PARLAYAN KILIÇ KARŞISINDA VENEDİK ELÇİSİ

F. Hamid Çeliktaş
F. Hamid Çeliktaş

Latest posts by F. Hamid Çeliktaş (see all)

Yavuz Sultan Selim devrindeyiz. Bu sırada, İstanbul’a bir Venedik elçisi gelmişti. Herkesin, cihanı titreten Osmanlının ulu padişahını görmek isteyip de göremediği bir devirdi. Elçi, günlerce bekledikten sonra Yavuz Sultan Selim Han’ın huzuruna kabul edildi. Yapılan görüşmenin ardından, dışarı çıktı. Osmanlı sultanının haşmetinden çok etkilendiği belliydi. Elçi, Ulu Sultan’la görüşmesinin ardından ülkesine geri döndü. Venedik’teki üst düzey yöneticiler başta olmak üzere herkes, Osmanlı sultanının nasıl birisi olduğunu öğrenmek istemekteydiler. Devletin ileri gelenleri, İstanbul’dan dönen elçiye, dünya sultanı Yavuz Selim’in nasıl birisi olduğunu sordular. Elçi, ezilip büzülerek: “İnanmayacaksınız ama…” dedi. “Yüzünü göremedim.”
Sultanı merak edenler, elçinin bu sözü karşısında oldukça şaşırdılar: “Sultanın huzuruna girdiğin hatta birkaç adım uzağına kadar vardığın hâlde yüzünü nasıl göremedin?” diye sordular. Bunun üzerine elçi gerçeği itiraf etmek zorunda kaldı: “Kılıcı öyle parlıyordu ki…” dedi. “Gözlerim kamaştı. Bu nedenle sultanın yüzüne bakamadım.”
Venedik elçisinin bu sözleri, döndü dolaştı İstanbul’ ulaştı. Hatta Yavuz Sultan Selim’in kulağına kadar geldi. Bir üst düzey toplantı sırasında elçinin bu sözleri, Yavuz’a arz edilince cihan padişahı gururlandı. Önünde el pençe divan duran devlet görevlilerine döndü: “Unutmayın ki paşalarım…” diye seslendi. “Osmanlı’nın kılıcı parladığı sürece düşmanların başı daima önde olur, gözleri kamaşır, çevrelerinin göremezler. Ama Allah korusun, o kılıç kınına girer de paslanmaya başlarsa… İşte o zaman, yerde sürünen küçük kafalar yavaş yavaş dikleşir ve gün gelir, kendisini bizimle eşitler, yüzümüze bakmaya başlar.” ***

FARUK HAMİD ÇELİKTAŞ / DERİNDUNYA TARİH ANEKDOTLARI

Benzer Haberler