutbun ya da kuşağın adayının kim olacağı Henüz belli değil. Soğuk dönem savaş döneminde olduğu gibi yine bu görev Hindistan’a mı verilir yoksa Avrupa Birliği ekseninde bir üçüncü kuşak mı oluşturulur, onu zaman gösterecek. Zaten, bu makalenin muhtevasında da yeni bir evrilmeden ve olası değişim süreçlerinden söz ediyoruz. İşte, şu andaki değişim ortamında, dün artık önemini yitirmeye yüz tutmuş görünüyor. Bu nedenle yarını kurtarmaya çalışmak, bir bataklığa saplanmak için gün sayan dünyanın, en önemli işi durumunda. Yoksa yarının bugünden daha kötü olması muhtemel… Kötü İstikbal ihtimalinin durdurulması için şu andan sonra “olmaz” diye bir şeyin olacağı kanaatinde değiliz ve her şey muhtemel olarak görüyoruz. Bu sebeple insanlık ve siyasi arenada bina edilmeye çalışılan yeni durum, geçmiş yüzyıllara dayanan ve çeşitli ülkeler arasında devam edegelen kronik sınır sorunları, genetik ve kan davaları vb. problemlerin çözümüne bir adım yakınlığında duruyor. Bununla birlikte bin adım uzağında… Öyle zannediyor ve umuyoruz ki tercih, bir adım yakınlıktan yana kullanılacak/kullanılmak zorunda. İşte bu tercih, Kronik insan ve devlet problemlerinin çözümünün ne kadar basit olduğunu herkese gösterebilir/gösterecektir. Yeni düzen “Kazan/Kazan Felsefesi” üzerinden devam etmeli hatta edecek. Ve bu durum, birçok sürprizi beraberinde yaşatacaktır dünyaya. Bekleyecek ve göreceğiz İnşallah! Çünkü Türkiye artık “Dünya Siyaset Oyunu”nun üç büyüklerinden biri demekte hiç bir mahsur görmüyoruz.
Ve en önemlisi bu oyun, geçtiğimiz yüzyıllardaki kurallar çerçevesinde değil; Türkiye’nin ortaya koyduğu temel insanlık değerleri ve onun kavramları etrafında şekillenecek olsa gerek. Zira Türkiye, insanlığın geleceğine yatırım yapmak üzere çıkmış bulunuyor bu kutlu yolculuğuna. Ve bu yolculukta yol arkadaşlığı ettiği insanların moralitesinin şekillendirici dinamiğinin de kendi kavramları olmasında ısrarcı… Temel itibariyle dünyanın “Antiahlaki Siyaseti”nin kurucuları da ahlaksız politikaların bir sonunun olmayacağının farkına varmış durumdalar. Çünkü “Na-Ahlak” politika, insanlığa acıyı, zulmü ve en önemlisi de bir adım ötede gün saymakta olan Kıyameti getirip dayamış durumda. Hülasa herkes, bu zindandan bir çıkış yolu arıyor. Bunu biliyoruz. Ve bir bildiğimiz de Türkiye’nin, tüm dünyaya gösterdiği bu “Köprüden önce son çıkış kapısının” önünde Ankara duruyor. Bu nedenle “Altın Anahtar” Türklerin elinde…
Ve konumuzu burada tamamlamış oluyoruz. Bu nedenle son söz; her zaman olduğu gibi “Bizimkisi büyüklere masallar…” Ve her şeyin en iyisini Aliym Olan Allah Bilir!”
***

SEYDAHMET KARAMAĞRALI / DERİNDUNYA MEDYA

Benzer Haberler