KRİPTO PARA VE YENİ ÇAĞ KÖLELİĞİNİ BAŞLANGICI-2

Zalimlerden sıkça söz eder Yüce Kur’an onların iş başına geçtiklerin de bozgunculuk yaptığını ve yapacağını ekini ve nesli helak ettiklerinden bahisle zulmü ve zalimi anlama, kavrama çabamızı Rahmani bir kavrayışla anlamaya çalıştığımızı bir kez daha dile getirerek devam edelim yazımıza.. Ne demiştik ’’Kurgucuların bir taşla kaç kuş vurduğunu varın siz hesap edin demiştik’’ makalemizin birinci bölümünün son cümlesinde. Hatırlarsanız Siyah adamın köle ediliş hikâyesi ile de başlamıştık. Siyah adamın, makûs talihi neredeyse son 300 yıldır değişmedi. Hala yoksul, hala fakir, hala özgürlüğünden yoksun. Kara kıtanın tamamında nerdeyse yine sömürge halde, kölelikten tek farkları kafalarında kırbaç sallayan beyaz adam değil de kendi içlerinden gelen siyah derili kırbaç yerine elin de Kalaşnikof bulunan kâhyaların olmasından başka bir şey değil halleri. Dünyanın birçok yeri için geçerli olan bu kölelik şekli ‘’Arkaik Kölelikten’’ biraz farklı idi. Makalemizin birinci bölümün de anlattığımız ama isimlendirmediğimiz ‘’Arkaik kölelik’’ modeli nerdeyse bilinen tarihin başlangıcından beri güçlü olanın bir şekilde zayıf olanın hayatını gasp etmesi ve zorbaca tahakküm etmesi ile süre gelmişti. Taa ki 19 ncu yüzyıla kadar. Bu yüzyılda köleliğe bir format atıldı. Kim tarafından, tabi ki emperyalist vampirler tarafından, bu format neticesin de köleler sadece siyahlar ya da esir edilen kişiler değil beyaz adamın adamlık sıfatını hak görmediği diğer milletlerdeki insanlardı. Antropolojik olarak kategorize ettiği beyaz olmayan yada beyaz olan ama alelade tüm insanlardı bu alt kategori milletler. 19 yüzyılın son çeyreğinde formatlanmış ve yerine yeni sürümü getirilmiş kölelik versiyonunda artık insanlar kendileri köleliği kabul edecekti. Daha doğrusu insanların arkaik köle olmaktan tek farkı sadece akşam evlerine gidiyor olabilmeleriydi. Bir kısım işleri kendi iradeleri ile yapabildiklerine inanmalarıydı tüm illüzyon. Kurgucular öyle ince hesaplamış ve her şeyi ince ince kurgulamıştı. Bu yeni sürüm kölelikte Âdemoğlu’nun kazandığı para asla onun refah düzeyini hayal ettiği ölçüye çıkarmayacaktı. Arkaik kölelikte barınma sorununu efendisi çözerken yeni sürüm kölelikte kalacak yeri efendi ya kiralıyor ya da satıyordu. Bu yeni sürüm köleye hem de fahiş fiyata ve büyük faiz oranları ile yani yine birkaç kuş ve daha fazlası..
Yeni sürüm kölelikte çalışma saatleri de acımasızdı gerçi arkaik kölelikte de öyle idi ama yeni sürüm kölelikte çiftlik ağalarının yerini alan fabrikatörler para vermeleri sebebiyle daha çok çalışma talep etmekte bir beis görmüyorlardı. İnsanlar bu yeni üretim modelin de seri üretim bantlarında insanüstü bir gayret ve çaba ile çalışmak zorunda kalıyordu. Bu çağın başlarında bu duruma tepkiler göstermeye başladı yeni sürüm köleler hele de işin içine beyaz adam da köle olarak adapte edilince. Charlie Chaplin’in 1936 yılında yaptığı ‘’Modern Zamanlar’’ adlı film 20 nci yüzyılın ilk yarısında bu yeni sürüm köleliğin melunluğunu kavramış ve buna iyi bir eleştirel anlatım getirmek suretiyle bu sömürüyü ifade etmiştir denilir bir çoklarınca esaslıda bir filimdir şahsi kanaatimizce.. Chaplin komünist yaftasını yemeyi göze alarak bu prodüksiyonu yapmıştır. Gerçi komünizm ile kapitalizm arasındaki tek fark bizce otorite figüründeki farktır ya o da başka bir zamanın konusu olsun.. Bu film de Şarlo’nun canlandırdığı karakter aşırı ve yoğun çalışmanın etkisiyle artık fiziksel ve psikolojik sorunlar yaşamaya başlamıştır. Film içerisin de Şarlo zamanla bu sisteme karşı koymaya başlar ve sistemle çatışır. Filmin giriş sahnesin de Chaplin bir koyun sürüsünün ağıla giriş veya çıkışını gösterdikten sonra hemen akabinde de fabrikaya giren işçileri gösterir. Bu alegori aslında ‘’Kurgucu’’nun insandan tam olmasını istediği şey ‘’Goyim’’ kanaatimizce.. Bu arada fabrikada her şeyi gören ve gözetleyen birde ‘’president’’vardır. Kameralarla çalışanların her anı kontrol etmekte ve kontrol altında tutmaktadır. Mola saatlerini bile izlenmektedir. Şarlo en son işten atılır ve işçi hareketlerine katılır. Kurgucuların yönettiği mekanizma buna da müdahale eder darp edilir dövülür. Şarlo hapse girer çıkar. Hapisten çıktıktan sonra bir kızla tanışır kız da kaçaktır sistem tarafından aranmaktadır. Tabi bu arada yemek yeme makinası ile olan mücadelesindeki sahnede Şarlo’nun yaşadıkları gülünecek mi ağlanacak mı? Yine bu sahne insanın her saniyesini üretim için harcaması gerektiği prensibinden yola çıkarak öğle tatilinin zaman kaybına dönüşmemesi ve işçinin otoriteyi kendine ait zaman diliminde bile hissetmesini sağlanıyor. Ayrıca Şarlo’nun dişliler arsında sıkışarak dönmesi ise sistemin eleştirisini en net anlatan sahne diye diyebiliriz. Vesaire hikâye böyle devam eder ve filmin sonunda da ağlayan kıza der ki ’’Neşelen! Asla Ölümden söz etme. Birlikte olacağız’’ kızla uzun ince bir yola çıkarlar ve gün batımına ve her şeye karşı gülümseyerek yürümeye başlarlar.1936 da yapılan bu film, arkaik kölelikle tesis edilen sistemin ve çoğunluğunu siyah adamın teşkil ettiği yapıya beyaz adamında Amerikan iç savaşından sonra dahil edilmesi ile yaşanan yeni sürüm köleliğe karşı beyaz adamın tepkisel duruşunu ifade etmeye çalışmaktadır. Özellikle İkinci Dünya Savaşı, endüstriyel otomasyondaki ilerlemeler, özellikle de tankların, savaş gemilerinin, avcı uçaklarının üretimine yönelik büyük bir yığılma yaptı. İkinci Dünya Savaşı’ndan itibaren de, değişen ve artan talep, teknolojik gelişmeler, uluslararası rekabet eskiye nazaran daha hızlı yeni üretim teknolojilerinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Zaten 1930-40’dan sonraki süreçte sade, kendi halinde yaşantısı olan beyaz işçi adam bu yeni versiyon köleliğe kendince tepkisellik geliştirdi. Siyah adamdan farklı olarak sendikal faaliyetlerle kurgucuların oyununu bozmaya çalıştı. Çalışma saatlerinden, ücretlere kadar birçok hakkını mücadelesiyle insani şartlara getirdi. Lakin kurgucular bundan da rahatsızdır. Çünkü ‘Goyimler’ olarak gördüğü diğer alt kategoride ki tüm insanlar ‘’Goyim’’ olmaktan mutlu değildir. Kurgucular sonunda yeni çözümler üretmeye çalışır ve bulurlar. Buna karşın makineleşmenin bir sonra ki aşaması olan endüstriyel otomasyon ile robotik teknolojiye geçmeye karar verir. Bu hususta çalışmaya başlar ve çok geçmeden 20 yıl gibi kısa sürede fabrikalarda insana ihtiyaç duymadan çalışan üretim bantları ortaya çıkar.1970’lerden itibaren Japonya da, Fransa da, İtalya da, Almanya da ve Amerika da robotik kollar ilk üretime başlar.. Çeşitli bilimsel, sınaî, tarımsal ve idarî işlerin yürütülmesinde, insan müdahalesini tamamen ya da kısmen ortadan kaldırmaya ve işlemlerin otomatik olarak yürütülmesine, otomasyon denilmektedir akademik çevrelerce.. İşlem ve üretim kontrolünde ve sırasında mekanik, elektronik ve bilgisayar tabanlı sistemlerin birlikte kullanılması olarak da tanımlayabiliriz. Çok çeşitli iş ve üretim hayatının her aşamasına giren bir kavram olan otomasyon; bir elektrikli fırının veya otomatik çamaşır yıkama makinesinin ısı ve yıkama programının ayarlanması, lüks bir markete veya otele girerken kapının otomatik olarak açılması örneklerinde olduğu gibi basit işlere uygulanabildiği gibi, kimyasal üretim amaçlı bir fabrikadaki işlemleri bilgisayarla ya da bir bankayı otomatik olarak yönetme olan bankamatikten tutunda Mars gezegeni üzerinde robot aracı dolaştırma gibi en karmaşık işlere de uygulanır. Otomasyonun insan gücü istihdamı üzerindeki etkileri olumsuzdur. Hayatımızı kolaylaştıran, üretimi artıran, tehlikeli ve pis işlerimizi üstlenen otomasyon sistemleri, yüzyılımızın en önemli kavramlarından birisi haline gelmiştir. Ancak işlerin otomatik olarak yürütülmesi,o iş sahasında çalışan işçilerin sayısının azaltılmasına neden olacağı malumunuz. Örneğin Fransa’da sentetik tekstilde kullanılan otomasyondan ötürü, üretimde herhangi bir düşüş olmadığı halde, ücretli işçi sayısı birkaç yılda %300 oranında azalmıştır. Saat üretme teknolojisinde, elektronik ve mekanik işçiliğin en önemli bölümünün yerini gene otomasyon almıştır. Bu kadar teknik tanım ve izahattan sonra gelelim sadede;
İşte Yeni çağ köleliği de burada başlıyor..
Kurgucu harekete geçmiştir ve 20 nci yüzyılın son çeyreğinde sibernetik teknoloji diye tanımladığı teknolojiyi hayata geçirmiştir. Çünkü artık insanoğlu sorun çıkarmaktan başka bir şey yapmamaktadır. Kurgucu üretim aşamasında ki maliyetleri artık nerdeyse sıfıra indirmek istemektedir. Teknolojide buna artık fırsat vermektedir. Bir yazılım ve birkaç mekanik robotik manivela ile insana gerek kalmamaktadır. Tabi bu ihtiyaç duymama durumu hemen gerçekleşmemekte aslında belli bir zamanı kapsamakta bu da yine 30-50 yıl gibi kısa süre yine.. Örneğin 2030 yılına kadar 800 milyon ile 1 milyar arasında insanın işgücü olarak yerini alması yüzünden bu kadar büyük işsiz yığını ile yüz yüze kalınacağına dair dünyada bir çok akıl sahibi insan raporlar hazırlamakta ve bilimsel nitelikte makaleler yazmakta. Bu kadar insanın bakmakla sorumlu oldukları insanları da hesaba kattığımız zaman 2-3 milyar insandan söz edebiliriz. Peki bu milyarlarca insan ne olacak ne yiyecek, ne içecek kazandıkları bir para olmasa nasıl geçinecekler. O zaman Apokaliptik bir dünya senaryosundan söz edebiliriz burada; Bu kadar insan ne yapacak peki.. Kanaatimizce ‘’Yağmacılık yapan Vandal’’ bir toplum oluşacak. Tabi belli bir diyalektiğe oturmuş ve Kurgucunun distopik planlarını alt etmeye çalışan Saygıdeğer Ahmet Yozgat’ın Bey’in ifade ettiği ve tanımladığı gibi bir ‘AHAD OLAN ALLAH EKOLÜ’ varlığını ve mücadelesini sürdürecektir. Hatta bu ‘’Ahad Olan Allah’’ ekolü insanlarının tesis ettiği şehirler ya da bölgeler birer vaha gibi bu distopik dünyada yerini alacaktır. Ancak bu vahalara konusuna da burada daha fazla girmeden kurgucunun bu milyarlarca insan ile ilgili hala planlarından birkaç kelime ile izah etmeye çalışalım dilimiz döndüğünce. Apokaliptik distopik dünyaya geçmeden evvel Kurgucu insanlığı son zerresine kadar sömürecektir… diye de not düşelim buraya..
Bu son zerreye kadar sömürülme işinde ise özellikle KURGUCU insanlığın tüm kaynaklarını kendi kullanımına almak istemektedir. Ancak Kurgucu bu planı yaparken yalnız değildir. Daha önce ki yazılarımızda da ifade ettiğimiz REPTİSATANİK Tanrılarının esas meselesi olan insanoğlunun yoldan ve çığırdan çıkması gerekmektedir. Lakin yapılması gereken işler vardır. Çünkü hâlihazırda yeryüzünde hala bir Ümmi Hanif bilinç mevcut ve bu bilinç ‘’Ahad Allah’’ ekolünün muharipleridir. Peki ya bu Ahad ekolün irşat edeceği bir toplum kalmazsa yani yeryüzünde her insan nerdeyse formatlanırsa yani her insan gönüllü yeni versiyon ve sürümlerle yeni çağ köleliğinin bir kulu olursa..
İşte tam bu noktada Kurgucu olarak tarif ettiğimiz bu Reptisatanik Galaktik ırk müntesiplerinin; Planı şu kanaatimizce ‘’an ve zaman geldiğinde kendi satanik yaşamlarını tesis etmek üzere harekete geçecek olan kurgucular afyonlanmış, duyarsızlaşmış ya da zombileşmiş hiçbirseye tepki vermeyen sadece basit birkaç dürtü ile hareket eden ve yaşayan, Ademoğlu olmaktan çıkmış genetik kodu ile oynanmış yani bir çeşit idiotik mutant seviyesine inmiş varlıklara dönüştürülmüş bir toplum oluşturmak istiyor olamazlar mı ? diye soruyor bu meczup kardeşiniz kendi kendine.. İşte al sana ‘’Esfeli Safilin olmak’’ denilen şey dersek hatamı etmiş oluruz. Kurgucu bu distopik apokolipyasına ulaşırken yakın zamanın yani yaşadığı zamanın kurgusunu da yapmaktadır. Çünkü zaman ve plana uymak gerekmektedir. Her şey Toplumları ve milletleri uyandırmadan yapılmalıdır.
Demiştik ya Arkaik kölelik, ardından yeni sürüm kölelik ve akabinde de yeniçağ köleliği diye.. Kripto para diye de yazımıza başlık ettiğimiz husus kişisel fikrimiz olmaktan çıkmış akıl ve vicdan sahiplerince çokça dile getirilen bu konu yeniçağ köleliğine giriş kapısıdır. Öncelikle belirtmekte fayda var; bu konunun uzmanı düşüncesine değer verilen birçok insan var ki ‘’Kripto Para denilen şey önce insanları ardından devletleri yok etme üzerine tesis edilmiş bir çalışmadır’’ demekteler. Kurgucular robotik teknolojinin, yapay zekânın var olduğu bir dünyada fazla insana gerek yok diye düşünmekteler. Hatta asıl düşünceleri insanın bu evrende ve özelliklede dünyada bir virüs olduğudur. Ve virüs sistemden temizlenmelidir. Satanik kurgulara göre;Çünkü Reptisatanik tanrılarıda bu dünyaya adem ile sürgün edilmedi mi!?? Dünya yada evren Şeytanın doğal yaşam alanı değil ki o bu üç boyutlu dünyadan bir an önce kaçmanın kurtulmanın peşinde kendi varlıksal alanının yaşamsal boyutuna dönmenin derdinde yani burada ki varlık bir an önce sonlamalı onun için.. Bu da insanoğlunun kendi rızası ile olmalıdır. İnsan kendisi köleliği kabul etmeli ve ardından da imha edilmeli.. Konuyu burada biraz toparlarsak kripto para ve yeni çağ köleliğini kavrama adına.. Bir örnekle devam edelim Mesela elinde nakit parası yada maddi değer teşkil eden bir emtiası yani altını olan insan özgürdür. Şöyle ki banka hesabınızda bulunan 10000 TL paranız varken acil paraya ihtiyaç duyduğunuz bir an da bankaların sisteminin çalışmadığı bankamatiklerin para vermediğini düşünsenize ki bu hepimizin başına bir kez bir şekilde gelmiştir. Paramız orada ama dokunamıyoruz kullanamıyoruz. Bu durum dijital paraya geçildiğin de kat be kat daha çok yaşanır hale gelecek.. Mesela şu anda Çin de hayata geçirilmeye çalışılan ‘’Sosyal Skor ‘’denilen plana göre;Çin hükümeti, toplumun davranışlarını gözetleyip vatandaşları sosyal kredilerine göre sıralayan devasa bir sıralama sistemi kuruyor. İlk kez 2014 yılında duyurulan sosyal kredi sisteminin 2020 itibariyle tamamen kullanıma hazır hale gelmesi bekleniyor. Sistem şu anda milyonlarca insan üzerinde deneniyor. Sistem şu anda parçalara ayrılmış halde. Bazıları belediye meclisleri tarafından yürütülürken bazıları kişisel verilere sahip özel teknoloji platformları tarafından yürütülüyor. Bu sistem de özel kredi puanı gibi, kişinin sosyal puanı da davranışlarına bağlı olarak artıp azalabiliyor. Sistemin tam olarak nasıl işlediği muamma ancak kötü şekilde araç sürmek, sigara içilmeyen yerlerde sigara içmek, çok fazla video oyun satın almak ve çevrimiçi ortamda sahte haber yaymak cezalandırılabilir davranışlar arasında yer alıyor. Çin, sosyal kredi sistemi kapsamında vatandaşların seyahat özgürlüğünü kısıtlamaya başladı bile. Anlatıldığına göre, sosyal kredi puanı düşük 9 milyon vatandaş yurt içi uçuş biletleri almaktan men edildi. 3 milyon kişiye ise trende birinci sınıf bilet alma konusunda yasak getirildi. Sistem tam olarak kullanılır hale geldiğinde özellikle kötü yolcular cezalandırılacak. Potansiyel uygunsuz davranışlar arasında biletsiz şekilde trene binmek, çıkış kapısının önünde oyalanmak veya sigara içilmeyen alanlarda sigara içmek var. Diğer öne sürülen cezalandırılabilir suçlar arasında video oyunlara çok fazla vakit ayırmak, önemsiz şeyler için para harcamak ve sosyal medyada paylaşmak var. Özellikle terör saldırıları veya havalimanı güvenliğiyle ilgili olmak üzere, sahte haber yaymak da cezalandırılabilir suçlar arasında sayılacak. Bir çok haber sitesi incelendiğinde de görülecek ki sosyal skor uygulaması seyahat, eğitim, çalışma gibi en temel özgürlükleri sadece bir tuşa basarak yada birkaç satır kod yazılımı ile engellemektedir. Nihayetin de kişisel olarak dijital parayı da kabul etmek zorun da bırakılacak olan bu insanlar bir müddet sonra tamamen sistemin kurguladığı her şeyi yapmaya mecbur kalacak gibi görünüyor. Tabii bunlardan daha kötüsü ise devletlerin milli paraları diye bir şey kalmayacak. Düşününsenize dünya ekonomik sistemine entegre olmak adına dolar sahibi olmaya çalışan devletler binlerce ton altınını ve değerli madenini yıllarca ABD ye aktardı. Ve bir gün bir an da bu kurgucuların kontrolündeki şirketler Blockchain denilen teknolojinin ürettiği dijital para ile artık satış yapacağım dediği anda her ülkenin elindeki başta dolar olmak üzere kendi milli paraları da sadece ısınmak için kullanacakları bir metaa olmaktan öteye gitmeyecektir. Kurgucunun sistemi ile çatıştığın an da ya da istemediği bir şeyi yaptığın an da bir marketten bir şişe su dahi alamayacak hale gelebiliriz. Sistem zaten kurgusu gereği zombileşmiş uyuşmuş bir toplum tasavvur ettiği için karşı geldiğin anda karşın da teminatörvari polisleri bulabilirsin ve bu polisler ‘’Memur Bey!! iki dakika şuradan bir şey alıp geleceğim’’ dediğin de seninle empati kurmayacak ya da senin onun hemşehrisi olma ihtimalin olmayacaktır.
Velhasıl kelam efendim. Elin Şarlo’su tamtamına 84 yıl evvel bir şekil de bu Kurgucuların bu kurgusunu ifade etmeye çalışmış amma velakin kurgucuyu yermek adına mı kurgucuya selam çakma adına gelecekte planımız bu diye mi bilemiyoruz ama bir şöyle aklımıza gelmiyor da değil hani..
Son sözde yine Değerli Ahmet Yozgat Bey’in ifadesi ve yorumu ile ‘’AHAD OLAN ALLAH’’ ekolünün divaneleri yine insanlığa umut olacaktır. Bir vaha misali çölleşen esfelleşen insanlığın ve vicdanın son şafağın da başı dimdik duracaktır. Arz’ın ve evrenin her yanına Rahmani iklimi yayacak ve haykıracaktır.. Diye dua ve ümit ediyoruz..
Şüphesiz ki her şeyi ve gerçeği, sadece Kudret Sahibi Yüce Allah biliyor

İLHAN BOZOKLU / DERİNDUNYA MEDYA

Benzer Haberler