BAVYERA VE SAKSONYA EKOLLERİ 2

S. Karamağralı
S. Karamağralı

Latest posts by S. Karamağralı (see all)

Dünden devam ediyoruz… Asıl konuya geçmeden önce bu araya, iki cümle daha girelim… Hani deriz ya, “1. Cihan Harbinde, müttefiki olduğumuz Almanlar kaybettiği için biz de kaybetmiş sayıldık.” diye… Ne büyük bir yalan! İşin aslına gelince; bir oldubitti neticesinde, gafil Osmanlı’yı savaşa sokan Almosaksonlar, arazimizde üst üste cepheler açarak, düşmanı buraya çekip savaşı, Türkiye’nin üstüne yıkmış ve Türklerin mağlup olması için elinden geleni yapmıştı. Çünkü o sırada Osmanlı ordusu, tepeden tırnağa Alman subaylar tarafından idare ediliyordu. Türk subaylar ise onların yedekleri durumundaydı ancak hiçbir yetkileri yoktu dense yeri var. Ve böylece koca Türk İmparatorluğunun, düşman ama Cermen unsurlar tarafından yağmalanmasını sağlamışlardı. Bunun karşılığı olarak da kendileri, kuzey komşumuzu yani Rus İmparatorluğu’nu, bir Komünist Devrimle güya mağlup olan devletlerinin vassalı haline getirmişlerdi. İşte, oyun içinde oyun diye buna deniyordu ya da “Matruşka Oyun” böyle birçok yüzlülüktü…
Burada uzun bir soluk alıp kafamızı toplayalım ve asıl konumuza geçelim. Birkaç paragraf yukarıda verilen malumatın arkasından hülasa Anglosaksonlar, 1. Savaşta amcazadeleri olan Almosaksonları bir bakıma kollamış olmaktaydı; düşman olmalarına rağmen… Ve Berlin’in, Çarlık İmparatorluğu’nu iç etmesine göz yummuşlardı. Bu arada Prusya hanedanlığını devre dışı bırakmış ve başta Magdeburglular olmak üzere, soydaşı oldukları Saksonya Hanedanlıklarını, Çar Romanoflar gibi yok etmemiş; onların, Sovyet’in derinliklerinde bulunmasına göz yummuşlardı. Aslında savaşın müsebbibi olan iki Saksonyalılar Anglo’su ve Almo’suyla kazananlardandı. Bavyera’nın kazancı nispiydi. Birinci Cihan Savaşı neticesinde, tam anlamıyla kaybedenler ise Habsburg Avusturya’sıydı. Bu arada tümden ortadan kaldırılanlar ise Türk İmparatorluğu ve Romanof Sülalesiydi. Derinliklerdeki kaybedense Sefarad Yahudileri olarak hissedildi; kazananlar Aşkenazlar oldu. Çünkü bu savaşta Sefaratlar, Kıta Cermenler ile ortaktılar. Aşkenazlar, Anglosaksonların atına oynamışlardı yani muzaffer olan tarafın…
Bavyera her neyse de Avusturya Cermenleri, “İki Saksonyalı”nın derin oyununu fark ettiklerinde, elbette çok kızmışlardı. Çok kızanlardan biri de Sefarad Yahudileriydi. Bu nedenle Avusturyalılar ve Sefaratların ortaklığı ile oluşan “Yeni Savaş Koalisyonu” asla yenilgiyi kabul etmek niyetinde değildi. Ve böylece başladı yeni savaşın tamtamları.
İşte yukarıdaki nedenle planlandı 2. Dünya Savaşı. 1. Dünya Savaşı’nın tek ve temel kaybedeni Avusturya Cermenleri bunun intikamını, her iki Saksonyalılardan çok fena alacaklardı.
Anlaşılan o ki Sefaratlar bu sefer işi sıkı tutmak niyetindeydiler. Bunun üzerine 2. Dünya Savaşı’nın Napolyon’unu, kendi aralarından seçmeye kararlıydı Yahudiler. Bu kararla birlikte, yarı Yahudi olduğu söylenen, hırslı bir adamı, Adolf Hitler’i ortaya çıkardılar. Elbette Hitler, bir Avusturyalıydı fakat siyasetine Bavyera’dan başladı. Hatta orada bir darbe planladı fakat bu hamlesinde başarılı olamadı. Buna rağmen yılacak ve geri duracak tıynette biri değildi. Ve bu nedenle siyasetine devam etti. 1933 yılından Almanya iktidarının sahibi olduğu Weimar Cumhuriyeti’ni yıkarak 3. Reich’kurdu yani 3. Alman İmparatorluğunu… Hitler, savaşı siyaset sahnesinde başlattığı Bavyera’nın arkasından kuzeye yöneldi. Ve Almosakson gençlerini Nazileştirerek, onlardan oluşturduğu ordusuyla birlikte, Anglosaksonların İngiltere’sine aniden yüklendi. 2. Savaş böylece başlamış oldu.
Savaşın arka planını anladığında, kendini bir Almosakson Derin Vassalı olarak hisseden Sovyet Rusya, Hitlerle olan irtibatını koparttı ve Almanlarla yaptığı ittifaka son verdi. Oradan kalkıp diğer Saksonyalıların yanına geçti yani Anglosaksonların. Bu tercih, savaşın sonunu belirlemede, önemli bir rol oynadı. Çünkü Saksonyalı Sovyetlerin kendisini yarı yolda bırakmalarına çok kızmış olan Adolf Hitler, motorin yakan panzerleriyle Moskova’ya yöneldi. Ancak ayazlı Rusya kışını hesaplamış ve böylece Kuzey Savaşı’nı kaybetmek durumunda kalmıştı. Anglosaksonların Atlantik ötesindeki Sovyetleri anlamına gelecek olan Amerika’nın, diğer Cermen devleti olan Fransa üzerinden, Hitler’e doğru yürüdüğünde Güney Savaşı da kaybedilmiş oldu.
Ve 2. Dünya Savaşı’nın görünen kazananı yine ortaklarıyla birlikte Anglosaksonlar oldu. Bu anlamda İngojudik Aşkenazlar da bu listedeydi. Angların kardeşleri anlamındaki Almosakson derinlikte saklı, gizli galipti. Avusturya ve Bavyeralılar kaybetti. Bunların derin ortaklığı olan Sefaratlar da kaybetti.” diyeceğim de diyemiyorum. Çünkü Sefaratlar asla kaybetmez! Savaşın son aylarında, İngo-Amerikalılarla birlikte masaya oturan Seferadlar, Hitlerin Derin Sığınaklarındaki laboratuvarlarında atomu parçalamaya ve ilk Nükleer bombayı üretmeye çalışan Yahudi fizikçileri, daha düne kadar düşman oldukları Pentagon subaylarına teslim edip onları Yeni Kıtaya yani Amerika’ya göndermişlerdi.
Peki, duralım ve soralım… “Sefaratlar bu, satış karşılığında, İngilizlerden ne istemişlerdi?” Tabii ki Kudüs’te 3.Tapınağı inşa etmek… Bir daha soralım: “Peki bu esnada, Adolf Hitler neredeydi?” Tabii ki bu anlaşmanın gereği olarak fizikçileri Amerika’ya yolluyordu İsviçre üzerinden… Sonra da intihar etmiş olmalı… Ne münasebet! Efendim Führer’e verilen görev, 2. Savaşı kurgulamaktı. Kurguladı. Sefaratların, Aşkenazlardan intikamını onları, Auswisch fırınlarında yakarak almaktı. O intikamını da aldı. En sonunda da Nükleer Fizikçileri, kendi eliyle kazanan tarafa teslim etti ve görevini tamamladı. Daha ne yapsın? Sonra da kendi yerine intihar eden benzerinin yerde yatan cesedine son bir kez bakıp sığınaktan çıktı. Bir denizaltı ile birlikte Latin Amerika’ya kaçırıldı. Elbette bu esnada yanında CIA’nın ajanları vardı galiba. Durum bu… Allahualem…
***
Savaşın sonunda Almanya ikiye bölündü: Almosaksonların payına Doğu Almanya düştü. Ve buna bağlı olarak, yeniden oluşturulan Sovyetler Birliği’nin derin İdaresi verildi kendilerine. Buna karşılık Bavyera’ya zenginlik sözü verildi. Avusturyalılar ise küçük ve dar bir çerçevenin içinde tecrit edildi. Siyaseten pasifleştirildi ve dünyanın bağımsız devletlerinden biri haline getirildi.
***
Son bir bölüm daha ekleyelim yazıya… Dönmüş, dolaşmış ve “İki Yahudi Düşman Kardeşliği” İngo Saksonların şemsiyesi altına girmişlerdi. Fakat onların aynı şemsiye altında bulunmalarının imkânı yoktu. Bu nedenle İngiltere, bunlardan birini vahşi doğaya terk edecekti. Savaşın görünen kazananlarından olan Eşkenaziler, tek vazgeçilmezlerini almak için İngilizleri sıkıştırmaktaydılar. Bunun üzerine Londra, savaştan iki sene sonra Aşkenazlar adına, BM’den kendi “Siyon Devleti”ni kurma izninin çıkarttırdı. Fakat onlara 3.Tapınağı inşa izni vermedi. Çünkü İngilizler, bu hususta Sefaratlarla anlaşmıştı. İki Yahudi’ye iki parmak bal… Bunun üzerine İki Yahudi, memnuniyetsizliklerinin dışa vurumu anlamında, duruma itiraz ettiklerinde İngiltere, onlara, “Seçilmiş Devlet”i, Aşkenazlar için kurgulayacağını ancak Tapınağı, Sefaratlara inşa ettireceğini söyledi. Geldiğimiz zaman dilimi itibariyle Aşkenazlar Siyoncu Devleti, çoktan kurmuş durumdalar malum. İçlerindeki ukdenin hayata geçmesi noktasında, “İsrail Oyuncağı”yla epey bir zamandan beri oynayagelmekteler. Lakin onlar için geri sayım bitti ve vakit doldu.
2016 yılının Sonbaharında yapılan Amerikan Seçimlerindeki yanlış kararları sebebiyle Londra’nın gözünde, Siyonizm ve Siyonistlerin devri, kesinlikle kapanmış oldu. Aslında, İngiliz ile Siyonistlerin ortaklığının bitiş tarihi 1948’di. Ta o zaman ortaklıktan düşürülmüştü Aşkenazlar. Sadece geri sayımdaydılar. Hitler’in Nükleer Fizikçilerinin Amerika’ya kaçışı ve arkasından atom bombasının patladığı esnada anlamışlardı; Londra’nın “Can ve İman Düşmanları”nı tercih ettiğini… Ancak o esnada, yapacak bir şey yoktu. Ya da vardı; kendilerini çöle postalayan İngiliz’e rağmen, orada yerleşik kalmanın argümanlarını enstrümanlarını oluşturmaya başladı. Ve çölün gizli nükleer ülkesi haline geldi. Şu an arkasını dayadıkları sağlam kaya Negev Çölünün altında inşa ettikleri Dimona Nükleer Üssü…
“İsrail Oyuncağı”yla oynama sırası, şimdi Sefaratların… Yani takvim, Süleyman Tapınağının üçüncü inşa dönemine geldi, dayandı. İşte, bu nedenle daha önce söylediğimiz gibi İsrail el değiştirmek üzere. Ancak bunun o kadar kolay olmayacağı anlaşılıyor. Çünkü Siyonistler, kendilerine biçilen, “Londra İmzalı Kader”e kafa tutmakta ve dünyayı “Atom Savaşı” ile tehdit etmekte… Ortadoğu krizinin çözülmesine asla müsaade etmeyeceklerinin işaretlerini, bu yüzden vermekteler… Ancak Sefaratların da aceleleri var. Bir an önce, Tapınağın üçüncü inşasına başlamak istiyorlar. Tabii ki dinlerinin ve imanlarının gereği olarak…
Şu an… İki Yahudi’nin kaprisinin ortasında kalmış olan İngiltere’nin başı, çok büyük bir belada diyebiliriz. Londra, Trump üzerinden kurduğu “Yeni Amerika Konsepti”nin orta yerinde düşman Teyze çocukları Stuartların Demokrat siyasetinin, “Return Hamlesi”yle karşı karşıya kaldı. Bu nedenle Washington kalesi düştü, düşecek durumda. Yani Siyonistler kendi lehine ve Demokratlar eliyle Amerika’yı yeniden ayağa kaldırıyorlar. Hem de Arapların parasıyla. Buna karşı Londra’nın yeni hamlesi, 2018 Ocağının ortasında yayınlanan “Ateş ve Öfke” kitabıyla geldi. Amaç Trump’ı azl etmek…
***
Ve sonuç… İngiltere, bunca planı kurguladı da ancak ne Musa’ya ne de İsa’ya yaranmış durumda değil. Aşkenazlar, Siyon Devletini kurduktan kısa bir süre sonra, 21. Yy’da başlarına neyin geleceğini çözdükleri için göç hazırlığı yapmış ve yatırımlarını Çin’e kaydırmaya başlamıştı. Bu hamleyle günümüzdeki “Sarı Devi” inşa etmiş oldular. Lakin Londra’nın Kuşak ve Yol Projesiyle o kaleleri de düşmek üzere. Dolayısıyla şimdilerde ortalık yerdeler. Yeni bir göç adresi aramaya başladıkları belli. 21. Yy. çıkışlarını nereden yapacaklar? Bu henüz açık değil.
Diğer Yahudi anlamında Sefaratların durumu da onlara benzer… Gittikçe zorlaşan Üçüncü Tapınağın inşasından umutlarını kesmiş olarak Sefaratlar da kendilerine yeni bir ortak bulmak üzere gözlemlemedeler. Öyle anlaşılıyor ki epeyden beri Hindistan üzerinde çalışıyorlardı. Fakat Kast Sisteminin pasifleştirici özelliğinden ötürü istikballerinin, Hindular olamayacağı kanaatine varmış olmalılar. O halde çıkışlarını nereden yapacaklar? Bu da henüz belli değil.
Burada durup soralım… Mesela İki Yahudi’nin 21. Yy. çıkışları “İki Almanya” yani Bavyera ve Almosaksonya üzerinden olabilir mi? Bilmiyoruz! Elbette, bu konuda bir takım tahminlerimiz var. “Onları da yeri geldiğinde söyleriz; İnşallah!” diyelim!” Ve bu konuyu böylece tamamlamış olalım. Tabii ki anlattık bir masalımızı daha. Ancak hükümsüz… Çünkü işin hakikatini ve iç yüzünü sadece Aliym olan Allah biliyor…
***

SEYDAHMET KARAMAĞRALI / DERİNDUNYA MEDYA

Benzer Haberler