DERİNDUNYA ANALİZLERİ ve BELGE

Makalelerimizi okuduğu anlaşılan Sevgili Mehmet Duman Gülay diyor ki: “Bu bilgiler, gerçek mi? Neye göre yazıyorsunuz? Bizde, Çepni ağzıyla ‘Bildir geçer!’ derler.”
İnternet lemine çıktığımız günden beri kardeşlerimiz, yukarıdakine benzer sualler sorar ve hep söylerler: “Bir de belge koysanız…” diye… Efendim; bildiğiniz gibi fakir, tarih temelli konuşan biriyiz. Yani ortaya koyduğumuz makalelerin temel belgesi tarihin sarı sayfalarıdr… İşleme esnasında; o sarı sayfalardan aldığımız bir takım Tarihi olayları ya da tarih bilgilerimizi, günümüz Siyasetiyle eşleştirmeden/ayarlamadan önce, hususi/özel bir “Tarih Siyaseti Filtres”nden geçiriyoruz yani “Tarihin Felsefi Çöplüğü”nde “kaçak” çalışıyoruz ya da tam ve açıklıkla söylemek gerekirse bir “Tarih Dedektifliği” yapıyor ve vakti zamandaki siyasetin parmak izlerini takip ediyoruz. Ve böylece bir “Hususi Tarih Felsefesi” Hatta bir “Özel Tarih Kuramı”nı oluşturmak üzere, bir dolu Argümanı, Konsolide ederek yeniden kurguluyoruz, arkada kalan birçok şeyi ve onunla da günümüzü analiz ediyoruz.

Burada, sözü edilen “Hususi Tarih Felsefesi”nin ışığı altında ancak söylediklerimiz fakire ait. Yani “Özgün” şeyler… Yahut ilk defa dillendiriliyor ya da Literatüre yeni girmekte.

Dolayısıyla söylediklerinizin kanıtı, fakirin kendisi… Ortaya konanların daha öncesi yok ki “Filancanın yazdığı gibi…” diyerek, ona ek yapalım. Ama belki, bundan sonra, konularımıza aklı yatanlar, buradan başlayarak, yeni bir yorum yaparlarsa fakiri referans göstermek durumundalar. Ama bizim referans göstereceğimiz bir önceki kişi, hemen hemen yok. Neredeyse tüm makalelerin bir öncesi, sadece temel tarih bilgileri ya da Anonim Data… Ki onlar için de tarihin belgeciliğ ortada… İsteyen açıp sözü edilen sayfalara bakabilir. Yoksa fakir, tarihten aldığımız her şeye; mesela ‘Uzunçarşılı Tarihi… Sayfa 318….” diye dipnotlar düşemeyiz. Zira uzun hayatımızın değişik zamanlarında topladınız bilgileri, hangi tarihi adresten aldığımızı da zaten unutmuş durumdayız. Yani bu enstrümanlar, beynimizde, genel tarihi bilgiler haline gelmiş ve anonim olarak depolanmış durumda. Fakir, kafasındaki bu genel bilgilerden hareketle ve ilk defa özgün bir tarih yorumu yaparak çıkıyoruz karşınıza.

Yukarıda söylediğimiz gibi tarihi kaynaktan döşenen boruyla getirilen bilgilerin, çeşmenin lülesinden aktığı noktadan itibaren kaynak fakir. Yani bu durumda; “Belge/fatura gösterseniz!” diye sormak anlamsız kalır” dediğimiz gibi belge, temel tarih bilgileri ve günümüzdeki haberler… Aradaki yorum kısmı fakire ait ve özgün. Dolayısıyla belgenin sahibi bizatihi fakirin kendisi…

Örnek vermek gerekirse… Günümüz Siyasetini “Hanedanlar” üzerinden yorumlama işi, fakirin ortaya attığı bir yöntem olarak girdi yazın hayatına. Bu nedenle makalelerinde son zamanlarda hanedanlar konusundan bahseden yazarların, yazılarının altına yazılan yorumlarda birçok yorumcu, fakiri işaret ederek; “Bu konular Ahmet Yozgat’a ait!” diyerek… Yani sözünü ettiğimiz yazarlar, bu kabil yazılarında; Derin Cermenleri, Hanedan Gruplarını, İki Yahudi’yi, En Derin Hiksosları, Devletlerin İkili Hallerini ve benzeri bir dolu Özgün koyunu kullandıklarında, fakiri referans göstermek durumundalar. Yoksa eloğlu çıkar; aynen, şöyle yazar; “Bu bir intihaldir!” Yani “Çalma çıkmadır!” diye… Yine de yanlış anlaşılmaya… İnanın herkese hakkımız helaldir. Çünkü bilginin sahibi, bizatihi Allah’tır. Dolayısıyla fakirin aklından ve ağzından çıkmış da olsa tüm yazdıklarımızı söyledikleriniz, “Anonim Data” olarak insanlık müktesebatına dahil olur.
Bu durumda… Yukarıdaki suale benzer sorular aklına gelen kardeşlerimize diyoruz ki… Makalelerimizde kaynağın başı tarihe, ortası Ahmet Yozgat’a, sonrası günümüzdeki Siyaset ve Siyasi hadiselere ve ondan sonraki yorum da yine, Ahmet Yozgatlıya belgelenmeli…

Girizgahı toparlamadan, şunu da eklemek İsteriz ki… Çalışmalarımızda ortaya konan salt bir düşünce; dolayısıyla laboratuvarda gözlemlenerek ispatlanmamış, bir Teori/bir Tezdir hattı zatında… Yani Bilimsel bir Teorem ya da Postulat değil bizimkisi. Bu nedenle kardeşlerimiz; önce, yazdıklarımızı okumalı, aklına yatıyorsa kabul etmeli; yatmıyorsa etmemeli. Ve kalkarak; aklının yattığı sulara gitmeli ve oralardaki yorum deryasına yelken açmalı bizce. Çünkü bu deryadaki tez, bizim doğrumuz; okuyan ya da dinleyenlerin yanlışları olabilir. Bundan da alınmayız/gücenmeyiz. Zira bizim, kimseyi kendimiz gibi düşündürmek hususunda bir arka planınız yok hatta kimse bizim gibi düşünmeye zorlamamalı kendisini. Çünkü sorumluluk zor zanat; bu yüzden, almak istemeyiz. Burada fakir; sadece, kendi sorularımıza bulduğumuz tahmini cevapları, toplumun ortak malı haline getiriyoruz internet aracını kullanarak. Bu bağlamda şuna da inanmanızı istiyoruz… Karşınızda, samimi bir adam konuşuyor sizinle vallahi… Bu itibarla yazılan ya da konuşulanları kabul eden eder; etmeyenler ise kapıdan çıkmadan önce -sağ tarafta çöp kutusu var-” oraya atar gider. Tekraren; alınmayız, gücenmeyiz. Ve ortaya koyduğumuz konuları, tartışma niyetinde olmadığımızı da biliyorsunuz; maksadımız, sadece dilimizin döndüğünce bilgilendirmek; elimizin kaabiliyeti nispetice yeni ufuklar açmak… Dediğimiz gibi verdiğimiz bilgilerin, bize ait olan yani yorum kısmının doğruluğu, yanlışlığı konusunda da bir senede sahip değiliz. O nedenle her söylediğimizin sonunda diyoruz ya… “Fakir, böyle konuşuyoruz da işin hakikatini Aliym olan Allah biliyor. Yani siz, hakikate ulaşmak için Yüce Allah’a müracaat ddiniz. Zira biz de öyle yapmaktayız.
***
Yukarıdaki girizgahı yazmanıza aracı olan kardeşimiz/kardeşllerimizden farklı düşünenler de var hakkımızda. O halde, onların kısa kanaatlerini de ekleyelim, teşekkürlerimizle birlikte… Mesela Sevgili Bir Fakir, “Hikaye tadında realite.. vakti olan buyursun!” diyor Derindünya ile ilgili olarak… Yine onun gibi Fatma Gök kızkardeşimiz, “Tarafsız; yalnızca doğrunun tarafından bakmaya gayret eden, nokta atışı öngörüleriyle bağımlılık yapan sayfa…” demekte tüm nezaketiyle. Sevgili Faruk Badıllı ise, “Çok çok istifade ettim! İnşallah, bizi mahrum bırakmazlar. Çünki ilmin de zekatı vardır.” diyerek fakiri görevlendiriyor anlatma ve bilgilendirme hususunda. Yine sevgili Ahmet Karaöz, DerinDunya’yı 5 yıldızla değerlendirdikten sonra lütfediyor… “Geleceğe güvenle yelken açmak, Derin Dünya’larda boğulmadan yol almak istiyorsak, rotayı derin tarih ve siyaset üzerinden yapmalıyız. Engin bilgi, tecrübe ve yorumlarıyla rotamızı belirlemede ufuk çizgimizi genişletmeye vesile oldukları için şahsım adına çok teşekkür eder saygılarımı sunarım.”

Sevgili Süleyman Örnekci, “Tarihin derinliklerinde farklı bir bakış açısı ile gerçek tarihin izlerini sürerek derinliklerine inebilme imkanı bulmuş Ahmet Yozgatlıyı, uzun zamandır takip ediyorum. Buluştuğumuz noktalar olmasına rağmen; göremediğimiz bir çok yerleri, görme imkanına kavuşmuş bir kişi Tarihi, dini, siyasi, mistik yönleri ile… Hikmet nazarıyla bakış ve öz firasetle yorumlayıp değerlendirme, her kişiye nasip olmaz… Takip etmenizi öneririm.” deme lütfunda bulunuyor. Yüce Allah, cümlemizden razı olsun!
***

AHMET YOZGAT / DERİNDUNYA MEDYA

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir

Benzer Haberler