2000 YILLIK TÜRK DEVLET GELENEĞİ

Düşünceden düşünceye ismi değişen Türk Derin Devlet yapısını biz Kengeş Meclisi olarak değerlendiriyoruz. Daha öncesinin de şüphesiz var olduğu bilinen Kengeş Meclis’i Göktürkler zamanında yeni kurallar ve ideallerle ‘’Yeni Kengeş’’ diyebileceğimiz bir hal almıştı. Meclis’in yeni kurallar ve ideallerini belirleyen isim Vezir Tonyukuk’tu.
Daha öncelerde olduğu gibi, Göktürklerde de derin stratejik kararlar devlet meclisi mahiyetindeki “Kenğeş Meclisi’nde alınırdı. Bu meclis, Göktürklerden sonra kurulan devletlerin derinliğinde de sürdü gitti. Kengeş’, Ecdat Mağarası denilen korunaklı bir yerde toplanırdı. “Devlette hiçbir resmi görevi olmayan meclis ihtiyarları, toplantılarında 1 yıllık, 10 yıllık, taktik kararalar ve 100 yıllık hatta 500-1000 yıllık stratejik kararlar almaktaydı…
Meclisin en önemli işi “tamga vermek” yani bir kişinin ya da boyun, belli bir süre için yöneticiliğini tanımaktı. Kengeş ihtiyarlarının Tamga verme görevi, iki ana düzlemde yer tutmaktaydı.
Birincisi: Zafiyete uğramış olan eski devletin yerine 12 Bozok Boyundan hangisinin devlet olacağını belirlemek… İkincisi: Devlet içinde, hangi Şehzadenin kağan olacağına karar vermekti.

Büyük Strateji kime ait?
Kanaatimce uzmanların ‘’iki bin yıllık yapı’’ hakkındaki tartışmaları bu yapının geçmişteki varlığı ile alakalı değil! Günümüzde var olup olmadıklarıyla alakalı.
Bu hususta fakirin düşüncesi ise; yapının 19. Yüzyılın bitimine doğru maddi/fiziki olarak son işlevlerini, Sultan II. Abdülhamid üzerinden yürüttükleri plan ile yaptıkları ve 20. Yüzyılın ilk çeyreğine kadar bu planlarının adım adım işlediğini gördükleri vakitte tümüyle, adeta ortadan kalkma eğiliminde oldukları yönünde.
Sultan II. Abdülhamid üzerinden yürürlüğe koydukları plan ‘’Turkuaz Ruh Hurucu’’ başlıklı yazımda da belirttiğim plandı. Abdülhamid Han’ın siyasi dahiliği hususunda herkes hemfikirdir. Ancak bu stratejik plan kendisine ait değildi diyebiliriz. Bu planla birlikte;
Yeni yüzyılda yeni bir isimle anılacak Türk Devleti (Türkiye)’in bekası için; Anadolu merkeze alınarak dışarıda kalan Türk toplulukları, üç kıtaya yayılmış Osmanlı toprakları çoğunlukta olmak kaydıyla dünya üzerindeki 42 farklı bölgeye koordinasyonlu bir biçimde yerleştirilecekti. Günümüzde dahi uyuyan hücre misali hala o bölgelerde bekleyenimiz olduğu bilinen bir gerçek. Gün ola hayrola diyerek asıl konuya dönelim.
Abdülhamid ile başlayan süreç bir dönem sonra Sultan Vahdettin’in, Mustafa Kemal’e Samsun’a çıkma görevini vermesi ile devam edecekti. Kurtuluş Savaşı ile birlikte ‘’iki bin yıllık devlet yapısı/geleneği artık tamamen Türk milletinin kanına geçmiş, aklı ve ruhuna işlemişti. Bu arada İslamiyet’teki kopuşlar süratle devam etmekte, sızmalar katlanarak artmaktaydı. Bu durumun Anadolu üzerinde etkili olmaması için ise gereken şey belliydi; önce dışarıdan gelen fiziki baskıyı azaltmak için Halifelik makamı TBMM’nin manevi şahsında gizlenecekti. Daha sonrasında ise Arapça ve Farsça diller ile Anadolu evlatlarının zihnine kazınacak sızıntı dininin önüne geçilmesi adına da Harf İnkılabı yapılacaktı. Yapılanların tek gayesi belliydi; zamanı gelene dek, yeni isimle anılacak Türk Devleti’nin yeni nesilleri Haniflik- Ümmilik ve Turkuazlık noktasında bir avuç kalsalar da kendilerini koruyacak ve zamanı geldiğinde de Nizam-ı alem için mücadelelerini savunma pozisyonundan, taarruza çevirecekti.

Planın günümüzdeki durumu nedir?
Biliyoruz ki bu noktaya kadar anlatılanlar hazmedilmesi kolay olmayan hususlar. Bundan dolayı günümüze gelirken bu ülkede yaşanılanları da tekrar tekrar düşünmek gerekiyor. Düşünmek için hatırlayalım o vakit… Bu ülke ezanların Türkçeleştirilerek anlamsızlaştırıldığı, camilerin ahıra dönüştürüldüğü, tesbihatın dahi gizli saklı yapıldığı günlerden geçerek bugünlere geldi. Dikkatli düşünelim ve günümüze öyle gelelim. Bunca yaşanana rağmen ibadet hususunda yapabildiklerimizi yeniden gözden geçirelim. Mesela namazlarımız! Dinimizin direği olan namazın sapasağlam yerinde duruyor olması… Elbette ki bu hususları Allah’ın bu dini yine kendisinin koruyacağı vaadini göz ardı etmeden düşünüyoruz. Ve diyoruz ki her şeye rağmen din Anadolu evlatlarının genlerinde korundu. Bugün çektiğimiz sıkıntıları göz önüne getirdiğimizde dikkat edin, dinin direği olan namaz ibadeti gibi pratik hususunda hiçbir problemimiz yok diye düşünmekteyim. Sıkıntımız teorikte yani Allah bilgisinde. Zaten yukarıda bahsettiğimiz plan ile korumakta, dinin bu yönüyle alakalıydı. Teorikte sızılmış bir dinden korunarak, gereken zaman kazanıldı ve hatta dinin o duru hali korundu. Hatta hatta son günlerde medyada tavan yapan Kur’an bize yeter, hadisleri tümüyle kabul etmeliyiz tartışmaları hala bu duruluğa yani teoriğe yani temeli ihlas olan Allah tarifine zafiyet vermek için gerçekleştirilen operasyonlardan başka bir şey değildir. Kardeşlerim dikkat edeceğimiz nokta tam olarak budur vurgusunu tekrar yapıyor ve asıl meselimizle alakalı son sözü söylemek için faslı kapatıyorum.

Son olarak iki bin yıllık yapının bugünkü hali için diyebiliriz ki; dün Kurtuluş Savaşı ile Anadolu Aklına evirilen yapı, 15 Temmuz’la birlikte Turkuaz Ruh olarak dirilen ruh ile harmanlandı ve ilk filizini 16 Nisan zaferiyle bizlere verdi. İki bin yıllık bu gelenek bugünde var olduğunu bize gösterdi, uyandı ve yeni imparatorluğumuz için bizim mücadelemizi beklemekte. Defalarca söyledik; devlet bu hususta adımlarını hızla atarken, millet olarak yeni yeni kendimize geliyoruz lakin hızımız çok yavaş!
Bu hususta en azından devlet büyüklerimizin sözlerini iyi takip etmeli, iyi analiz etmeliyiz. Mesela yazımıza sebep olan Cumhurbaşkanımızın ‘’bizimde arkamızda binlerce yıllık devlet geleneği var’’ sözü! Ve ardından Devlet Bahçeli’nin ‘’ Türk devletinin yenisi, eskisi olmaz. Türkiye Cumhuriyeti mesela Göktürklerin, mesela Büyük Selçuklunun devamı, bu çağdaki adıdır.’’ sözü!
Biz anlattık ama her şeyin doğrusunu Alim olan Allah biliyor.

SERDAR TOPUZ / DERİNDUNYA MEDYA

2
Kimler Neler Demiş?

avatar
2 Comment threads
0 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
2 Comment authors
beklenenTuncay bora Recent comment authors
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Tuncay bora
Ziyaretçi
Tuncay bora

Harf inklabı konusunda şerh duşerk mevzuya katılıyorum din hususunda ise büyük bir boşluk meydana geldigi aşikar bozgunculara gün dogdu diye biliriz lakin günümüz sosyo ekonomik durumunu gözönüne alirsak halkın yavaş kaldıgı dogru bir tesbit çünki maddi mücadele had safada çaĺişmas sa sıkıntıda olan bir toplum siyaseti vede siyasetcileri ancak dinledigi haber kaynaklarina göre degerlediriyor. Cemaat ve tarikatlardaki savrulmalar dernek vede vakiflardaki bu maddecilik halkta aldatilmışlık hissi var kizgin vede kırgınlar . Allah bilgisine gelince o apayrı vede uzun bir konu şu an madde herşeyin önüne geçmiş vaziyette

beklenen
Ziyaretçi
beklenen

Allah akıl fikir versin… ne diyelim yani… bu kadar laf et sonunda 16 nisana bağla… ve halkın canı çıksın… İşte şeytanın en büyük oyunu bu. Kendinizi bi haltlar yapıyor sandırarak sizi teslim alıyor. Uyanı ya! Halkın cefa çektiği hiç bir sistem ne tarihe mal edilebilir nede geleceğe.

Benzer Haberler